Müslümanların görünümleri bugün için oldukça aldatıcı. Siyasal iktidarın görünen gücü de öyle. Sadece görünen bir yüz ve içi boş. Siyasal yapıların özellikle ülkemizde düşünceye bilinçle dayanmaması asıl sorun. Batıcı kavramlar ve tanımlamalar ise düşünceden uzaklaştırıyor. Medeniyetimizin öz tanımı ve izahı var elbette. Bunlara dayalı yolculuklarla ancak sağlıklı yol alınabilir.

Üzerinde ısrarla durduğumuz batıcıl kavramların ideolojik tutumları sürekli olarak gerilimlere ve çatışmalara neden oldu. Dün de böyle idi bugün de. Değişen bir şey yok.

Yapay yaklaşımlarla kitleler belli bir yere kadar gidilebilir.

Bugün için bambaşka bir durum ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bulunduğumuz yerde etrafımıza baktığımızda bu sınırlı bir alan. Asıl tablo çok farklı. İslâmî düşünce ve ona bağlı bir hayatın özgünlüğünden söz edilemez. Yaşananlar ile olması gerekenler tamamen farklı ve çelişik.

Muhafazakâr Müslümanların ve gençlerin yoğun olduğu yerlere dışarıdan konuk olmak gözlemlemek yeterli. Seküler, rahat, gevşek, ilgisiz ve idealsiz ve hatta düşünce bağlamında hedefsiz. Gençliği besleyen sanat ve düşünce ağırlık oluşlara ilgi hemen hiç yok gibi. Okur yazar, meslek edinme yolunda iyiye giden bir oluş söz konusu. En azından belli bir eğitimden geçiliyor. Okuma ve yazma ideal bir hayatın başlangıcı için önemli. Ancak bu sadece orada kalıyorsa  düşündüğümüz anlamda bir karşılığı yok.

Heyecan ve çaba düşünceden çok sadece yaşama lüksü ile sınırlı. Aslında onda da bir sınırsızlık var. Düşünme ve beslenme kaynakları düşüncesizlik, boş vermişlik, günü gün etme ve hovardalık. Kuru görüntülerin sağlıklı olmadığı gerçeği göz ardı edilmemeli.

Geçmiş zamanda batılılar Müslümanların iç dünyalarını kavramak ve ona göre tedbirler almak için güçlü ülkeler tarafından gönderilen gezginler uzun süreli yolculuklardan sonra gerekli bilgileri aktarırlardı. Batılı düşünürlerin önemsediği bir alan bir macera gibi görünen zorlu yolculuklara bile isteye katlanıyorlardı. Müslümanların iç dünyalarını özellikle haremlerini anlama ve kavrama çabasındaydılar. Değerlerinin ne olduğu, gündelik hayatları ve hatta eğlenceleri bile gözlemleniyordu. Bugün için artık böyle bir çabaya hiç gerek yok. Hemen her Müslüman gönüllü birer oryantalist. Gerekli olan malzemeyi sundukları gibi, Batılıların telâşlanmasını gerektirecek bir durum da söz konusu olamaz.

Uzun bir süre Batılı oryantalistlere bu topraklarda yaşayan bu toprakların insanları da katıldı. Yerli gibi görünen yazarlar edebiyatın birçok alanında büyük bir ihanet içinde oldular. Türkçe yazan, yerli gibi görünen ama ruhen ve kalben tamamen yabancı. Muhafazakâr Müslümanlar artık o sınırları da aştı. Yabancılarla, ya da Batıcı sekülerlerle aynı ruha ve çerçeveye dâhil olmuş durumdadırlar arada sadece kimi çok az ayrıntı bulunuyor. Örtünmenin artık mahremiyet ile ilgili bir bağı yok. Sadece moda ve zorunlu bir görünüm gibi.

Toplumun önünde düşünürler yer almıyor. Gençlik onların etrafında toplanmıyor ya da onlara odaklı değil. Etrafında olma şartı da yok aslında. Üstat Necip Fazıl Anadolu’nun herhangi bir kentine vardığında duyarlığı ve çabası olan gençliği heyecan sarardı. Sadece onu görme ve dinleme çabası değildi, eserlerini okumaları gelişimlerini sağlıyordu. Üstat Sezai Karakoç konferanslara gitmedi. Eserleri okuyan gençliğin üzerinde etkiliydi. Üstat hayatta ve eserlerinin tamamı mevcut. Ne yazık ki, gençliğin odağında değil. Sadece popülerleştirenler geçici olarak öne çıkıyor.

Gençliğin yeniden yolunu bulması elbette büyük bir çaba gerektirir. Gençliğe öncü olacak aralarında birileri gerekli. Arkadaş gurubu, okuma grubu gibi. Kafelerde eğlenmek zaman öldürmek sadece gündelik bir yaşama biçimi. Bunu aşabilecek olanlar da gene gençler olacak. Bu iyi bir hamle olabilir.