Müslümanlar, kendinin düşmanı. Düşmanının dostu.

Müslümanlar, geleceklerini karartıyor. Kendi yaşama

alanlarını yok ediyor.

Kavmi düşünceler Müslümanların alanlarını ve ufuklarını

daraltıyor.

Kavim duygusu, gururu, insanın dünyasını dar düşünmeye

götürüyor.

Müslümanları karanlığı iten kendileri. Karanlığa saptıkça

içinden çıkılamaz bir durum yaşıyor.

Bölgemizde Müslümanlar arasında yaşananlar haçlı hilal

kavgası değil. Hak batıl mücadelesi de değil. Batılılar Müslümanları birbirine

düşürüyor. Müslümanlar da buna önceden hazır. Birbirlerini öldürdükçe, yok

ettikçe küçülüyorlar.

Dar anlayışlı başlıklar ümmet ve millet bilincini ortadan

kaldırdı. Dar alanlı bakış çemberi git gide daraldı. Şu son Suriye olayında

giderek içinden çıkılamaz bir duruma girildi. Ölenler Müslüman öldürenler

Müslüman. Türk, Kürt, Arap, Acem, Sünni, Alevi, Nusayri, Sağ, sol, Selefi

bunların tamamı birbirine karşı. Birbirinin düşmanı. Hemen hepsi Müslüman ve

hemen hepsi birbirini ördürüyor. Aynı medeniyetin, din ve kültürün

mensuplarıdır bunlar. Aralarında kimi farklılıklar olsa da sonuçta

Müslüman dırlar.

Müslüman milletinin kavim ayrıcalığı olmaz. Her Müslüman

birbirinin kardeşidir. Her Müslüman birbirinin canıdır. Her Müslüman birbirinin

dayanağıdır. Her Müslüman birbirinin katkısı ve gücüdür. Bunlar çözüldüğünde

Müslümanların bir anlamı, bir değeri bir karşılığı olmaz

Suriye de ölenlerin tamamı Müslüman. Hıristiyanlar kendi

insanını önemser, ciddiye alır asla onların zarar görmesini istemez. Zaten

zarar gördüğünde bir karabasan gibi karşıtlarının üzerine abanır ve çöker.

Suriye de Arap, Kürt, Türk her ölen Müslüman birbirinin

kardeşi. Türkiye bakış açısında tuhaf bir durum var. Türkmenlerin ölümü, özel

ilgi alanı. Onu önemsediği kadar diğerini de önemsemeli.

Bir an önce Suriye bataklığı bitirilmeli, şu savaş

bitirilmeli, şu insanların öldürülmelerinin önüne geçilmeli. Bu, sadece Suriye

ile sınırlı kalmayacak. Zaten kalmadı da. Bataklık büyüdükçe büyüdü, çevreyi de

sardı. Bundan Türkiye, Ürdün, Lübnan, Filistin de zarar gördü.

Müslümanlar neden cehennemlerini büyütüyorlar, neden

geleceklerini karartıyorlar.

Yeniden büyük bir millet olmanın tek yolu ayrılıkları

ortadan kaldırmalarıdır. Küçük ayrıntılar bir kenara bırakmalarıdır. Kavim

duygusunun hiçbir anlamı, değeri ve karşılığı yoktur. Zaman hızlı akıyor.

Müslümanlar sınır duygularını unutmalı. Ülkeler arasındaki

sınırlar yapay.

Yerle bir edilen kentlerimiz bizim. Şam, Halep, Bağdat,

Kobani, Diyarbakır, Urfa, Hakkâri, İstanbul, Van, Bursa, İzmir bizim.

Batı dünyası birbirinin dayanağı.

Fransa daki patlama bütün Hıristiyan dünyasını ayağa

kaldırdı. Ankara daki patlama bazı kesimleri üzdü bazılarını sevindirdi.

Fransa daki patlama bazılarını çok üzdü, bazılarını ise pek de etkilemedi.

Müslümanların ölümü Müslümanları bir bütün olarak üzmüyor. Bazıları seviniyor

bile. Bir Türk ün bir Kürt ü öldürmesi Türkleri, bir Kürt ün bir Türk ü

öldürmesi Kürtleri sevindiriyor. Bu nasıl bir duygu, nasıl bir anlayış, nasıl

bir bakış.

İnsanlık bu kadar mı değerlerini yitiriyor, Müslümanlar

bu kadar mı birbirinin düşmanı olabiliyor.

Müslümanlar yeniden medeniyet, din, kültür, tarih ve

kardeşlik bilinci ile hayata bir başlangıç yapmalı. Birbirini tüketerek değil

çoğaltarak yaşamalı. Yoksa geleceksiz kalır o zaman da iş işten geçer.