İslâm düşmanlarının en büyük korkusu, Müslümanların birlik olması ve Kur’ân’ın hâkim olduğu bir devletin ortaya çıkmasıdır. Onlar Kur’ân’ın mucizevî tesirini biliyorlar ve Kur’an’a sımsıkı sarılan bir devletin ortaya çıkmasından da ödleri kopuyor. Onlar Asr-ı Saadet ve Osmanlı Devleti örneğini çok iyi biliyor. Asr-ı Saadet’te İslâm devleti bidayetinde avuç içi kadardı. Ancak kırk senede kırk devleti mağlup etti ve sınırları Çin ü Maçin’den Rusya’ya kadar dayandı. Osmanlı Devleti, bidayetinde bir avuç topluluktu. Kayı Aşiretinden ve diğer birkaç beylikten ibaretti. Ancak Kur’an’a sarılan bu küçük devlet, bir cihan imparatorluğu haline geldi. İşte onlar bunu çok iyi biliyor.

İslâm düşmanları var güçleriyle birliğimizi bozmaya ve bizi “birlik” haline getirmemeye çalışıyorlar. Yakın tarihte kurulan “Bağdat Paktı”na bakınız. Türkiye, Pakistan, Irak ve İran’dan müteşekkil bu birlik ortaya çıkar çıkmaz, İslâm düşmanları bu birliği yıkmak için harekete geçti. Beş seneye varmadan bu birlik için imza atan idarecileri darbelerle devirdiler ve sonunda Bağdat Paktı önce CENTO adını aldı, ardından da bütünüyle tarihten silinip gitti.

D-8’in kuruluşunu hatırlayın. Merhum Başbakan Erbakan’ın öncülük ettiği bu çok mühim projede şu devletler yer almıştı: Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır, Nijerya… İslam Birliğinin bu öncü kuruluşunun ortaya çıkmasının ardından, hem bu kuruluşa imza atan ülkelerde, hem bütün komşu İslâm ülkelerinde bir huzur ve refah havası meydana geldi. Lütfen o günleri hatırlayın: Türkiye’nin etrafında bir huzur hâlesi oluşmuştu. Irak, İran ve Suriye ile ticaret arttı. Bu kardeş ülkenin halkı emniyet içerisinde birbirine gidip gelmeye başladı. Ardından neler oldu? Tıpkı Bağdat Paktı’nın akabinde yapıldığı gibi, D-8‘e imza atan bütün idareciler ya darbeyle, ya post modern darbeyle, ya da ekonomik darbeyle işbaşından uzaklaştırıldı. Ondan sonra BOP ve Arap Baharı projeleri devreye konuldu. Sonuç mu? İşte şekil 1’de görüldüğü gibi…

Şu anda dünyada Kur’an’ın ve Hadis’in hâkim olduğu bir devlet yok. Sözde 60 İslâm ülkesi var. Ancak hiçbirinde Allahu Teâlâ’nın murad ettiği bir sistem yok. Bu devletlere, “Müslümanların yaşadığı devletler” demek daha doğru.

İslâm düşmanları, tercihini İslâm’dan yana yapanlara toplu şekilde saldırmakta. Çeçenistan’ı hatırlayınız. Kahraman Cevher Dudayev, Çeçenistan’ın bir İslâm devleti olduğunu dünyaya ilan etti. Ardından bütün küfür dünyası birlik oldu, Rusya’yı kullandılar. Ondan sonra olanları hatırlayınız. Bosna’yı hatırlayınız. CennetmekanAliyaİzzetbegoviç, “Biz tercihimizi İslâm’dan yana yaptık” dedi ve Bosna’nın bir İslâm devleti olduğunu dünyaya ilan etti. Ardından yine bütün küfür dünyası birlik oldu, bu defa da Sırpları devreye koydular. Ondan sonra olanları hatırlayınız.

Son örnek, Gambiya… Nüfusunun yüzde 90’ı Müslüman olan bu ülke çok çile çekmişti. Bir zamanlar Amerika’nın köle deposuydu. 18 ve 19. Yüzyılda 3 milyon Gambiyalı zincirlere vurularak köle olarak Amerika’ya götürüldü. Bu ülke uzun yıllar da İngiltere’nin sömürgesi oldu. 1965’te sözde bağımsızlığını kazandı. Bu ülkede yakın zamanda olup bitenleri hatırlayınız: Devlet Başkanı Yahya Jammeh, 2015’te Gambiya’nın bir İslâm Devleti olduğunu dünyaya ilan etti. Bu açıklamanın ardından bütün küfür dünyası harekete geçti. Batı bütün yardımları kesti. BM, Amerika ve İngiltere devreye girdi. ABD ve İngiltere 30 Aralık 2014’te Jammeh’i devirmek için darbe teşebbüsünde bulunmuş, ancak başarısız olmuşlardı. Bu defa, önce devlet başkanlığı seçiminde Barrow’u çatı aday olarak çıkardılar. Jammeh’in seçimde kumpas olduğunu söylemesi ve 90 günlük olağanüstü hal ilan etmesi üzerine bu defa Senegal’i devreye soktular. Fransız uydusu Senegal, 20 Ocak 2017’de Gambiya’yı işgal etti. Yahya Jammeh de görevini bırakmak zorunda kaldı ve Gine’ye gitti. Batı’nın adamı Barrow’un ilk icraatı, Gambiya’da Cuma tatilini kaldırmak oldu. Bu örnekler akla kapı açması için yeter. İşte görüldüğü gibi onlar Müslümanların birlik olmasından ve Kur’an’ın hâkim olmasından korkuyor. Âdeta ödleri patlıyor. Ne diyelim, korkuları bol olsun.