Dikkatinizi çekiyordur; özellikle son dönemde vekillerimiz pek de gerginler…
Parlamentoda – TBMM Genel Kurulu ve Komisyonlarda- gün geçmiyor ki yumruklaşmalar, tekme savurmalar dahil, kavga çıkmasın, sert tartışmalar yaşanmasın.
Fakat birazdan anlatacaklarım, sizin tüm bu gördüklerinizi rafa kaldırtacak türden, inanın.
“Bunlar da ne ki! Bu da mı yaşandı be abey!” dedirtecek, emin olun.
İşte, bugüne kadar yayınlanmamış “Not Defterim”den, TBMM’den bir sahne;
Tarih, 26 Ağustos 1992.
DYP-SHP Koalisyonu.
Tahmin edeceğiniz üzere, Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü.
Yer; TBMM Genel Kurulu.
Konu: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu(CMUK)
Sahne 1: Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Cemal Şahin öğleden önce tasarı hakkında “olumlu” konuşuyor. Cumhurbaşkanının bile tasarının birçok maddesine “okey” dediğini hatırlatıyor. Adalet Bakanı Seyfi Oktay konuşuyor, DYP adına Yılmaz Güven, Refah Partisi adına Ali Oğuz, şahsı adına ANAP’lı Orhan Ergüder söz alıyor. HEP’ten ise şahsı adına söz alan Mahmut Alınak konuşuyor. Alınak, Hükümete, “Genelkurmay Hükümeti” deyince ortalık bir anda toz duman oluyor. Ancak, Meclis Başkanvekili Yıldırım Avcı oturumu saat 11:15’te kapatıyor.
Sahne 2: Öğleden sonra hava oldukça hareketli. SHP Meclis Grup Başkanvekili Gürkan, sürpriz bir şekilde tasarının geri çekildiğini söyledi. Mahmut Alınak’ın, “Genelkurmay Hükümeti” sözünü de geri almasını talep etti. ANAP’lı Mehmet Keçeciler de aynı talebi iletti. Bunun üzerine Yıldırım Avcı Tutanakları getirterek baktı. Ve Alınak’ı kürsüye davet ederek bu sözlerini geri almasını istedi. Alınak kürsüye geldi ama bu sözlerini direk geri almayarak, “Ben TBMM’yi tek siyasal otorite, tek karar merkezi ve halkın iradesinin temsilcisi olarak görüyorum. Ülkemiz esenliğe çıkacaksa parlamentonun sayesinde olacaktır. Elbette bu hükümet, bu parlamentodan çıkmıştır.” deyince Yıldırım Avcı müdahale etti ve, “Sayın Alınak sözünüzü geri alınız.” dedi. DYP’liler de müdahale edince Mahmut Alınak yumruğunu kürsüye vurarak, “Ben bu parlamentoyu terkederim, ben bu kürsüyü terkederim, o zaman ben neden buradayım Seçmenlerim beni neden buraya gönderdi ” dedi.
Sahne 3: Hava aniden gerginleşti. HEP’li Remzi Kartal, Mahmut Kılınç, Sedat Yurttaş ve Sırrı Sakık hemen kürsünün önüne gelerek Mahmut Alınak’a siper oldular. O arada bazı DYP’liler yumruk salladılar. Sırrı Sakık da bu yumrukçu vekillere müdahale etti. Sırrı Sakık ile Mahmut Kılınç’ın silahlarına el attıkları, hatta Sakık’ın çantasındaki silahı o arada çıkarıp beline soktuğu şayiası yayıldı. Fehmi Işıklar, Uluç Gürkan, Tunca Toskay ve Hasan Korkmazcan HEP’lilerle DYP’lilerin arasına siper olarak iknaya çalıştı. Coşkun Kırca’nın olaya direk müdahil olmayarak, diğer DYP’lileri kışkırttığı gözlendi. RP ve MÇP’li milletvekilleri olayı sıralarından takip ettiler. Bu arada Yıldırım Avcı oturumu sonlandırdı ve mikrofonun sesini kapattı.
Sahne 4: Meclis Genel Kurul oturumu sona ermesine rağmen HEP’liler bağırmaya devam etti. DYP Bolu milletvekili Nazmi Çiloğlu ise, “PKK burada, PKK dışarda değil…” sözleriyle mukabelede bulundu. Sırrı Sakık, “Eli kanlı katiller…” diye avaz avaz bağırıyordu.
Sahne 5: Gergin ve gerilimli geçen oturumun ardından milletvekilleri birleşime son verilmesine karşılık Genel Kurul Salonu’nu terketmediler, bir süre daha… CMUK Tasarısı, ipleri neredeyse koparıyordu.
Sahne 6: Öğleden sonra Adalet Bakanı Seyfi Oktay ve ekibi ortalıklarda gözükmedi.
Sahne 7: Başbakan Süleyman Demirel de “Anlaşmıştık.” demişti, oysa. Son anda devreye kimler girdi, acaba Büyük ihtimalle askerler. Genelkurmay’ın bu tasarıdan rahatsız olduğu söyleniyordu. Özellikle Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) ilişkin düzenlemeler askeri rahatsız etmişti. Demirel bir kez daha asker karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.
Sahne 8: Meclis Grup Başkanvekilleri öğle arasında TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’la biraraya geldi. Orada da CMUK gündeme gelmiş olabilir. Komutanların birkaç gün önceki Demirel ziyaretlerinde de CMUK’u gündeme getirdikleri sanılıyor.
Sahne 9: Bütün bunlar olup biterken benim bir yanımda AA’dan Berrin, diğer yanımda Özgür Gündem Gazetesi’nden Ahmet Abakay oturuyor. Hemen önümde ise Milliyet’ten Halit Oral var. TBMM Basın locasındaki polisler de telaşlı. O arada dinleyici locasından fotoğraf çekmek isteyen muhabirin filmlerine el koydu polisler.
Sahne 10: Genel Kurul kapandıktan sonra koştura koştura Meclis Kulisi’ne gittik. Mahmut Alınak burnundan soluyordu. Parlamento muhabirlerine çay ısmarladı, bir yandan da Genel Kurul’da anlattıklarını ve yaşadıklarını bizlerle paylaştı.
O gün, bu notların altına şu dipnotu düşmüşüm; Benim şahsi kanaatim ise şu: Mahmut Alınak’ın üzerine bu kadar gidilmesi doğru değildi. Şiddet şiddeti doğuruyor, zira. Bir de HEP’lilerdeki “grup bilinci” daha fazla. O yüzden küçük bir olay, anında büyüyor. Bence HEP’lilerin üzerine üzerine gitmek yerine onlara şefkatle yaklaşmak lazım. Bu hem büyüklüğün de şanındandır…
“Not Defterim”den bir sayfa böyleydi…
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ
*Adalet eski Bakanlarından Şevket Kazan’ın, 28 Şubat süreciyle ilgili önemli açıklamalar yapacağını, toplantının 26 Şubat 2014 Çarşamba günü, GMK Bulvarı No: 24/8 Demirtepe/ANKARA adresindeki Server Vakfı’nda, saat 19:00’da başlayacağını,
*Saadet Partisi Van İl Başkanlığı’nın, Saadet Partisi Belediye Başkan adaylarının basınla buluşması ve projelerinin kamuoyuna sunulması amacıyla kahvaltılı basın toplantısı düzenlediğini, toplantının 26 Şubat 2014 Çarşamba günü saat 10.00 da Akdamar Otelinde gerçekleştirileceğini,
*Erbakan Haftası kapsamında Konya’da düzenlenen programın yarınki bölümünde, gazetemiz yazarlarından Ali Haydar Haksal’ın yanı sıra bu satırların yazarının da konuşmacı olarak yer aldığını, biliyor musunuz
NOT: Bugün 24 Şubat 2014 Pazartesi... 1) İşte geldi 2014 ve ilk ay bitti, ikinci ay da sona ermek üzere… Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. “Vakıf” olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar “tık” yok. Du bakali n’olacak