Yazılı ve görsel medya birey ve toplumların vicdani duyarlılığını körelterek onları cansız bir nesneye dönüştürdü. Artık ekranlara yansıyan çocuk katliamları, açlığa terk edilen masumlar, yurtlarından sürgün edilen ve yoksullaştırılan insan görüntüleri, bombalar, silah sesleri kan ve gözyaşı ekranların alışılan yüzü haline geldi. Bir olaya duyarlılık gösterebilmemiz için bunu önce merkez medyanın onaylaması ve dramatik ifadelerle gündeme getirmesi gerekiyor.
Son günlerde yazılı ve görsel medyada, canilerin ağına takılıp, tecavüze maruz kalan ve katledilen çocukların dramatik hikayelerine sık sık yer veriliyor. Bugüne kadar evinin önünden, oyun parklarından, okuldan kaçırılan onlarca çocuğun çığlıklarına ve mağdur edilen anne babaların gözyaşlarına karşı ellerimiz hep bağlı kaldı. Oturduğumuz yerden “Ah” deyip, buğz etmekle yetindik… Oysa çocukların masumiyetine uzanan eller toplumun güvenliği için birer tehditti ve bizler bu tehlikeyi ortadan kaldırmakla sorumluyduk.
Evinin önünden kaçırılan küçük Leyla’nın ve Eylül’ün maruz kaldığı vahim olay yüreklerimizde kor oldu ve bir kez daha yumruklarımızı sıkıp “Keşke” dedik. Peki, bunun ötesinde bir şey yapamaz mıydık? Ya da tepkimizi nasıl ve ne şekilde ortaya koyabilirdik?
Yüreklerimizden fırlayan beddua sözcükleri yeterli gelir miydi?
Sıktığımız yumrukları havaya kaldırıp gözdağı vermemiz işe yarar mıydı?
Çocuklarımıza verdiğimiz tavsiyeler onları koruyabilmemiz için yeterli miydi?
Elbette hayır…
Zihinlerimiz cevabına ulaşamayan sorularla meşgul olurken, toplumun her kesiminden “İdam” nidaları yükselmeye başladı.
Caniler idam edilsin!
Çocuk katilleri idam edilsin!
Çocuklara tecavüz edip katleden bu canilerin idam edilmesini bir anne olarak öteden beri destekledim. Fakat şu günlerde ardı sıra gelen çocuk ölümlerinin ve canilerin gün yüzüne çıkmasının acaba farklı nedenleri de olabilir mi diye düşünüyorum. Acaba bizi uzaktan yöneten güruhlar neyin hesabını yapıyorlar? Kimlik karmaşasına sürüklenen ve kendilerine karşı yabancılaştırılan toplumumuz için hangi planlarını devreye koymak ve hangi hedeflerine ulaşmak istiyorlar? Tamam… Çocuklarımıza yönelen sapık ve caniler için idam gelsin ve bunu hepimiz desteleyelim. Ancak İslam coğrafyasında ne zaman ki bir şey gündeme getirilmiş ve aynı görüntüler, aynı söylemler üzerinden hareket edilerek halk istenilen hedefe doğru sürüklenmişse bunun arkasında farklı niyetlerin olduğu ortaya çıkmıştır.
Tamam, idam gelsin fakat hak eden cani ve hainler için uygulansın. İdam gelsin fakat toplumun güvenliğini tehdit eden insan müspetleri için uygulansın.
İdam gelsin fakat gerçekten bu cezayı hak edenler için gelsin…
Ama kurunun yanında yaş da yanmasın… İdam; caniler, hainler ve kötülüğün tohumunu ekenler için caydırıcı bir etkiye sahip olsun. Fakat asıl hedefimiz çocukların gönüllerine şefkat ve adalet tohumları atılarak suçun kökten kazınması olsun…