Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimi günlerini hatırlayın. Gül ile Erdoğan, “Putin-Medvedev” gibi yer değiştirecek diye bekleniyordu. 2014’ün o sıcak yaz günlerinden birinde kalabalık bir AK Parti milletvekili grubu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile buluşurlar. Aralarında kimler yoktur ki! Gül’e, “Erdoğan cumhurbaşkanı olunca siz de partinin başına geçip başbakan olun” derler. Gül cephesi, bunun uygun düşmeyeceğini, ancak partiden bir grubun daveti ile olabileceğini söyler. Aynen bugün olduğu gibi.

***

Bir davet deklarasyonuna karar verilir. Ancak bu gizemli toplantının detaylarını, toplantıya katılan partinin kurt siyasetçisi Erdoğan’a uçurur!  İş değişir! Partinin ağır toplarının da olduğu o vekiller sigaya çekilince geri adım atarlar. Davutoğlu, Genel Başkan ve Başbakan olur. Gül cephesi ise, “Siz partinin başına geçin!” diyen vekil grubuna bozulur. “Hem siz istiyorsunuz, hem vazgeçiyorsunuz” diye. Bu durum, Abdullah Gül’ün şimdi adaylık için neden bu kadar geniş mutabakat aradığını da açıklıyor.

Ancak tepe nazarında “itibar” kazanan grubun o jurnalcisinin yükselişi hep sürer. Vekillik, bakanlık, yöneticilik… Açıkları, hataları da hep örtbas edilir. Gül’ün partisine dönüşünün önü de böylece kesilir.

CHP İSTİYOR, AK PARTİ İSTEMİYOR?

Geçmişi belli, 28 Şubat’taki tutumu da! Ne ki 2002’den beri Meclis dışında bırakılan Saadet Partisi’nin Meclis’te yer almasını gelinen noktada CHP istiyor. Her ne saikle isterse istesin!

***

Kardeşlik hukukundan, adaletten bahseden, Milli Görüş’ten çıkmış AK Parti ise Saadet’in Meclis’e girmemesi için olanca siyasi gücüyle mücadele ediyor. Yıllardır sığındığı yüzde 10 barajı şimdi ittifakla aşılınca da aşırı rahatsız oluyor. Sizce de garip bir tezat değil mi?

BU SEÇİMİN FAVORİ CÜMLESİ!

BİR TARAF; metal sıkışması, FETÖ yorgunluğu, darbe, siyasi ayakla mücadele etmedin ithamı, ihale, rant, tüm kazanımları kaybetme baskısı altında.

ÖTE TARAF; sindirme, troll, OHAL, gözaltı kıskancında, müzmin muhaliflikten çıkıp iktidar olma baskısı altında…

***

Her seçimi bir slogan götürür. Sizce bu seçimin favori cümlesi şöyle olabilir mi?

“ Türkiye’yi normalleştireceğiz!”

YORGUNLUĞA AMERİKA FORMÜLÜ!

Cumhurbaşkanı, İstanbul İl Kongresi’ndeki kalabalığın coşkusundan memnun olmadı. “Bu ses 24 Haziran’ı bitirmez” siteminde bulundu. Teşkilatlardaki yorgunluk o kadar had safhada ki...

Afrin zaferi yetmez, Amerika’yı alsa ancak keser!

BİLGE BAŞKAN’IN ADALETİ

Sivas eşrafından Kaya Opan’ın aracı, belediyenin kazıp altı çamurken üzerine kuru toprak dökülen yolda çukura düşer. Makas kırmış, akis kesmiştir. Sene 1989! Kaya Bey makamdadır, şikâyetçidir!

Dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu, BESO (Belediye, Elektrik, Su, Otobüs İşletmesi) Müdürü Şakir Aslanpınar’ı çağırtır.

Durumu yerinde tespit ettirir. Olay aynen anlatıldığı gibidir. Bundan sonrası şöyle gelişir. Temel Bey bu sefer, günümüzün İSKİ, ASKİ, KASKİ, BUSKİ’si olan BESO Müdürü Şakir Bey’e şöyle der:

“Kaya Bey’in burada hiçbir kusuru, hatası yok. Tamamı bizim kusurumuz. Kaya Bey’in arabasını tamir ettireceksiniz. Tutarın yüzde 50’sini benden alacaksınız! Kalanın yarısını sen vereceksin! Diğer yarısını da orada çalışan ekibe ödeteceksin!”

Bununla da kalmaz: “Sizi uyardım. Bundan sonra bir daha böyle bir şey olursa benden alamazsınız. Tamamını sen ödersin!” der. Bir daha da öyle bir ihmal yaşanmaz.  

 “Yüzde 50’leri cepten ödeme ne ki! Şimdi yüzde 10’lar dönemi” dediğinizi duyar gibiyim!

Günümüz belediye başkanlarına ithaf olunur! Siyasette sözün ağırlığı, bilgeliğin duruşu öyle kolay kazanılmıyor.

DEİZM SAĞCILIKTIR!

Deizm tartışması gündemimizi uzun süre meşgul etti. Acaba neden? Sakın, “Orada bir Tanrı var uzakta. Hayatımıza hiç karıştırmasak da –haşa-, o bizim tanrımızdır” diyen sağcılık deizmin ta kendisi olmasın! Yani kökleri biraz gerilerde…

***

Bu tartışma iktidarın sadece on beş yıllık uygulamalarından değil… Merkez sağın muhafazakâr tutuculuğundan da kaynaklanıyor aslında. Diyeceksiniz ki, bu anlamda ha solculuk, ha sağcılık. Sultan Alparslan, Sultan Fatih, Sultan Abdülhamid solcu muydu, sağcı mıydı? Mesele de bu ya zaten!