Kendilerini sanatçı kategorisine sokanların hemen hemen tamamının karşılarında bir kalabalık gördüklerinde söyledikleri klasik bir laf vardır: "Beni siz varettiniz Beni alkışlarınızla, verdiğiniz destekle buralara taşıdınız... Ben sizin için varım Bu destekle ömrümün sonuna kadar sizin için çalışmaya devam edeceğim" Falan, filan Tüm sanatçıların ortak olarak kullandığı bu klasik cümleler aslında yaptığı işleri halka beğendirme zorunluluğu olanların sığındığı bir limandır Sanatçı kesiminin, "Ben böyle yapıyorum, yaptığım işi ister takdir edin, ister etmeyin Benim tarzım budur" diyebilmesi mümkün değildir Çünkü, gerek temaşa sanatıyla iştigal edenlerin, gerek sesleriyle ekmeklerini kazananların, gerekse resim, heykel gibi zor alanlarda üretim yapanların ayakta kalabilmeleri halkın beğenisine mazhar olmalarıyla mümkündür

Sanatçı olabilmek kolay değil İnsanlara sesinizi, yüzünüzü, fikrinizi pazarlayacaksınız Rol keseceksiniz . Laf ebeliği yapacaksınız Magazin gazetelerini takip ederken bazen sanatçılarla ilgili garip haberlere rastlarız "Sanatçının acı günü Annesini kaybeden bilmem kim, bu acıyı yüreğinde yaşarken akşam sahneye çıkmak zorunda kaldı "  "Gündüz babasını toprağa veren bilmem kim, akşam tiyatro sahnesinde rol kesti" gibi haberler dikkatimizi çeker Böyle şey olabilir mi Annesinin acısını yüreğinde yaşayan birisinin sahneye çıkıp birilerini eğlendirmesinden daha saçma bir davranış biçimi olabilir mi Sanatçı olmak gaddar olmak mıdır Hissiz, duygusuz, vicdansız olmak mıdır

Kendilerini halkın eğlendirilmesine adayan sanatçı güruhu, mesleki hassasiyetleri özel yaşamlarının önüne geçecek bir şekle sokulmuş, insani yaklaşımdan uzak bu gaddar çerçeveyle duygusuz, hissiz bir konuma doğru itilmişlerdir Oysa, insan olmak, insani duygular taşımak herşeyin başıdır Mesleki hassasiyet, kazanılacak para, gelecek alkış insan hassasiyetinin gerisinde tutulmalıdır Önceki günlerde Kanal D ekranlarında yayınlanan Dansa Var mısın programında anlatmaya çalıştığımız duruma örnek olabilecek bir dram yaşandı . Huysuz Virjin adıyla tanınan şovmen Dursun Seyfioğlu, programda bir anda bayılarak yere yığıldı Dansa Var mısın programının jüri üyelerinden Yonca Evcimik in, milyonların gözü önünde yaşanan bu dramatik görüntüye tepkisi aynen şöyle oldu: "Şaka, şaka " Dursun Seyfioğlu, kalbinden ameliyat geçirmişti Yüksek tansiyon problemi vardı Yaşı 74 olmuştu Kadın gibi görünebilmek için vücuduna işkence eden elbiseler giymek zorundaydı Ve, topuklu ayakkabılarla saatlerce ayakta duruyordu

Birgün sonra Kanal D Ana Haber Bülteni ne telefonla katılan Dursun Seyfioğlu, "Aslında benim yaşım, böyle bir programın ağırlığını kaldırmaya müsait değil Ama, Kanal D benim sevdiğim bir kanal Ben de bir sanatçı olarak hiç olmazsa yılın belli dönemlerinde halka yüzümü göstermek zorunda olduğum için bana yapılan teklifi kabul ettim" gibi bir gerekçeyle kendini savunmaya kalktı Seyfioğlu, "Ben sanatçıyım . Eğer sahnede ölürsem bundan mutluluk duyarım" mealinde bir şeyler söyledi Sanatçı olmak, ameliyat geçirmiş bir vücuda saatlerce işkence çektirmek değildir Sanatçı olmak, "Öleceksem sahnede öleyim" diyerek iflas etmiş bir vücudu intiharın eşiğine getirmek değildir Sanatçı olmak, "Yüzümü göstereyim, alkışlanayım" diyerek ölüme davetiye çıkarmak değildir Gerçek hayat bambaşka Unutmayın, insanlar sahnede öleni değil, ölü rolü yapanı alkışlar Sahnede öldükten sonra alacağınız alkış neye yarar!