* Terör devleti İsrail'den Gazze'ye ölümcül bombardıman aralıksız ve hedef gözetmeksizin devam ediyor.
* Gazze’de en az 1 milyon çocuk ablukada!
* Terör devletinin bölgede yaptığı, hiç kuşku yok ki bir milletin tüm dünya gözü önünde yok edilmek istenmesidir, soykırımdır!
* Terör devleti İsrail soykırım suçları işliyor. Sivil hedefler, ambulans ve okullar hedef alınıyor…
* Terör devleti İsrail ordusu, gece boyunca Gazze Şeridi'ne 500'den fazla hava saldırısı düzenledi.
* Terör devletinin yıktığı cami sayısı 7’ye yükseldi.
* 7 Ekim 2023'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlenen hava saldırılarında 1.000 (bin) tondan fazla patlayıcı ve füze kullanıldı.
* Ve bu soykırım suçu, kendilerine ‘medeni’ diyen dünyanın gözleri önünde, canlı yayınlarda işleniyor!
GAZZE 2023!
Yüreğim ateşini söndürmeyin
Gazze yanarken orada
Ben de yanayım burada
Top mermileri sadece orda duyulmasın
Önce yüreğinde duyulsun dünyanın
***
Sonra burada
Mekke, Medine
Şam, Bursa
İstanbul’da, Tahran’da
***
Şimdi parçalanmış cesetler
Gazze sokaklarında
İnim inim inlerken orada
Bende inlemeliyim burada
Acısına ortak olmalıyım kardeşimin
Acısıyla donanmalıyım
Sadece sıkılan yumruğum kalmasın havada
Zalimin kalbinde patlayan
Bir bomba olmalıyım
***
Gazze abluka altında
Bir lokma ekmeğe
Bir yudum suya muhtaç
Oysa direniyor orada
Bükülmeyen yüreği dimdik ayakta
***
Filistin gönlümde sönmeyen ateşim
Aksa hüzünle örülmüş bir sütun
Sen özgürlük çağrısı Kudüs’üm
Zincirlerini kırıp parçalamadan
İnşallah ölmeyeceğim
Yahudi’nin zehir kusan kurşunlarına
Son damla kanım bedende canım oldukça
Direnmeye devam edeceğim
***
Ey Gazze
Yıkılan sokaklarında
Ömer’in ayak bastığı yerlerden
Selahaddin’in iz sürdüğü günlerden
Yeni bir şehir inşa edeceğim
***
Yarına güvenle bakabilecek
Çocukların olacak
Zeytin ağaçların yeniden yeşerecek
Her bir tanesi bir kurşun
Yakup’un torunları feryat edecek
Peygamberine ihanet etmenin cezasını
Elbet bir gün çekecek
***
Ey Gazze sokaklarında ağlayan çocuk
Yüreği dağlanan anne
Acısını içine gömen baba
Peygamberin müjdesi gelecek
Yahudi son bir ferdine kadar
Hep ölecek
***
Gülen sen olacaksın ey şehit
Gülen Gazze olacak
Dayan ne olur biraz daha
Yakında sabah olacak
(Yavuz Mercan)
BU KARARA NE OLDU, TBMM ADIM ATTI MI?
Tarih, 7 Ocak 2022…
Anayasa Mahkemesi, erişim engeli kararları hakkındaki itirazları birleştirerek bir ‘pilot karar’ verdi ve erişim engeli kararlarının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu açıkladı.
AYM, ihlallerin kanundan kaynaklandığını tespit ederek ilgili maddenin TBMM’ de değiştirilmesi gerektiğine hükmetti ve verdiği bu kararı Meclis’e gönderdi.
Kararı Meclis’e gönderirken de 1 sene boyunca bu yöndeki başvuruları gündeme almayacağını deklare etti.
Aradan geçti neredeyse 2 sene…
TBMM bu alanda, AYM’nin işaret ettiği yasal değişiklikleri yaptı mı?
AYM, ilgili kanunun (5651 sayılı Kanun) yeniden düzenlenmesi gerektiğine hükmederken önerilerde de bulundu. AYM’nin yaptığı önerilerden en önemlisi, Kanun'un 9. maddesinin öngörülebilir bir niteliğe kavuşturulmasıydı.
AYM, kararında, “İfade özgürlüğünü kısıtlayan bu yolun keyfî uygulamalara yol açmaması ve özgürlüğün kullanılmasını ölçüsüz biçimde ortadan kaldıracak düzeyde olmaması için usule ilişkin gerekli güvenceleri barındırması elzemdir” dedi.
* İnternet içeriğinin sınırlandırılması gereken durumlarda sulh ceza hâkimliklerine kılavuzluk edecek hükümlerin getirilmesi…
* Orantısız ve keyfî uygulamaların önüne geçilebilmesi için getirilecek hükümlerde erişimin engellenmesi kararının zorunlu ya da istisnai bir tedbir, bu yolun başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olduğunun belirtilmesi de AYM kararından anlaşılan sonuçlardandı.
* Anayasa Mahkemesi, engelleme kararlarıyla Anayasa'nın 26 ve 28. maddelerinde yer alan ifade ve basın özgürlüğü ile 40. maddede güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oy birliği ile hükmetmişti, 7 Ocak 2022’de Resmi Gazete’de yayınlanan kararıyla.
***
Anayasa Mahkemesi bu alanda düzenleme yapması için TBMM’yi işaret etti.
TBMM açıldı.
Beklenti, bu türden mağduriyetlerin yaşanmaması için Meclis’in, AYM’nin işaret ettiği bu yasal değişiklikleri gerçekleştirmesi yönünde.
Bekleyip göreceğiz…
TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?
Nasıl bir iştir bilemedim; Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD), hemen her açıklamasında bir "duvarcı ustalığı" ile, "toplumsal cinsiyet eşitliği"ni satırlar arasına titizlikle yerleştirmesi nasıl bir gizemli hedeftir?
TÜSİAD, Cumhuriyet’in 2. Yüzyılı için demokrasi diyor, eşit yurttaşlık diyor, laiklik diyor, ifade özgürlüğü diyor, hukukun üstünlüğü diyor, adil yargılanma diyor, 21. yüzyıla uygun bir eğitim diyor...
Bunların içinde geçmişte inançlı insanların üzerinde baskı kurmak için kullanılan kavramlar olmadı mı?
Öyle anlaşılıyor ki. Cumhuriyet’in gelecek yüzyılında en çok konuşulacak konuların başında bir ifsad çalışması, planı ve programı olan "toplumsal cinsiyet eşitliği" geliyor.
Bilmem tehlikenin farkında mıyız?
***
TÜSİAD demişken…
12 Eylül Askeri Darbesi öncesinde TÜSİAD tarafından Bülent Ecevit Hükümeti’nin düşürülmesi için verilen gazete ilanları hâlâ belleklerde…
28 Şubat sürecindeki aktörlüğü de…
Ağustos 1996'da Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyelerine bir yemek verdi, Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
O yemekte, Oramiral Güven Erkaya'nın garsona, “Bana rakı getirin!” şeklindeki yersiz, garip ve tuhaf talebi, gazete manşetlerine taşınmıştı, hatırlayacaksınız!
Bu yemeğin hemen sonrasında demeçler birbiri peşine gelmeye başladı; Barolar Birliği ve Yargıtay, adli yıl açılışındaki konuşmalarında şeriat ve laikliği gündeme taşıdılar.
Yaklaşık 15 gün sonra TÜSİAD, erken seçim talep etti. TÜSİAD’ın erken seçim isteme gerekçesi, ekonominin kötüye gitmesiydi.
Oysa o dönem ekonomi en iyi günlerini yaşıyordu.
Sadece devletin bankalar eliyle soyulmasını engellemesiyle elde edilen kaynak çalışanlara yüksek zam için yeterli gelmişti.
Sistemin adı da belliydi; ‘Havuz Sistemi!’
Kısacası rantiyenin ekonomisi bozulunca düğmeye basılmıştı.
Geçenlerde merhum Fehim Adak’ın bu konuyla ilgili çarpıcı görüşlerini burada aktarmıştım…
