Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ün "Hamas ı kim davet etti, AKP mi, Dışişleri Bakanlığı mı " sorusuna verdiği cevap AKP yönetiminin içinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi göstermesi bakımından oldukça dikkat çekici!
Dışişleri Bakanı Gül ün açıklamaları bize gösteriyor ki; AKP liler farklı yerlerde, farklı günlerde, farklı mekanlarda, farklı konuşmalar yapmaya devam edecekler.
Dışişleri Bakanı Gül, partisinin Çubuk ilçe kongresinde yaptığı oldukça asabi konuşmasında "Filistin ile biz ilgilenmeyeceğiz de kim ilgilenecek" diye nasıl da herkese rest çekmiş ve herkese meydan okumuştu!
Her ne hikmetse Çubuk ilçesinde böyle yürekli konuşmalar yapan AKP liler Çankaya ilçesinde farklı bir üslup kullanmayı tercih ediyorlar ve "Kim davet etti" sorusuna "Bu ya da bu davet etti gibi bir şey diyemem" demekle yetiniyorlar!
Böyle soruya AKP li Gül neden gönül rahatlığı içinde "Ben davet ettim" diyemiyor dersiniz!
AKP lilerin içinde yaşadığı yaman çelişkinin cevabı bu soruda yatıyor efendim!
Bir yandan "Kimseden icazet alacak değiliz" diyecek kadar dik bir duruş sergilemeye çabalıyorlar bir yandan da "Ziyaret öncesinde hem ABD hem de İsrail e bilgi verdik" diyerek bu daveti kimlerin(!) bilgisi dahilinde yaptıklarının ipuçlarını veriyorlar.
Dışişleri Bakanı Gül bu tartışılan davette Hamas yöneticilerine verdikleri mesajları da sıralıyor:
Silahları bırakın demişler.
Demokrasiyi tercih edin demişler.
İsrail i tanıyın demişler!
Bu talepler kimlerin talepleri
Taleplerin kimlere ait olduğunu bilenler "Kimseden icazet alacak değiliz" diyenlerin kulaklarını ne kadar çınlatsalar yeridir!
"Ben davet ettim" ya da "Biz davet ettik" bile diyemeyenler "Kimseden icazet alacak değiliz" dedikleri zaman inandırıcı olduklarını sanıyorlarsa, yanılıyorlar.
Çubuk ta başka, Çankaya da farklı mesajlar vererek ülke yönetilemez.
Ne var ki, bu gerçeği AKP li dostlarımıza bir türlü anlatamıyoruz.
Onlar bir gün öyle, bir gün böyle davranarak ülkeyi iyi idare(!) ettiklerini sanıyorlar.
Bu davetin doğru bir davet olduğuna inanıyorlarsa davet sahibinin kim olduğunu da gönül rahatlığı içinde açıklamaları gerekmez mi
Davet sahibini gizlemek, kime ne kazandırır ki!
Davetin duyulmasından sonra AKP kurmaylarının, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin yaptıkları açıklamaları peş peşe koyun ve ortaya çıkan çelişkiye bakın!
Bir reddedilen, bir sahiplenilen ve sonunda davet sahibinin bile açıklanamadığı sıkıntılı bir durum yok mu Var elbette!