Cumhuriyet Halk Partisi görünürde tarihinin en
çalkantısız, en durgun dönemini yaşamakta.
Lakin bu partide içten içe bir kaynama söz konusu.
Fokurtu sesleri dışarıdan duyuluyor. Böyle giderse çok sürmez, büyük bir
gürültü duyabiliriz bu partide. Son kurultayda yaşananlar oldukça dikkat
çekici. Parti tabanında karşılığı olan isimlerin MYK ya girememesi burada iç
barışın bozulduğunun en büyük işareti sayılır. Ana muhalefet partisinde yaşanan
gelişmeler, partiye yeni bir müdahalenin daha yapılacağının belirtisi olarak
görülüyor.
CHP ye müdahalenin ardı arkası kesilmiyor. Bilindiği gibi
2010 yılında Deniz Baykal beklenmedik bir şekilde Genel Başkanlıktan
uzaklaştırılmıştı. Partinin kara kutusu konumundaki dönemin genel
sekreteri Önder Sav ın da Baykal la birlikte partinin dışında bırakılması
sıradan bir olay değildir. Hiç şüphesiz ki, son zamanların en kapsamlı
müdahalesi Deniz Baykal ve ekibine yapıldı. Yönetici kadro, neredeyse baştan
aşağı yenilendi. Demek ki yapılanlar kâfi gelmedi. Arkasından Kemal
Kılıçdaroğlu na yönelik bir deneme yapıldı, fakat plan tutmadı.
Becerebilseydiler, uzun zamandan beri allayıp pulladıkları Mustafa
Sarıgül ü CHP nin başına oturtacaklardı, olmadı. Bilmem sizin de dikkatinizi
çekiyor mu Şu sıralar Sarıgül den hiç bahseden yok. Zavallı Mustafa Sarıgül,
CHP ye Genel Başkan olmak için yola çıkmıştı. Gelinen nokta kendisi için çok
hazin oldu. Öyle ki, uzun zamandan beri elinde tuttuğu Şişli Belediye
Başkanlığı ndan da oldu. İşi bitti, kenara konuldu.
Sırada MHP var. Bu partiye de müdahale etmek istiyorlar.
Yeri gelmişken söylemeden geçmeyelim: Aynı çerçevede ilk ve esaslı müdahalenin
peş peşe Refah kadrolarına yapıldığını belirtmemiz lazım. Özelde Ortadoğu,
genelde dünya yeniden kurulurken, Türkiye gibi önemli bir ülkede siyasetin de
yeniden dizayn edilmesi düşünülmemiş olamaz. Bu şekillenme küresel
emperyalistlerin arzuları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Ancak konumuz bu
değil.
Biz gene CHP ye dönelim.
Mustafa Sarıgül olmadı, size Selin Sayek Böke verelim
der gibi bir durum var ortada. Bunun tutup tutmayacağı bilinmez. Fakat
deneyecekleri muhakkak. Cumhuriyetin banisinin partisinde kurucunun resminin
indirilmesi öyle sıradan bir olay olmasa gerek. Türkiye nin hiç bir ciddi meselesinde
çözüm önerileriyle gündeme gelmeyen koca parti, bugünlerde hiç olmayacak bir
konuyla çalkalanıyor. Bütün bunların planlı olması büyük ihtimal.
Neden Selin Sayek Böke
Bu kadın siyasete hızlı girdi ve aynı hızla yükselmeye
devam ediyor. Şimdilik partide Genel Başkan Yardımcısı. Son kurultayda
delegeden en çok tercih alan üye olarak MYK ya girdi. Kurultay sonrası
kendisine Genel Başkan Yardımcısı sıfatının yanı sıra bir de parti sözcülüğü
görevi verildi. Her daim kameraların karşısında olacak. Burada piştikten sonra
potansiyel Genel Başkan adayı olarak görücüye çıkar. Şimdilik plan tıkır tıkır
işliyor.
Geçen sene gizemli Bilderberg toplantısına katılması,
Selin Hanım ın iddiasını en çok artıran neden olarak görülebilir. Ayrıca, yurt
dışı eğitimi, okuduğu okulun kimliği ve görev yaptığı kurumlar hiç yabana
atılacak şeyler değil.
Evet, Selin Sayek Böke hızlı adımlarla CHP Genel
Başkanlığına yürüyor. Asıl soru şu: Bu hamle ile CHP de sular durulacak mı,
yoksa kaynama devam mı edecek İşin sonucunu bekleyip göreceğiz.