Çok Amerikan filmi seyrettirdiler bize.
Kendi ülkemizin insanlarının nasıl yaşadıklarını öğrenmeden daha, yerlilerini de tanır olduk Amerikalıların, şehirlilerini de...
Çoğu kez etkisinde kaldık o filmlerin. Sandık ki kendilerini bize anlatıyorlar veyahut şikayet ediyorlar. Başkanlarını dahi çok kullanmamışlar mı idiler filmlerinde Nasıl suikastlere maruz kaldıklarını anlatan filmleri boş verin, kendilerini seçtirten işadamlarının karısına tecavüz ederlerken yansımadılar mı beyaz perdeye... Birliğinde bir asker ölen bir komutanın yargılanma sahnelerini ezberleyene kadar seyrettik ve bizim gazetelerimize yansıttık benzer bir olayı, yakılan kınalar eşliğinde...
Seyrettiğimiz her Amerikan filmi, hayranlığımızı bir artırdı. Dedik ki: Kendi pisliklerini her fırsatta ortaya döküyorlar. Pis olmalarından, pisliklerinin çok olmasından kaynaklansa gerek, Amerika nın büyük devlet olması.
Ve yıllarca ağzımızın suyunu akıta akıta, 12 Eylül, 28 Şubat yapa yapa "Küçük Amerika" olmaya özendik.
Şimdi olduk mu
Gazetelere yansıyan çete haberleri, çete oluşturan yüksek mevkilere oturmuş faal ve emekli bürokratlarımız, bizim de Amerikanlaştığımızın işareti olsa gerek.
Yazık! Mustafa Kılıç adını hatırlayan var mı bu ülkede Yargılandığı mahkemede Hakim bey e söylediği destansı sözler kimin kulağında kaldı
Dışarıdan diplomalı bir ilkokul mezunudur Mustafa Kılıç. Şanlıurfa şehrinde belediye başkanlığı yapmıştır. Şanlıurfa şehrinden milletvekili seçilmiştir.
Meşhur "Güneş Motel" "Onbirler olayı" kahramanları arasında adının bulunmasının üstünde fazla durmadan, 12 Eylül sonrası çıkarıldığı mahkemede söylediklerini bir duyun.
"Ayrılıkcılık yapıyor imişsiniz Kürt devleti mi kurmak istiyorsunuz" gibi sorulara karşı derki Mustafa Kılıç: Ben bu devletin şehrinde başkanlık yaptım. Bu devletin Meclis inde milletvekilliği yaptım. Bu devletin hükümetinde bakanlık yaptım. Peşinde olduğumu söylediğiniz Kürt devleti acaba bana hangi makamı verecek
Demem o ki, bu ülke temiz insanlar ülkesidir. Amerikalılardan ve Amerikancılardan uzak durmalıyız.