Türkiye nin veya bir bütün olarak Ortadoğu daki Müslüman
toplulukların içinde bulundukları durumu tanımlamak ve bunlara çözümler
üretmek, bugünün koşullarında ve mantığında o kadar zor ki. Cumhurbaşkanlık
seçimi sürecinin gösterdiği genel tablo bu sorunun nasıl bir çıkmaz olduğunu
gösteriyor. Ama bir bakıma bir çözüm yolu olabileceğini de.
Müslümanların içinde bulunduğu durum iki yakası bir araya
gelemeyecek kadar büyük sorunlar içeriyor. Laik devlet anlayışını savunan ve
bunu ısrarla vurgulayanlar geçen şu kadar yıl içinde halkın büyük kesiminin
nasıl baskı altında tutulduğu, kimsenin memnun olmadığı, paramparça bir duruma
dönüşüldüğü gerçeği görülmek istenmiyor. Türkiye gibi yüzyıllar devlet
yönetiminde ve birlikte yaşama geleneğinden gelinmesine karşın Cumhuriyet ile
birlikte sadece belli bir kesimin gözetildiği, Batıcı ruhu kabullenmişlerin,
Batı ya teslim olmuş olanların bir diğer ifade ile beyaz elitlerin,
azınlıkların üstün olduğu bir dönem yaşandı. Şimdi o açmazlar vahim sonuçları
yaşanıyor. Kürtler, sahih ve halis bir Müslüman topluluk ve kavim iken, onların
asimile edilmeleri düşüncesinin patlağı çok ağır oldu ve Türkiye bunun altından
kalkamıyor. Halkı Müslüman olan bu milleti tek partili veya çok partili baskılı
dönemde bir yere kadar tutabildiler. Azınlıkların daha özgür olduğu gerçeği
unutulmamalı. Dersim olayıyla başlayan bastırma, sindirme, sürgünler de
unutulmamalı. Daha sonra yaşanan Maraş ve Çorum olaylarını da anımsarsak,
sorunun ne denli büyük olduğu anlaşılır.
İttihatçı jakoben yönetim bir yere kadar direnebildi.
Tabii bu arada bazı kesimler gözetiliyor gibi görünse de bu jakoben laik çatı
kat çoktan çöktü. Şimdi başka sorunlar var. Şu Cumhurbaşkanlık seçimini hangisi
kazanırsa kazansın sonuçtan kimse memnun kalmayacak mutlu da olmayacak.
Şimdi bu laik jakobenler yeni bir yol deniyorlar
-çözümsüzlükten tabii- biraz Müslüman, biraz laik gibi görünen, hanımının başı
örtülü olsa da olur olmasa da, yumuşak başlı, yönlendirilebilir, güdülebilir
biri aranıyor. Bu tip elbette büyük sermayeye asla karşı çıkamayacak,
egemenlere boyun eğecek, Abede-İngiliz-Yahudilerin güdümünde Arap sermayeli
kesimin de kabulünden geçecek biri. E, bu çatı katı adayı da kabul görmüyor
büyük bir kesim tarafından. Birazlar da yetmiyor. Çünkü Kürtler yollarını
çoktan ayırdılar, Alevilerin bundan rahatsız, laik jakobenler isyan içinde. O
zaman bu tip ölü doğmuş bir çıkış.
Diğer taraftan muhafazakâr demokrat aday da benzer
durumda. Diyelim ki %50 nin üzerinde oy alınarak seçilsin. Diğer kesim çok mu mutlu
olacak Çünkü çok sertleşen ve gerilen bu ortam bu oluşun çıkışını da çözümsüz
bıraktı. Mısır gerçeği yaşandı. Egemenler halkın seçtiği bir adayı alaşağı
ediverdiler. Zaten, yüzünü Batı ya çevirmiş Batılı kavramlarla var olma
çabasında olan, daha Müslüman olanlara da bir yere kadar tahammül ediliyor. AB,
BOP, NATO, Abede-İngiliz-Yahudi baskıcı egemenlerin güdümü zaten çıkmazı
belirliyor. İktidar gücünü eline geçiren sadece kendi yandaşlarını kolluyor,
eşit davranılmıyor. Bu, ister sağ, ister sol, ister muhafazakâr demokrat olsun,
asla değişmiyor. Her iktidar kendi yandaşını zenginleştiriyor diğer tarafı
mahrum bırakıyor. Üniversiteyi bitiren bir genç yeteneğiyle ağzıyla kuş tutsa
bile bir yere tutunamıyor. En acı gerçek budur ne yazık ki.
Türkiye iyi bir yoldaydı. Fakat bu şans kaçırıldı. Belki
mutsuz bir kesim olacaktı bu artık gelinen bu noktada kaçınılmaz ama artık
sorunlar derinleşti, ayrışmalar giderek çoğaldı.
Bunu, bütün İslâm dünyasına uyarlayabiliriz ve bunun
üzerinde düşünebiliriz. Laik jakobenler kabul etse de etmese de Osmanlı Devleti
döneminde bu kadar farklılıkları bir arada tutan, ne kılıç zoruydu ne de
baskıcı bir yönetim anlayışı.
Her şeyden önce İslâm ın ruhunda var olan adalet, hak
bilirlik, eşitlik, gözetirlik önemli. Gayrimüslimler yüzyıllar boyunca hiçbir
isyana, ayaklanmaya kalkışmadan ve hatta bastırılmadan birlikte yaşamışlardır.
Yahudiler en zor zamanlarında koruma altına alınmışlardır.
Bütünü kucaklayacak, hiçbir ayrıma gitmeden İslâm milleti
bilinci içinde büyük bir oluş gerçekleşmedikçe sorunlar asla çözülemez. Bunun
tek yolu adalet ile olur. Bir kesimi diğerine üstün tutmadan, her bireyin,
kesimin hakkını gözeterek sağlanabilir.