Rusya oyuna gelmiştir ve bunun tek çıkış yolu ise Suriye

krizini Ortadoğu nun diğer sıcak bölgelerine taşımak ve Afganistan a kadar

uzanan bir hatta derinleştirmekten geçmektedir. Bunun böyle olacağına yönelik

son iki gelişme Yemen ve Tacikistan bağlamında kendisini göstermektedir.

Rusya nın mevcut şartlar altında Suriye den tamamıyla

çekilmesi mümkün değildir. Bunu yaptığı an prestijinin yerle bir olacağının

farkındadır. Daha da ötesi, başta İran olmak üzere kendisine inanan ülkeleri,

liderleri bundan sonra yanında bulamayacağı gibi, yakın çevresi üzerinde

oluşturduğu tehdide/korkuya dayalı etkisini de büyük ölçüde kaybedecektir.

Rusya, şu an için Ortadoğu daki askeri varlığı ile

üzerindeki baskıyı dağıtmak ve nefes almaya çalışmaktadır. Bunun dışında

Suriye ye yerleşmek suretiyle eski Doğu Bloku üyesi ülkelere ve SSCB alanına

NATO ya ve Türkiye ye güvenmeyin, onlar sizi koruyamaz mesajını vermeye

çalışmaktadır. NATO ve Türkiye ye meydan okumasının ve Ankara ile başlattığı

krizin arkasında bu husus yatmaktadır.

Türkistan a Açılan Yol: Suriye

Rusya, tarihinde Güneye Doğru politikasında çok önemli

fırsatlardan birini daha yakalamış görünmektedir. Nitekim Ortadoğu da Suriye

merkezli yaşanan gelişmelerin Rusya ya sağladığı en büyük avantajlardan birisi

de, Avrasya Birliği projesini daha az bir maliyetle, kısa sürede sağlayabilme

imkânı olarak karşımıza çıkmaktadır. Suriye ye IŞİD tehdidini gerekçe

göstererek ve bu terör örgütüyle mücadele edeceğini söyleyerek giren Rusya,

aynı oyunu Orta Asya devletleri ve hatta Afganistan üzerinde de oynamaktadır.

Eski Sovyet İmparatorluğu nu terör tehdidi üzerinden

yeniden inşa etmeye çalışan Moskova nın, Suriye ye götürdüğü Kolektif Güvenlik

Anlaşması Örgütü ne üyelik teklifi, Rusya nın asıl niyetini, hedefini ortaya

koyması açısından önemlidir.

Ortadoğu da İran, Suriye ve Hizbullah üçlüsünü etkin bir

şekilde kullanan ve buna yeni müdahale alanları olarak Irak ve Yemen i de dâhil

etmeye çalışan Rusya nın son dönemde bölge Kürtlüğünü de Suriye Kürdistan ı

üzerinden bu zincire dâhil etmeye çalışması, meselenin IŞİD i aştığını, bilakis

bu terör örgütü üzerinden bölgede yeni bir hegemonya tesisi peşinde olduğunu

göstermektedir.

Rusya nın Güneye Doğru Politikasında Türkistan

Avrasya dan güneye inişteki üç geçiş yolu üzerinde yoğun

bir güç mücadelesinin yaşandığı bir dönemde Rusya nın her geçen gün elini

güçlendirdiği görülmektedir. Bu bağlamda Kırım da elde ettiği stratejik

inisiyatif ve Moldova-Kosova üzerinden Balkanlar üzerinde hissettirdiği tehdit

oldukça önemlidir.

Rusya nın güneye doğru politikasında ön plana çıkan iki

adres Afganistan ve Orta Asya dır. Bu bağlamda Moskova, Rusya NATO su olarak

da adlandırılan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üzerinden Orta Asya

devletleri ile olan ilişkilerini askeri-siyasi boyuta taşımak istemektedir.

Afganistan üzerinden IŞİD tehdidini gerekçe göstererek bu devletleri sınır

güvenliği adı altında tek bir güvenlik çatısı altında toplamaya çalışan

Rusya nın bölgedeki iki önemli hedef ülkesi ise Özbekistan ve Türkmenistan dır.

Bu ülkelerden özellikle de Türkmenistan ın daimi

tarafsızlık statüsüne yönelik takındığı de facto tavır dikkat çekici bir boyut

kazanmaya başlamıştır. Bölgedeki IŞİD tehdidini ön plana çıkartan Moskova

yönetimi, Türkmenistan ın daimi tarafsızlık statüsünü de facto olarak

tanımadığını ortaya koyarak (eğer böyle olmamış olsaydı, daimi tarafsızlık

statüsüne sahip bir ülkeye askeri ittifaka dâhil olması yönünde baskı

uygulamazdı), önümüzdeki sürece yönelik olası bir müdahalenin sinyallerini

vermektedir.

Rusya nın bölge politikalarına yönelik enstrüman

değişikliği de bu bağlamda niçin IŞİD vb. terör örgütlerinin Moskova açısından

önemini ön plana çıkarttığının önemli bir göstergesidir. Rusya nın Suriye de

niçin IŞİD e karşı etkin bir mücadele yürütmediği, buna karşılık bölgede başta

Türkmenler olmak üzere, diğer muhalif örgütleri, yapıları hedef aldığı şimdi

daha iyi anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla Rusya, başta yakın çevresinde olmak üzere,

bölgesel-uluslararası alanda elini kuvvetlendiren bir örgütü niçin tasfiye

etmek istesin 11 Eylül sonrası ABD nin Afganistan a müdahalesi ile birlikte

etkisi kırılan ve bitme aşamasına gelen Özbekistan İslami Hareketi (ÖİH) nin

tekrar ortaya çıkışı ve IŞİD e biat etmesi bu açıdan da fazlasıyla düşündürücü

bulunmaktadır. IŞİD ile birlikte ÖİH nin yeniden ortaya çıkışı, Rusya açısından

bir tehdit olmanın ötesinde, daha çok değerlendirmesi gereken bir fırsat olarak

görülmektedir.

Rusya nın Türkistan Politikasında İran ve Tacikistan

Rusya nın Orta Asya-Güney Asya ya yönelik politikalarında

özellikle de iki ülkeyle ilişkilerini derinleştirme eğilimi içinde olduğu da

görülmektedir. Bu ülkeler İran ve Tacikistan dır. Bu iki ülkenin önemli bir

özelliği de, Fars dili-kültürü üzerinden Afganistan üzerinde etki

sağlayabilmesidir. Bunun bir diğer anlamı ise, özellikle Afganistan ın

kuzeyinde etkili olan Türkiye yi ve onun bölgedeki en önemli partneri olan

Pakistan ın bölgedeki etkinlik arayışlarını sınırlama ve bölgedeki

faaliyetlerine darbe vurmadır.

Rusya nın bölge ülkelerini, özellikle de Tacikistan ı

İran ile işbirliğine sevk etmesi ve Türkiye yerine bir çıkış kapısı olarak

İran ı lanse etmesi de bu noktada dikkatlerden kaçmamaktadır. Burada, öneriden

ziyade bir tehdit söz konusudur. Rusya, bu ülkeleri medya üzerinden üstü örtülü

bir şekilde tehdit etmektedir.

Yazımıza Avrasyacılık mı Panslavizm mi   başlığıyla devam edeceğiz