Cumhurbaşkanlığı, ardından milletvekili seçimleri derken "bıyıksız" birileri bıyıklara ve dolayısıyla "bıyıklılar"a taktı son zamanlarda... Ne istiyorsunuz "bıyıklılar"ın bıyığından... İş bıyığa kadar geldiyse, seyreyle bundan sonra gümbürtüyü...

Zaman gelir sakalla uğraşırlar, zaman olur saçla... Yaz gelir haşema ile (mayo) uğraşırlar... Bir zaman gelir bu kadar özelleştirilen alanlar yetmiyormuş gibi, işi iyice genelleştirip kılık kıyafetle uğraşmaya kalkarlar... Şalvar, pardesü, etek boyu, başörtüsü, manto, ceket, bluz, ardından da renklerini dillerine dolarlar... Bunların önlerinde durabilene aşk olsun...

A be kuzum! Bir "şey" elde etmek için, illâ bir "şeyler"e ve birilerine düşman mı olmak lâzımdır

Kılla uğraşmak için "kıl" olmak gerekir derler... Allah aşkına sizin başka işiniz yok mu İlim, irfan, eğitim, sanat, kültür, sinema, tiyatro, siyaset, ekonomi gibi birçok alan bâkir bir vaziyette dururken... Cumhuriyet tarihinin her bir dönemi ayrı bir gelişmeyi yansıtır; her dönemde farklı tartışmalara tanık olmak mümkündür. Meclisin ilk dönemlerinde kadınları ve sakallıları görürken, sonraki dönemlerde az da olsa kadın milletvekiline rastlıyoruz, fakat sakallı milletvekiline rastlamamaya başladık. Var olanlar da tabii görülmüyor.

Bugün meclisteki bıyıklıları niçin saymaya kalkıyorlar Kadınların sayısını çoğaltmak için mi Sanmıyorum... Dertleri, meclisin genel ahvali hoşlarına gitmiyor da ondan... Daha önceki hükümetin durumu bundan farksız mıydı Niçin o zaman böyle ünlemiyorlardı Çünkü başta Karaoğlan vardı, hem de bıyıklı Karaoğlan... Onun bir devlet bakanı vardı, Önay Alpagu namında... "Nasıl mayolu öğrenciler üniversiteye giremiyorsa başörtülülerin de üniversiteye girmemesi gerekir" diyen ve başörtüsü ile bikini mayoyu aynı kefeye koyan, kürtaj yaptırmakla da övünen Önay Alpagu...

Ne istiyorsunuz "erkek"in bıyığından İster bıyık bırakır, isterse keser... İlla "matruş" mu olmak gerekir Kim bilir birileri de bıyıklı sever. Lutfedin de bari bıyık bırakıp bırakmama özgürlüğü olsun... Demek ki elinize fırsat geçse (!) bütün bıyıklıların bıyıklarını kesmek için meclisten kanun çıkaracaksınız!

Ayıplamıyorum ama ileri yaşa gelmiş bazı kadın ve erkeği yan yana gördüğümde, emin olunuz hangisinin erkek, hangisinin kadın olduğunu ayırt etmekte güçlük çekiyorum. Gençlerin hallerine bir şey demiyorum, çünkü onların dokunulmazlıkları var... Sana ne de diyebilirsiniz, elbette bana ne!.. Fakat herhangi bir şekilde "ünlemek" gerektiğinde ne diyeceğimi şaşırıyorum; "beyefendi" mi diyeceğim, "hanımefendi" mi diye... Çünkü ikisinin de dış görünüş olarak cinsiyeti aynı gibi... Alışmış tüysüzlüğe, garipsemek sizin neyinize!..

Bu arada kellere, köselere bir şey demek kimin haddine düşmüş...

Kadın-erkek eşit olsun diye mi yapıyorlar böyle şeyleri... Çünkü görünüş itibariyle bıyık, sakal gibi şeyler erkeği hakikaten kadından ayırıyor. Hatta bizim oralarda bir söz vardır: "Erkeğin kıllısı Ali den, kılsızı ayıdan" diye... Bu sözün nereden çıktığını, niçin çıktığını da bilmiyorum. "Acaba jilet firmaları ile bir bağlantısı var mı bunları dillendirenlerin" demek de içimden geçmiyor değil...

Kadınların öncülük ettiği Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adındaki bir kuruluş 26 Eylül 1995 tarihinde Dil Bayramı dolayısıyla gazetelere ilânlar vererek şöyle bir çağrıda bulunmuştu: "Halkımızı, selâmün aleyküm diyenleri, günaydın la karşılayıp, dilimize sahip çıkma çabasına katkıda bulunmaya çağırıyoruz."

Ne istiyorsun benim selamımdan... Niçin düşmanlık, kin ve nefret tohumları saçıyorsunuz büyük çoğunluğu selâm alıp veren topluma

"Çağdaşlık" adına mı yapıyorlar bu mücadeleyi yoksa Şu çağdaşlık denen şey birçok kadına, hatta bazı erkêklere bile neler yaptırdı neler yaptırıyor... Bu yüzden kadınlar "tabii gelişim"in önüne geçip, 60 yaşındayken 25 yaşındaymış gibi görünmeyi ne kadar da çok istiyorlar... Fakat "görünmek" ile "olmak" arasındaki farkı bir türlü farkedemiyorlar... 60 yaşın hali, tavrı, işlevi farklı, 25 yaşınki daha farklı... Görünene, "göründüğün gibi ol" deyince de, ben "deveyim" diyorlar... Haydi çık işin içinden çıkabilirsen...

Bana diyebilirsiniz, niçin böyle bir yazı yazdın Siyaset adına, ülke yönetimi adına, insanların geleceği adına böyle sözlerin sarf edildiği, bunları dillendirenlerin var olduğu bir ortamda, ben "âyet ve hadis"lerden delil getirecek değilim ya... O ciddiyete (!), böyle bir ciddiyet fazla bile...

"Bıyık düşmanlığının sebebi ne olabilir " diye düşünüyorum, işin içinden çıkamıyorum desem, kendime haksızlık etmiş olurum. Çünkü durup dururken herhangi bir kadının bıyığa ve bıyıklıya düşman olması normal bir davranış değildir. Bir bıyıklının "bıyıksız"a düşman olması gibi... Daha açık bir dille ifade etmek gerekirse bir kadın, niçin erkeğe düşman olsun, ya da bir erkek, kadına Bunlar anlaşılır şeyler değil... Bunun ardında başka şeylerin var olduğu herkesin malumu...

Nedir bu Allah aşkına Sakala düşmanlık, bıyığa düşmanlık, giyilen elbiseye düşmanlık, başörtüsüne düşmanlık... Bir erkeğin birilerine yaranması için neler yapması gerekir Kes babam kes... Nereye kadar Sonra da emin olunuz, "Ben bu kadar da istememiştim" demeye başlayacaklar; sakallı, bıyıklı olsun diyecekler, fakat iş işten geçmiş olacak o zaman da...

Kadının kadına yaptığını anlamak da mümkün değil... Başörtüsü düşmanlığında kadın hemcinsine karşı erkekten daha şedit...

Cinsiyet ayırımı yapmadan "önce insan" demek gerekir. Bu aşamadan sonra da, kimse kimsenin yediği ile içtiği ile giydiği ile uğraşmayacak; ilerlemede, birtakım görevlere yükselmede sadece ve sadece liyakat aranacaktır.

Kin eken nefret biçer. Kinsiz ve nefretsiz bir Türkiye ve bir dünya istiyoruz.

1997 yılında kurulan KA-DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) nam bir oluşum mecliste "bıyıklı" istemiyorlarmış... başka