Sn. Cumhurbaşkanı faizle ilgili, AB, ABD ve BM ile alakalı fevkalade ileri şeyler ifade ediyor. Sözünü esirgemeden, ağzına geleni sayıp söylüyor. 

Erdoğan’ın ifadeleri hafife alınacak cinsten değil. Kaynağı nedir, kimlerle ittifak halinde, orasını açıklamadığı için bilmiyoruz! Yani, demem odur ki: “Şanghay İşbirliği Örgütü” derken, kimlerin safına dahil olduğunu da vatandaş henüz anlamış değil!

Bu durum daha ne kadar devam eder, orası meçhul. Bekleyip göreceğiz. Tabii, direksiyon kırdığı bu yol, Tayyip Bey açısından yeni sayılır. Önceki yıllara göre tam tersi bir durum söz konusu. Bundan 15 sene önce, yeni kurduğu partisinde, çevresiyle birlikte farklı bir kulvara savrulmuştu. O zamanlar faize dünya gerçeği, AB’ye medeniyet projesi diyordu. Hele hele, ABD’ye hiç toz kondurmazdı o yıllarda. O ülke için de, “stratejik ortağımız” gibi laflar ediyordu. Bugün söylediklerine bakarak farklı kesimlere aynı anda hitap ettiği söylenebilir.

Bulunduğu nokta, kendisi için son karar olabilir mi? Diye bir soru akla gelebilir.

Elbette ki aslolan dün değil bugündür. İşte onun için; bugün ne diyor, ona bakalım istiyoruz. Esas irdelenmesi gereken konunun bu olduğunu düşünmekteyiz. Tabi, öncelikle şunu belirtmemiz lazım: Yaşananlar bizim için sürpriz değil. Önce bu konunun altını çizelim.

Eğer duyduklarımız ve gördüklerimiz doğruysa Sayın Cumhurbaşkanı tehlikenin farkına varmış denebilir. Burası önemli. Bundan sonrası bazı değişikliklere gebe demektir. Çözümün adresi için “Şanghay” sözünü ayrı tutarak değerlendirmede fayda mülahaza ediyoruz. Bu durumda, önümüzde, heyecanlı günlerin olacağını tahmin etmek zor değil. Bakalım işin sonu nereye varacak, hep birlikte göreceğiz.

Şimdi, herkes bilir ki iki ihtimal var:

Ya, söylenenler blöf, yada samimiler. 

Eğer yapılanlar bir blöften ibaretse, vay milletin haline. Yok, şayet öyle değilse, gene millete yazık ediliyor.

Önce ikinci ihtimali ele alalım: Adama sormazlar mı, madem başladığın noktaya dönecektin, bunca gürültü patırtı niye? 

Milletin 14 yılına yazık değil mi? 

Yarın bir ekip daha çıkar ve derse ki; düşün peşime bir deneme de ben yapayım, vede milletten kredi alırsa, n›olacak o zaman? 

Vatandaş deneme tahtası mı? 

Önce, şunun bilinmesin isteriz: Milletin vaktini çalmak suçtur, ayıptır, günahtır. Olmaz öyle şey. 

Amerika›daki zat da öyle yapmadı mı? 

Bir deneme de ben yapayım diye yola çıkmıştı. Onların metoduyla olmaz. Sonuç alamazlar, biz böyle çalışacağız demişti.

Dedi de ne oldu?

İşte, her şey meydanda.

Görüldüğü kadarıyla, tepedekilerin doğrusuyla milletin doğrusu aynı değil. Bugün böyle yarın farklı olabilir. Kara bitti. Ya denize düşecekler yada çıkmaz bir yola sapıp milleti oyalamaya devam edecekler. Görünen odur ki; yol çatallaşıyor.