Hayatımızın tekrarlayan zamanları vardır; bizi üzen ya da sevindiren. Otuzaltı yıl önceki gibi aynı eylül günlerinde bir Ramazanı daha yaşamak ihtiyarlık yolundaki bedenimize bir güç, bir moral, bir gençlik aşısı şevki katmıyor mu

Otuzaltı yıl önce bugünleri çoğumuzun hayal etmediği muhakkak. Gençtik ve nasıl olsa göreceğiz duygusu mu ağır basmıştı içimizde. Galiba öyle... Lâkin hayal etseydik bugünlerde yaşadıklarımıza yakın şeyler hiç gelir mi idi aklımıza Bir dinimizin olmasından dolayı bizi mahzurlu görmeyenlerin ve üstelik komünizm karşısındaki güç, set olarak görenlerin çıkıp çıkıp konuşarak başımızda irtica davulu çalacakları ihtimali yeryüzünde hiç yoktu ki hayalini kuralım. Lâiklik o günlerde de vardı halbuki.

Yoksa diyorum, otuzaltı yıl öncesinden bugünlere ulaşacak hayallerimizin olmaması dolayısıyla mı maruz kalıyoruz tetikçi saldırılarına Herhalde bazı tedbirlerimiz olmalı idi, değil mi "Bizim gerçeğimizin geldiği yere onların hayali ulaşamaz" diyen yavuz, bizim yavuz umuzdu halbuki.

Ve şimdi karşımızda bir başka tekrarlayan zaman: 28 Şubat. Yine "Nerede bu devlet " kışkırtmaları, yine gizli kamera görüntüleri, yine denizlerde çekilen resimler... Anlaşılan Demirel den icazetli bunlar; 28 Şubat ı bin yıl sürdürecekler..

Tekrarlayan zamanlarda hiç dikkatinizi çekiyor mu zamanlamaların ince ayarı

Biri çıkıp itiraf ediyor: Gazetecilerin nasıl korkutulduğunu; övüne övüne anlatan bir paşa ağzından. Derken denizde bir hoca resmi gazetelerde: Kendisi denize gitmeyin, diyordu.

"On yıldır arkadaşlık yaptığım insan sattı, iki yıl önce çektiği bu resimleri..." Kartel medyasının linççilerin önüne attığı hoca söylüyor bunları. Müdafaa değil, hayalsizliğin daniskası.Böyle bir satışı ve şantajı yapacak karakterdeki bir kişiyi insan nasıl taşır on yıl yanında Bırakın kahve hatırını "alma ve olma" kaabiliyeti olmayan biri miydi bu satışcı Yoksa o da bir şantaja, bir baskıya mı maruz kalıyordu Bizim işimize yarayacak resimler getirmezsen, küçük kızın Beyoğlu barlarında eroinden ölebilir, mesela..

Bu zamanlar da geçecek derken ve gelecek zamanlara hayallerimizi hazırlıyorken kartelin tetikçilerine şunu hatırlatmak istiyorum: Bir gün size resim servisi yapanlar, sizin resimlerinizi de başkalarına servis ederler.