CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, askeri darbelere karşı savunmanın sivillerin görevi olduğunu belirtti ve Eğer bu ülkede darbe olursa tankın önüne önce ben çıkacağım. Artık darbeden bu ülke çok şey çekti. Yeter artık demenin zamanı dedi.

Ama durun bir dakika!

Kemal bey böyle söyledi ama maalesef inandırıcı değil...

Neden!

Çünkü CHPnin mazisi tüm zamanlarda askeri darbelere en fazla destek veren parti özellikleri ile dolu...

Maalesef...

27 Mayıs askeri darbesinin arkasında CHP olmasaydı o darbe kolay kolay yapılamazdı!

Geçtik bunu...

Şayet tüm dönemlerin en milli şefi İsmet Paşa, örtülü de olsa, üzeri kapalı/kapaklı, azıcık karşı çıksaydı 27 Mayıs darbesinin ardından Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan darağacında idam edilir miydi

Bunu da geçtik...

Gel, gel Adnan, daha yakınlara gel! seslerini duyar gibi oluyorum...

Gelelim bakalım...

28 Şubat sürecinde neler yaşandığını bir hatırlayınız!

Milyonlarca kişinin yasa dışı yollarla fişlenmesi...

Binlerce memurun yasalar hiça sayılarak işlerinden edilmesi, atılması...

Bunların da ötesinde seçilmiş bir Başbakanın, merhum Necmettin Erbakanın antidemokratik yöntemlerle koltuğundan alaşağı edilmesi...

Sahi, Erbakan zor kullanılarak istifa ettirilmesinin ardından Çankaya sakini yeni Hükümeti kurma görevini teamüller gereği neden Çillere vermedi de Mesut Yılmaza verdi

Ve tüm bu haksızlıklar, mağduriyetler yaşanırken bugün tankın önüne ilk ben çıkarım diyen Kemal Kılıçdaroğlu ya da onun temsil ettiği zihniyet ne yapıyordu, acaba

Hiiiiç!

Kızmayınız, geçtik efendim!

Daha yakınlara gelelim...

Meşhur 367 Krizi...

Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlunun gündeme getirdiği görüşe göre, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna Anayasanın 102nci maddesine göre en az 367 milletvekilinin katılması gerekiyordu ya...

2007deki o günleri hatırlayın...

TBMMde Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyor...

Daha sonra her ikisi de sandığa gömülen Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu ile Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar seçimler için Meclis Genel Kuruluna girmeme kararı almışlardı ya, hani...

367 sayısı da haliyle bulunamamıştı...

CHP işte tam o esnada ne yaptı

Her zaman yapığı gibi, koştura koştura Anayasa Mahkemesine gitti!

Lütfen es geçmeyiniz...

Tam da o günlerde bir bilek, afedersiniz bir kaset darbesiyle görevinden istifa etmek

zorunda bırakılan dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Grup toplantısında ne dedi:

"Anayasa Mahkemesi bu seçimi iptal etmezse kaos çıkar"

Merak ediyorum; 28 Şubat sürecini masaya yatıran savcılar ya da Mecliste kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu Baykalın o günlerde sarfettiği bu cümlelerin kaynağına da inecek mi acaba

Geçiniz efendim, biraz daha yakınlara geliniz...

27 Nisan e Muhtırası...

Muhtıranın yayınlandığı gece CHP sözcülerinin sergilediği tavrı gözünüzün önüne getiriniz...

Grup Başkan Vekili Mustafa Özyürek, Bildirinin bir Muhtıra niteliği taşıdığını açıkladı...

O gece sabaha kadar süren yayınlarda CHP sözcüleri beşlik simitleri andırıyordu...

Ama iktidar Muhtıranın karşısında sıkı durdu... E-darbe geri tepti...

Şimdi Kemal bey diyor ki, darbe olursa tankın önüne ilk ben çıkacağım..

Geçiniz....

Geçiniz....

Ertuğrul Özköke zor soru!

Önceki gün Ersoy Dedenin TRT Radyoda hazırlayıp sunduğu "Ersoy Dede ile Haber-Yorum" programına katıldım...

Ağırlıklı gündem 28 Şubat süreciydi...

28 Şubat sürecine destek vermesi ile bilinen Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkökün yazdığı bazı yazıları hatırlatarak kendisine şu soruyu yönelttim:

"28 Şubat süreci haksızlıkların, büyük mağduriyetlerin yaşandığı bir dönem. Milyonlarca kişi fişlendi. Binlerce insan haksız bir şekilde işinden oldu. En önemlisi de seçilmiş bir Başbakan görevinden alaşağı edildi. Problemli bir dönem nereden bakarsanız. Bu sürece destek olmak ne anlama geliyor Ben, tutun bu gazeteciyi gözaltına alın, tutuklayın demiyorum ama bunun nedenini sormak gerekmez mi Tamam rövanşist olmayalım, intikam duygusu ile yaklaşmayalım ama yapılan bunca haksızlığın hesabı sorulmayacak mı Bu sürece destek verenler en azından yanlış yaptık, hatalı davrrandık diyemezler mi "

Özkök bu soruya cevap verir vermez kendi bileceği bir iş.. Ama kamu vicdanında bu soru tüm varlığıyla duruyor.

Programda Çevik Birin Emniyette sorgulaması esnasında 5 vakit namaz kıldığı da gündeme geldi...

Bu konuda görüşüm net: Çevik Birin hangi saikle namaz kıldığını bilemeyiz. Samimi de olabilir. Bunu yargılamak doğru da değil.. Ama şu soruyu sormak da heralde hakkımız: Madem böyle dindar biri idiniz... O halde ordudan namaz kıldığı için atılanlara ne demek lazım 28 Şubat sürecinde dindar olduğu için işlerinden olanları nereye koyacağız

NOT:  Bugün 22 Nisan 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni, Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 3 ay 22 gün eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz...