AKP seçimlerin hemen ardından daha hükümeti bile kurmadan gündemin ilk maddesine Avrupa Birliği ni aldı. Hemen hemen iki yılı aşkın bir süre boyunca da AB ye  girebilmek için müzakere tarihi almaya çalıştı. Diyebiliriz ki,  AKP yönetimi bu süre boyunca Türkiye ve sorunlarını unuttu.

AKP niçin öylesine AB ye girmeyi ülkenin tek ana meselesi olarak algıladı Buna ihtiyaç var mıydı Bu konuda farklı görüşler var elbette. Buna rağmen diyebiliriz ki, AKP siyasete siyaset dışı güçlerin iki de bir müdahalesini önleminin yolunun AB den geçtiğini düşünüyor ve buna inanıyordu. Bunun için de sivil siyasetin kesintiye uğramaması, tüm insan hak ve özgürlüklerinin mümkün olduğunca genişletilebilmesi için biran evvel AB ne giriş sürecinin başlatılması gerektiği düşüncesinden hareket ederek gece gündüz AB ülkelerini başta Erdoğan olmak üzere dolaşıp durdular. Neticede müzakerelerin başlaması kararı çıktı. Bunun yanında Türkiye nin AB ye uyum süreci başladı. Öylesine bir sürece girildi ki, tüm hukuk sistemimiz AB ye uygun hale getirilmek için harekete geçildi ve tüm temel yasalarımızda köklü değişiklikler yapıldı. Yapılan değişikliklerin özünü de daha fazla özgürlük ve demokrasi oluşturuyordu. Tabii ki, bu yönde atılan adımlar bazı çevreler tarafından demokrasi diye diye terörle mücadelede devletin zayıf düşürülmesi  şeklinde nitelendirildi. Bu yönde ciddi bir kampanya başlatıldı. Terör bir anda yeniden tırmanmaya başladı. Denebilir ki, insan hak ve özgürlüklerin esas alınmasını isteyenler ile devleti kutsayanların çatışması gündeme geldi.

Halbuki, terörle mücadele konusunda devlet güçlerinin ellerinin güçlendirilmesi bazı temel hak ve özgürlüklerden vazgeçmeyi gerektirmezdi. Netice itibariyle yeni Terörle Mücadele Yasası TBMM de kabul edildi. Yeni Terörle Mücadele Yasası nı hakların azaltılması ve cezaların artırılması şeklinde değerlendirmek sanıyorum gerçeğin ifadesidir.

Zaten Adalet Bakanı Cemil Çiçek de yasanın TBMM Genel Kurulu nda görüşülmesi sırasında "Sevimsiz yasa" nitelendirmesi ile yeni yasal düzenlemeden rahatsızlığını dile getirmiştir. Bu noktada insanın aklına hemen bir soru geliyor. Mademki gerek Bakanlık olarak gerek  hükümet olarak yeni Terörle Mücadele Yasası nı sevimsiz buluyorsunuz, niçin Meclis e getirdiniz Mecbur muydunuz Sizi kim ya da kimler böyle sevimsiz bir yasası getirmeye mecbur etti AKP Grubunu böyle sevimsiz bir yasanın kabulüne ikna etmekte zorlandınız mı Ya da hiç zorlanmadınız da Adalet Bakanı seçmene şirin görünebilmek için mi "Sevimsiz yasa" nitelendirmesinde bulunuyor "Biz böyle bir yasayı istemiyorduk ama ne yapalım terörle mücadele konusunda mecbur kaldık"  demeye getiriyor.

Yeni Terörle Mücadele Yasası nda pek çok açık kapı ve tehlikeli madde söz konusu. Bir başka ifade ile yasanın uygulayıcılarına önemli bir görev ve sorumluluk düşüyor. Gazetelerin kapatılması gayet kolay hale getirilmiştir. Yeni yasa ile getirilen para cezaları  öylesine ağırdır ki, büyük sermayenin elindeki medyanın dışında kalanları kısa sürede tasfiye etmek mümkün olabilir. Özellikle mahalli basının öngörülen para cezalarını karşılaması kesinlikle mümkün olmayacaktır.

Emniyet görevlilerinin yetkilerinin artırılmasından elbette dürüst vatandaşın korkmasına gerek yoktur.. Ancak, bu yetkinin nasıl kullanılacağı, kullananların yetkilerini aşıp aşmayacakları ülkemizde hep tartışma konusu olmuştur. Bunun sebebi de geçmişteki bir takım yanlış uygulamalardır.

Bu ülkede öyle dönemler yaşanmıştır ki, sanık daha mahkemeye çıkmadan en ağır şekilde cezalandırılmış ve bazı sanıklar bu yolda hayatını kaybetmiştir. Terörle mücadeleye kimsenin itirazı yok ama, yargısız infaza da hiçbir gerekçe ile destek verilemez, verilmemelidir.

Hiç olmazsa uygulayıcılar Adalet Bakanı Çiçek in yasa ile ilgili  "Keşke böyle bir yasayla huzurunuza gelmeseydik. Sevimsiz bir yasa olduğunun farkındayız" nitelendirmesini haklı çıkaracak davranışlardan uzak dururlarsa yasanın sevimsizliği biraz olsun hafifletilmiş olabilir.