Tüzel kişiliğe sahip bir kurumun elbette insan gibi gözlere sahip olması düşünülemez. Ancak, Yahudiler istedi diye 27 Ocak gününü "Uluslararası Yahudi Soykırımı  Anma  Günü" kabul eden BM nedense dağılan Yugoslavya da Müslüman Boşnaklara karşı uygulanan soykırımı unutulmaya terketmiş durumda. Sanki, orada katledilen Boşnaklar  insan değilmiş gibi. Yine her fırsatta Türkiye ye karşı hayali  Ermeni soykırımı iddialarını canlı tutan bu kuruluş, Ermeniler in Karabağ ı bahane ederek katlettiği 10 binlerce insanı yıllardan beri sürgün hayatı yaşayan 2 milyon  Azeri yi nedense görmezden geliyor. Filistin de 50 yıldan bu yana 100 binlerce Filistinli Müslüman, Yahudiler tarafından katledilirken dünyanın ve özellikle de BM nin olayı görmezden gelişi ve ciddi bir yaptırım kararı almayışı, alsa bile uygulamaya koyamayışı karşısında olup bitenleri özellikle Müslümanların yeniden değerlendirmeye tabi tutması gerekiyor. Kısacası, BM dünyanın neresinde Müslümanlara karşı bir saldırı  ve katliam varsa onu görmezden geliyor. Buna karşılık bu bu olaylarda hep Yahudi ve Hıristiyanları desteklerken dünya barışına katkı sağlamasından söz edilebilir mi

BM nin bu taraflı tutumu yeni değil elbette. Kurulduğu günden beri adeta emperyalist güçlere, özellikle de siyonizme hizmet ettiğini biliyoruz. Bunun için ısrarla diyoruz ki, Müslüman ülkeler bir araya gelerek alternatif yeni bir BM oluşturmak durumundadırlar. Böyle bir oluşum "İslam Birliği" adı altında olabileceği gibi Avrupa Birliği benzeri bir yapı ile de sağlanabilir. Aslında adının ne olacağı çok da önemli değildir. Sayıları 2 milyara ulaşan Müslümanların BM nin oyuncağı olmaktan kendilerini kurtarmalarıdır esas olan.

Emperyalizm ve siyonizm karşısında bir güç oluşturmada Türkiye ye önemli görev düşerken Türkiye nin aksi bir istikamette tavır sergilemesi BM de alınan Yahudi Soykırım Günü kararına imza atan 4 Müslüman ülkeden biri oluşu dikkat çekicidir. Sanki, Türkiye ısrarla Yahudi ve Hıristiyanların yanında yer almayı sürdürürken, İslam dünyasından uzak durmayı tecih ediyor. Böyle olunca da BM nin emperyalistlerin ve siyonizmin maşası olmaktan çıkartılması mümkün olabilir mi

Dini ve ırkı ne olursa olsun insanların öldürülmesinin, yerlerinden sürülmesinin kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Ancak, dünya üzerinde haksızlığa uğrayan sanki sadece Yahudiler ve Ermeniler varmış gibi hareket ediliyor, bir takım temelsiz iddialara dayanarak soykırım günleri ilan ediliyorsa bunu yapan gücün iyi tesbit edilmesi gerekir. Ve bu güç sadece kendisine yönelik saldırıları saldırı sayıp kendisinin saldırıları sonucu katledilenleri yok sayıyorsa ortada ciddi bir ahlaki sorun var demektir.  Bu sorunun adı ise dünyayı kendi tekeline almış, kendinden başkasının yaşama hakkı olmadığını öngören bir anlayış. Bu anlayış bilinmelidir ki dünyayı felakete sürükleyen anlayıştır. Sanıyorum bu anlayış kendi karanlık yüzünü gizleyebilmek için sürekli olarak masum rolü oynamayı çıkarına uygun buluyor. O bunu uygun bulabilir ama,  mazlum insanların bu oyuna gelmesi zulmün haklılık ve süreklilik kazanması sonucunu doğruyor.

Bir bakıma yer yüzünde bu kavram kirlenmesi ve  yoğun propaganda sebebiyle mazlumlar zalim, zalimler ise mazlum olarak gösteriliyor ve bu uğurda BM de sonuna kadar kullanılıyor..

Türkiye olarak biz de bu kullanılmada gönüllü olarak görev yapıyoruz. Yani zulme ortak oluyoruz. BM nin 27 Ocak Gününü  Uluslararası Yahudi Soykırımı nı Anma Günü ilan eden kararına Türkiye adına imza atanlar zulme ortak oldkularının bilmem farkındalar mı