Tebessüm ettiğim haberi anlatayım. Aslında her yıl kayıtlar zamanında tekrar eden bir haber bu! Şöyle ki;
“Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 23 Haziran’da 2022-2023 eğitim öğretim yılı hazırlıkları kapsamında okul yöneticileriyle gerçekleştirdiği buluşmalarda, Türkiye’deki tüm okulların eksikliklerini gidermek için gerekli bütçeyi genel müdürlüklere aktardıklarını belirterek, velilerden kayıt parası istenmemesi için çağrı yaptı.”
***
Bakan Mahmut Özer, kayıt parası konusunda şu değerlendirmeleri de yaptı:
* “İddia edilen şey şu: ‘Millî Eğitim Bakanlığı okulların ihtiyacını karşılayamıyor… 2022-2023 yılının açılış startını İstanbul'dan verdik. Tüm ihtiyaçları karşılamak için çalışmalara başlamış olduk. 1 milyar TL kaynağı İstanbul’a transfer ettik. Bunun 500 milyon TL’si İstanbul'daki okullarımızın temizlik ve kırtasiye ihtiyaçları için. 250 milyon TL’si okullarımızın küçük onarımları için, 250 milyon TL’si de okullarımızın donatım ihtiyaçlarını karşılamak için.”
***
İnşallah böyledir diyelim! İnşallah Bakan Bey’in dediği gibi olur!
Ama ve de fakat, haberi ve Bakan Bey’in dile getirdiklerini okuyunca ister istemez tebessüm ettim. Nedeni de şu:
* Ey okur! Şu gerçeği de bilelim; okul yöneticileri kayıt parası almazsa okullar pislik içinde kalır! Daha da ilerisini söyleyeyim; kayıt parası alınmadığı takdirde okullar resmen kokar! Evet kokar!
* Çünkü okullar temizlik giderlerini (eleman ve temizlik maddeleri) okul aile birlikleri yani okulun kendi bütçesinden karşılamak zorunda kalıyor. Bakan Bey ‘Bütçe yolladık’ dedi. Bu sene değişecek mi göreceğiz.
* Millî Eğitim Bakanlığı'nın okullarda görevlendirdiği müstahdemler (kadrolu) sadece getir götür işlerine bakıyor. Bu elemanlar zamanla okulda adeta ‘kral’ kesiliyor ve zaten doğru dürüst çalıştırılamıyor. Yıllarca aynı okulda oldukları için ve yerleri değişmediği için okul müdürlerinin bile bu görevlileri çalıştırmaya gücü yetmiyor! Dileyen, okulları şöyle bir dolaşsın gözleriyle görsün!
* Millî Eğitim Bakanlığı hemen her kayıt döneminde okul idarecilerine, "Sakın kayıt parası istemeyin!" diye açıklama yapıyor. Ama bu açıklama halka sempatik gözükmeden başka bir anlam taşımıyor. Çünkü Millî Eğitim Bakanlığı da gayet iyi biliyor ki, okullar kayıt parası almazsa çark dönmeyecek! O artı elemanların maaşlarını, SGK primlerini kim ödeyecek?
“Bu haberi görünce tebessüm ettim!” dememin nedeni bu!
Herkes de biliyor ki, tüm zamanlarda olduğu gibi bu yıl da okullarda -hem de çatır çatır- kayıt parası alınıyor!
Göreve gelen Millî Eğitim bakanları da kayıt dönemlerinde verdiği bu demeçlerle kalıyor! Maalesef gerçek budur!

ŞUURLU ÖĞRETMENLERİN YETİŞTİRECEĞİ ÖZLENEN NESİL!

* “Çocuklarımızı emanet ettiğimiz, ülkemizin geleceğine yön veren öğretmenlerimizdir. Bir ülkenin en büyük gücü parası, topu, tankı, tüfeği değil inançlı ve eğitimli gençleridir. Geleceğimizin teminatı bir gençliği yetiştirme konusunda en büyük görev ve sorumluluk öğretmenlerimizdir. İmkânsızlıklara rağmen öğretmenlerimiz fedakâr bir şekilde görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Öğretmenlerimizin ortaya koyduğu bu fedakârlık her türlü takdirin üzerindedir. Şuurlu öğretmenlerin yetiştireceği “özlenen nesil”, “Yeniden Büyük Türkiye”yi ve “Yeni Bir Dünya”yı kuracak, böylece bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olacaktır.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan-Millî Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı)

ÖĞDER GENEL BAŞKANI HAMDİ SÜRÜCÜ NE DEDİ?

Okullarda kayıt ücreti konusunda Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞDER) Genel Başkanı Hamdi Sürücü’yü aradım. Hamdi Bey değerlendirmesinde şunları kaydetti:
* “Belli bir tarihe kadar okullarda kayıt ücreti alınıyordu. Bunu biliyoruz. Ancak son dönemde adrese dayalı bir sistem uygulandığı için öğrenciler zaten otomatik olarak evine en yakın okula kayıt oluyor. Bu sebeple kayıt problemi olmuyor okullarda. Ancak adresi tutmayan öğrencilerin kaydı sırasında gönüllü bağış olabiliyor.”
* “Özellikle ilköğretim okullarında iyi bilinen öğretmenlerin sınıfına kayıt yaptırmak istiyor veliler. Burada uyanık idareciler bu sınıflara kayıt için ücret talep edebiliyorlar. Bu türden haberler zaman zaman bize de ulaşıyor!”

ÖĞRETMENLERİN HAYAT ŞARTLARI!

Yıl; 1982... Yani 12 Eylül askeri darbesinden kısa süre sonra… Askerlerin yönetimde olduğu dönem. 8-11 Haziran 1982’de Millî Eğitim Şûrası toplandı.
Millî Eğitim Bakanı emekli bir generaldi; Hasan Sağlam.
Bakın o dönem toplanan Millî Eğitim Şûrası'nda öğretmenlerin hayat şartlarının düzeltilmesi için hangi öneriler getirilmiş! Buyursunlar;
* Öğretmenlerin sayısının diğer mesleklerdekilere göre çok fazla oluşu, öğretmenlerin maaş ve ücretlerini yükseltmeye ve hayat şartlarını iyileştirmeye yönelik sosyal hizmetlerin yerine getirilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını kısıtlayıcı bir etken olmaktan çıkarılmalıdır.
* Özellikle köylerde ve mahrumiyet bölgelerinde, yeter sayıda lojman yapılması bir plan ve programa göre sağlanmalıdır. Büyük şehirlerde ve il merkezlerinde ve diğer yerleşim alanlarında öğretmenlere toplu konut yaşamı planlanmalı ve bu projeye ivedilik kazandırılmalıdır.
* Öğretmenlerin sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanmaları sağlanmalı, büyük şehirlerde dispanserler açılmalı ve “öğretmen hastaneleri” kurulması imkânları araştırılmalıdır.
Ve bunlara benzer, öğretmenlerin hayat şartlarını iyileştiren çok sayıda karar…
***
Aradan 40 sene geçti. Neredeyse yarım asır. Ne hükümetler, bakanlar geldi gitti! Allah aşkına bunlardan hangisi hayata geçirildi?
Köylere öğretmenler için lojman yapımı şöyle dursun, köy okullarının kapısına kilit vuruldu! Köyler boşaltıldı!
***
Son söz; eğitim sistemimizin temel taşlarından biri olan öğretmenlerimiz başımızın tacıdır.