Tarhan Erdemi aslında severim..

En civcivli ve gerilimli dönemlerde çıkıp serinkanlı mesajlar verir, toplumu yatıştırır...

Eski CHP milletvekili, eski Bakan...

Feyziye Mektepleri kökenli...

Kamuoyu Araştırma Şirketi KONDAnın Yönetim Kurulu Başkanı...

KONDA bazı tahminleri seçimlerde yüksek oranlı tutsa da bazı seçimlerde de çuvalladı...

Bunu da saklamamak lazım...

Ama son yaptığı kamuoyu araştırması bir hayli ses getireceğe benzer...

Şişli Belediyesi adına yaptığı bir anket...

Sorulara bakar mısınız;

* Kendinizi hangi dini inanç kategorisinde görüyorsunuz

* Mezhebiniz nedir Alevi misiniz, sünni misiniz

* Hangi etnik kökenden geliyorsunuz

Sorular bundan sonra Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgülle ilgili yoğunlaşıyor...

"Mustafa Sarıgül hakkında ne düşünüyorsunuz ", "Mustafa Sarıgül parti kursun mu, kurmasın mı ", "Mustafa Sarıgül İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olsun mu, olmasın mı "..

Bu minvalde sorular..

Sarıgülün yaptırdığı anlaşılan bir kamuoyu anketinde kendi hakkında sorular tamam da...

Milletimizin en hassas olduğu, yabancı güçlerin sürekli kaşımak için fırsat kolladığı Türk-Kürt, Alevi-Sünni ayrımcılığı noktasında daha dikkatli olmak gerekmez mi

Tarhan Erdem bu soruları Şişli halkına sorarak nasıl bir netice almak istiyor

Ben bu sorulara bir anlam veremedim ve de yakıştıramadım...

Peki, ya siz

Doldur be meyhaneci!..

Hatırlarsınız; dün bir dediğine bugün iki diyen gazeteciler vardır...

Hatırlarsınız; dün demokrasi havarisi kesilen ama bugün antidemokratik tavırlar sergileyen yazarlar vardır...

Hatırlarsınız; dün 28 Şubat sürecini canhıraş savunurken bugün konjoktür gereği bu sürece karşı çıkar gibi yapan köşe yazarları vardır...

Hatırlarsınız; dün söylediğini bugün yalayan medya mensupları vardır...

Ben de hatırlıyorum...

O kadar çoklar ki!..

Saymakla bitmez...

Dün Pazardı...

Tam da bunları düşünürken oturdum yazının başına...

O sırada gözüme nehir kenarında oturmayı sürdüren yazarın Pazar yazısı ilişti..

Hafta sonunu İskoçyada, bir şatoda geçiren ve iki yazarla birlikte etek giyerek objektiflere poz veren sosyolog yazar ilginç de bir ayrıntı veriyordu;

Kaç yaşında alkol almaya başladıklarını yazıyordu...

En iyisi bu satırları kendi yazısından okumak... Şöyle diyor yazar:

"GÜNERİ CIVAOĞLU: Ankarada evimizde, akşam yemeklerinde hep şarap vardı. İlk şarabımı, 12-13 yaşımda evimizde içtim.

MEHMET YILMAZ: 15 yaşımda zafiyet geçirdim. Doktor "her akşam bir kadeh kırmızı şarap içeceksin" dedi. O günden beri doktor tavsiyesiyle içiyorum.

BEN (ERTUĞRUL ÖZKÖK): İçtiğim ilk içki, Tekel birasıydı. İzmirde İnciraltında bir pazar günü içtim. 11-12 yaşındaydım."

Milliyet yazarı Güneri Civaoğlu, Hürriyet yazarları Mehmet Yılmaz ve Ertuğrul Özkök daha çocuk yaşlarında demlenmeye başlamış...

Sizler kadar benim de merak ettiğim soru şu:

Bir zamanlar hükümet kurup hükümet yıkan iri yazarlar yazılarını yazmaya başlarken de acaba iki kadeh atıyorlar mı

Yazılarını böyle bir kafa ile mi yazıyorlar

Merakımı giderirlerse mutlu olacağımı buradan ilan ediyorum...

Hayâlet üniversite!

"Orada bir Yüksekokul var, uzakta.. Öğrencisi olsa da olmasa da bizim Yüksekokulumuz.." dedirten bir öykü esasen, bu...

Erzincan Üniversitesi İliç Dursun Yıldırım Meslek Yüksekokulu, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) 22.01.2009 tarihli ve 802201 sayılı yazısı ile Binali Yıldırım Meslek Yüksekokulu ismi ile açıldı..

Erzincan Üniversitesinin 14.05.2009 tarih 1913/3232 sayılı senato kararı ile Meslek Yüksekokulu adına  8 bölüme ait  9 program teklifi Yükseköğretim Kuruluna yapıldı.

Teklif edilen programlar; Maden Teknolojisi, Süt ve Ürünleri Teknolojisi, Elektrik Enerjisi Üretim, İletim ve Dağıtımı, Kooperatifçilik,  Geoteknik, İklimlendirme Teknolojisi, Büyük ve Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği, Tapu ve Kadastro, Pazarlama.

Buraya kadar her şey normal gibi..

Ancak bundan sonraki gelişmelere bakar mısınız

*Maden Teknolojisi, Süt ve Ürünleri Teknolojisi programlarının normal öğretimine 50 öğrenci alınması teklifi Erzincan Üniversitesi Senatosunun 05.08.2009 tarih ve 11 sayılı kararı ile  Yükseköğretim Kuruluna yapıldı. Teklifi yapılan programlardan  Maden Teknolojisi, Süt ve Ürünleri Teknolojisi, Kooperatifçilik Programlarının açılması Yükseköğretim Kurulunun 23.09.2009 tarih ve 30601 sayılı yazısı ile UYGUN GÖRÜLMEDİ..

*Elektrik Enerjisi Üretim, İletim ve Dağıtımı , Geoteknik, İklimlendirme Teknolojisi, Büyük ve Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği, Tapu ve Kadastro, Pazarlama programlarının diğer programların açılması  Yükseköğretim Kurulunun 23.02.2010 tarih ve 6587 sayılı yazısı ile uygun görülmüş, öğrenci alımı henüz ONAYLANMADI.

* Erzincan Üniversitesi Senatosunun 09.02.2010 tarih ve 1514/813 sayılı yazısı ile Yapı Denetimi ve Gıda Teknolojisi Programları açılması ve öğrenci alınması teklifi Yükseköğretim Kuruluna yapıldı. Ancak programların açılması ve öğrenci alımı  Yükseköğretim Kurumunun 03,05,2010 tarih ve ve 015182 sayılı yazısı ile uygun GÖRÜLMEDİ...

* Erzincan Üniversitesi Senatosu nun 23,08,2010 tarih ve 9/2, 9/3 sayılı yazısı ile halihazırda açık bulunan Pazarlama ve Büyük ve Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği programlarına ek kontenjan ile 50 öğrenci alınması teklifi Yükseköğretim Kuruluna yapıldı. Yükseköğretim Kurulundan bu programlara öğrenci alınması hususunda OLUMSUZ cevap geldi.

Nasıl oluyor da böyle oluyor

Bu durumu ayıplıyorum..

Erzincanın İliç ilçesi bugün sıfır işsizin olduğu bir ilçe konumunda...

Ancak önce YİBO olarak yapılan daha sonra Meslek Yüksek Okuluna dönüştürülen binada yeller esiyor...

Son olarak çalıştırılmadığı için binanın kalorifer sisteminin de çöktüğünü öğrendim...

Maaşlı öğretim görevlileri de yıllardır üniversite açılacak, öğrenci gelecek diye bekliyor...

YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Gökhan Çetinsayaya buradan sesleniyorum...

Lütfen bu vurdumduymazlığa ve skandala bir son verin artık...

NOT:  Bugün 9 Nisan  2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni, Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 3 ay 9 gün eksildi. Oysa, yeni sivil anayasa adına atılan en küçük bir adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz...