Tarihi ve toplumsal olaylar zaman içerisinde bir defa meydana gelir. Bu bakımdan her tarihi ve toplumsal olay “biricik”tir. Tarihi herhangi bir olay için bu tespitin yapılması kolaydır ve genel olarak da kabul edilir. Fakat tarihi olay nitelendirmesinin kapsamına birçok alanı ilgilendiren olaylar dâhil edilir. Burada tarih biliminin, bilim olma kimliği söz konusudur ve tarih bilimine konu olan herhangi bir olayın tekrarlanması imkân dâhilinde değildir. Buna karşılık, doğayı konu edinen doğal bilimleri, incelemeye yöneldiği doğal olayı çeşitli şekillerde tekrarlama imkânına sahiptir. Doğal olaylardan farklılık gösteren ve toplumsal olarak tanımlanan olaylar, birçok sosyal bilime konu olurlar. Tekrarlanamamaları bakımından tarihi olaylar ile iç içedirler, dolayısıyla aynı olayın, aynı şartlarda ve nedenlerle tekrarlanmaları söz konusu değildir. Ancak, belli konuda ortaya çıkan bir toplumsal olayın tanımında, açıklanmasında bir başkasıyla kıyaslayarak anlaşılır kılınması mümkün olabilir.

Siyasal, kültürel ve iktisadi olarak alanı sınırlandırılan toplumsal olaylarda, bizzat olayın aynıyla tekrarlanması mümkün gözükmeyebilse de, böyle bir olayın nedenlerinin doğru olarak tespit edilmesi, doğurduğu sonuçların da doğru bir şekilde açıklanması halinde, bir anlamda tekrarlanmasına benzer bir işleme tabi tutulması olasıdır. Kaldı ki, bir takım siyasal, kültürel ve iktisadi olayların neden-sonuç bağıntısı kısa vadede ortaya çıkmayabilir, ama daha sonra meydana gelen olayları orta veya uzun vadede etkilemesi daima mümkündür.

Bu çerçevede, 1996-7 yılları içerisinde kurulan Refahyol koalisyon hükümetinin Başbakanı olan rahmetli Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın gerçekleştirilmek üzere alt yapısını hazırladığı ve D-8 olarak tanımladığı tasarı üzerinde durulabilir. Tarihi olay olarak tekrarlanamaz gibi gözükmesine karşılık, toplumsal olay olarak siyasi, iktisadi, toplumsal ve kültürel neden-sonuç bağıntısı itibariyle tekrarlanabilir bir potansiyeli hala yapısında taşımaktadır. Erbakan’ın, dolayısıyla siyasi bir varlık olan dönemin Refah Partisi’nin yöneldiği bir ideal tasarıydı bu. Herhangi bir siyasi parti, aynı zamanda “ideal” tasavvurları olan bir kurumdur ve parti programlarını bu idealleri temelinde somut göstergelere dönüştürebilir. Dolayısıyla içinde faaliyetlerini sürdürdüğü “düzen”in kendisine sağladığı imkân ve fırsatlar ölçeğinde bu hedefini gerçekleştirmeye çaba gösterebilir. Bu onun meşruiyet temelini de sağlar.

Gerçekten, D-8 tasarımı, söz konusu meşruiyet temelinde, sadece hükümetin değil, aynı zamanda Devletin de resmi görüşü düzeyinde, alt yapısını oluşturacak adımların atılmasıyla resmiyete büründürülmüş gözüküyordu. Basit ifadesiyle, Devlet’te devamlılık, bizzat devlet olgusunun içeriğinde saklı bir olgudur. Sonradan gelen hükümetlerin bu devamlılığı sürdürmeleri beklenir. Yok, böyle bir görüşün, kararın veya tasarının Devlet’in resmi görüş, karar veya tasarısı olmaması gerektiği görüşü söz konusu edilecekse, bunun gerekçeleri ortaya konularak ilga edilmesi sağlanmak durumundadır. Böyle bir durumun gerçekleştirilmediği ortadadır.

Bizim de paylaştığımız genel görüş, Refahyol hükümetinin iktidardan düşürülmesinde, D-8 tasarısının önemli bir payının olduğudur. Burada iç ve dış güçlerin varlığı ve kimler olduğu hususunda çeşitli nedenler, etkenler eni-konu irdelenebilir. Gerçekten bu konuda yapılacak araştırmaların ulusal ve uluslararası güçlerin ve politikalarının anlaşılmasında sayısız yararları olacağı söylenmelidir. Ancak, özellikle İslam ülkelerinde, o tarihten sonraki gelişmeler ile, eğer D-8 bir tasarı olarak gerçekleştirilmeye başlanmış olsaydı, bu ülkelerde yaşanılan olaylar yine de gerçekleştirilebilir miydi? Yoksa farklı bir dünya mı olacaktı?. Bu, temel bir soru ve sorun olarak hala ortadadır.