Bugün 14 Mart 2025, Cuma...

14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanıyor.

14 Mart Tıp Bayramı ama doktorlar başta olmak üzere sağlık çalışanları dertli mi dertli!

Peki, neler istiyor sağlık çalışanları? Bakalım;

* Şiddet uygulayanların, şiddet uyguladığı yerde belirli süre ile hizmetten mahrum bırakılmalıdır. Sağlık kurumlarının güvenliğinin kolluk kuvvetleri tarafından sağlanması gerekmektedir.

* Hekim, hasta bakma memuru değildir. Sanatkârdır. Sağlık sistemi buna göre düzenlenmelidir!

* İş yükünün altında ezildiği için hekimlerin yüzde 70’i mesleği bırakmayı düşünüyor. Hekimler, üzerlerindeki iş yükünün insani, tıbbi ve hukuki şartlarda düzenlenmelidir. Bir doktor günde 100-150 hastaya nasıl bakabilir? Sağlıkta, miktarı değil kaliteyi önceleyen hekim merkezli sağlık politikaları hayata geçirilmelidir.

* Mevzuata aykırı görevlendirmeler ve izin kullanımının engellenmesi kabul edilemez. Gerekli mevzuat düzenlenmesi yapılmalıdır.

* Türkiye’de sağlık hizmetlerinde devlet, sadece oyuncu değil, kural koyucu ve stratejik liderlik yaparak hizmeti yönlendirmelidir.

* Hekimler, maaşlarının toplam tutarının yüzde 40’ını sabit, yüzde 60’ını ise değişken oranda almaktadırlar. Sabit gelirlerinin artırılması, ek ödemelerin değişkenlik göstermemesi gerekmektedir.

* Hastaların hekim seçme özgürlüğü ve hekimlerin serbest çalışma hakları gasbedilmemelidir. Buna yönelik mevzuat güncellenmelidir.

* Hekimler eski itibarlarını geri istiyor; "Toplum nezdindeki saygınlığımız yeniden sağlanmalıdır!"

***

Doktorların taleplerine önem verilmesi gerektiğine inanıyoruz...

EŞ ŞARA, BU ANLAŞMAYI YPG/SDG İLE DEĞİL, AMERİKA/İSRAİL İLE YAPMALIYDI!

Suriye'de Ahmed Şara liderliğindeki geçici hükümet, terör örgütü YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'yle (SDG) bir anlaşma imzaladı.

Suriye-YPG anlaşmasının detaylarına baktığımızda...

* "Tüm Suriye topraklarında ateşkes sağlanması..." önemli bir maddedir.

* Bir diğer maddede yer alan, "Suriye’nin kuzeydoğusundaki tüm sivil ve askeri kurumların, sınır kapıları, havaalanları, petrol ve gaz sahaları da dahil olmak üzere, devlet yönetimine entegrasyonu" hükmü daha da önemli ve kritik hale gelmektedir.

Neden derseniz...

Genel olarak bu maddeye "ihtiyatlı bir yaklaşım" olduğunu görüyoruz...

Bunu birkaç nedene bağlamak mümkün;

1) Bu bölgede yıllardan bu yana nakış nakış çalışmalar yapan ABD, düşündüğü, planladığı çıkarlarından, menfaatlerinden kolay kolay vazgeçmez! Hemen sınırımızda bir terör devleti/devletçikleri kurmak için yıllarını veren ve bu uğurda binlerce tır ve mühimmatı terör örgütlerine yollayan, resmi bütçesinden terör örgütlerine bütçe ayıran bir devletten bahsediyoruz...

2) ABD en başından bu yana bölgeden yani Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilmeyeceğini açıkladı. Zaten terör örgütü YPG de çok kere "ABD'nin bölgeden çekilmemesi gerektiğini" açıkladı. Terör örgütü YPG/SDG'nin başında bulunan terör elebaşı Mazlum Abdi, ABD helikopteri ile Şam'a gitti. Bütün bunlardan şu sonucu çıkarmak mümkün: "YPG/SDG'nin tüm ipleri ABD-İsrail'in elinde..."

3) Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet eş Şara ile görüşmeye giden terör elebaşı Mazlum Abdi'nin adeta Şara eşitliğinde kameralara poz vermesine, "eşitler arasında birinci gibi!" fotoğraflar servis edilmesine ne demeli? Bu fotoğraflara dışarıdan bakan bir uluslararası gözlemci, gazeteci, siyaset bilimci bu fotoğrafları nasıl okur?

4) Suriye'nin toprak ve yönetim bütünlüğü elbette sağlanmalı... Ancak Ahmet eş Şara, bu anlaşmayı YPG/SDG ile değil, Amerika/İsrail ile yapmalıydı! Zira, ABD ve İsrail desteği olmadan YPG/SDG'nin bölgede varlık göstermesi mümkün değil!

 

 

BAKANLARIN ÇOK KONUŞULMASI KOLTUKLARINI NASIL ETKİLEYECEK?

Medya Takip Merkezi (MTM) “En Çok Konuşulan Bakanlar”ı araştırdı.

İnternet, sosyal medya, televizyon ve yazılı basını kapsayan 10 bini aşkın kaynak üzerinden yapılan bir araştırma...

Medya Takip Merkezi’nin bu geniş kapsamlı araştırmasından çıkan bazı dikkat çeken sonuçlar şu şekilde;

* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2 milyon 720 bin konuşulma ile listenin zirvesinde yer aldı. Emeklilik, asgari ücret ve sosyal güvenlik reformlarıyla ilgili açıklamaları, doğrudan milyonlarca vatandaşı ilgilendirdiği için hem geleneksel medyada hem de sosyal medyada geniş yankı buldu.

* Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 1 milyon 725 bin konuşulma ile gündemde en çok kalan ikinci bakan olmayı başardı.

* Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1 milyon 621 bin konuşulma ile listenin üçüncü sırasına yerleşti. Tekin, eğitimde müfredat değişikliği, öğretmen atamaları ve sınav sistemine yönelik açıklamaları nedeniyle geniş çapta konuşuldu.

* Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 1 milyon 526 bin konuşulma ile listede dördüncü sırada yer aldı. Yargı reformu çalışmaları, tutukluluk süreleri ve yeni anayasa tartışmaları, Tunç’un gündemde kalmasını sağladı.

* İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 952 bin konuşulma ile en çok konuşulan beşinci bakan oldu. Suç örgütlerine yönelik yapılan geniş çaplı operasyonlar ve şehir güvenliğiyle ilgili alınan tedbirler, medyada Yerlikaya ile ilgili olarak en çok konuşulan konular arasındaydı.

* Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 484 bin konuşulma ile en çok konuşulan altıncı bakan olarak listede kendine yer buldu.

* Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 456 bin konuşulma ile listeye yedinci sıradan girdi.

* Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 447 bin konuşulma ile En Çok Konuşulan Bakanlar listesinde sekizinci oldu.

* Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 411 bin konuşulma ile listenin dokuzuncu sırasına yerleşti. Memişoğlu’nun sağlık sistemine yönelik reformlar, hastanelerdeki randevu sistemine dair düzenlemeler ve ilaç tedariki konusundaki açıklamaları, kamuoyunda en çok tartışılan başlıklar arasında yer aldı.

* Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise 288 bin konuşulma ile listede kendisine 10. sırada yer buldu. Bakan Yumaklı’nın ay boyunca tarım politikaları, kuraklıkla mücadele, gıda fiyatları ve destekleme programları gibi başlıklarda yaptığı duyurular ve değerlendirmeler geniş yankı uyandırdı.

***

AK Parti, son kongreyle birlikte parti vitrininde değişiklikler yaptı.

Şimdi sırada, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi var!

Kabinede kimler kalacak, kimler gidecek?

En kritik soru da şudur; bakanların çok ya da az konuşulması koltuklarını acaba nasıl etkileyecek?

Bekleyip göreceğiz?

---