Bir bayram arifesindeyiz. Bir bayram telaşesi… Eskisi kadar olmasa da… Her sene yaşam mücadelesi çetrefilleştikçe daha bir buruk karşılanan bayramlar… Evin anneleri bayramlık baklavalarını, tatlılarını, sarmalarını bir yandan hazırlamıştır. Diğer yandan dip köşe bayram temizliği de yapılıyordur. Bayram sabahına kadar devam eden… Ailecek kurban satış alanlarına gidilir, yılda bir kez yapılan ibadetin şuuruyla bütçeye uygun en iyi kurbanı seçme çabası. Kurban alınır ve eve getirilir. Evin çocukları kurbanlığı eliyle beslemenin derdindedirler. İnsanlar temizce bayrama hazırlanırken kurban da kınalanırdı. Evin küçük kız çocuklarının yumuk yumuk elleriyle beraber. Tabi bu dediğimiz insanlarımızın ibadetlerini evde yapabildikleri zamanlara ait fotoğraf. Şimdilerde bayram sabahı hazır eve gelen etlerle birlikte genelde o ibadet olma ritüellerinin bir bir hayatımızdan çıkışıyla bayramlar yaşıyoruz. O ritüeller galiba bayramın ruhunun taşıyıcılarıydı ki; herkes şimdilerde “Nerede o eski bayramlar” türküsüne sarılıyor.

Bayram hazırlıkları ile insanlar yılın muhasebesini yaparak küskünlüklerini, kırgınlıklarını bitirme yoluna gider, bayram boyunca yapılan sıla-i rahimlerle toplum arasındaki muhabbet bağları kuvvetlendirilmeye çalışılınırdı. Bayram tatilinde iken telefonla kutlanan bayramlar öncesinde memlekete, köklerine ziyaretler yapılırdı. Büyükler o güne kadar yaşadıkları kendince örnek alınacak tecrübelerini aktarır, geçmiş hayırla yad edilirdi. Kötü söz, olumsuz olaylara paye vermeden. Çocuklar uzun süredir görmediği yarenlerinle tüm mahalleyi, köyü, kasabayı ellerinde bayram poşetleri ile gezer, hem büyüklerinin ellerinden öper hem de poşetlerini şekerlerle, fıstıklarla, yer yer de bayram mendilleri içine konulmuş harçlıkları ile doldururdu.

Bayram hem kişinin bireysel olarak hem toplumsal olarak muhasebe yaptığı döneme dönüşürdü. Bayramlarda eskiler yad edilirken insan eskiden yaptığı ama şimdilerde unuttuğu ya da yapmayı ihmal ettiği güzellikleri hatırlar. Bayram sevinci ile kalbinin kırıkları azalır, bir topluma ait olduğunu hisseder, yalnızlık girdabından kurtulur. Sokaklarda tanıyan tanımayan herkes birbirinin bayramını kutlayıp iyi dileklerini birbirine sunar. Hele büyükler küçüklerine “Nice bayramlar göresiniz, evladım” derken yaşamın değerini gösterir.

Bütün kişisel koşuşturmacalarımızın dışında bayramı idrak edebilmek adına bazı konuları hatırlamamız gerekiyor. Ramazan Bayramı’nı baklava ve tatlı tüketimine, Kurban Bayramı’nı et tüketimine indirgeyen zihniyetin aksine Allah’ın müminlere nimet olarak verdiği bayramlarımızı şuurlu bir şekilde geçirmeliyiz ki; ahiretimiz bayrama dönsün. Öncelikle bizler Müslüman’ız ve her anımız Allah’a vereceğimiz hesap hassasiyeti ile geçmelidir. Ailemizi düşündüğümüz kadar diğer coğrafyalardaki Müslümanların bayramı bayram olarak yaşayıp yaşamadığına kendimize dert edinmeliyiz. Bu dert edinme, “Ben gönderdim şu fakir Müslüman ülkelerine kurbanımı, fitremi, zekâtımı” şeklinde vicdan rahatlatan bir yaklaşımla değil. “Bu mazlum coğrafyalar sonraki bayramı nasıl bayram olarak kutlayabilir” hassasiyeti ile… Dünyanın denizlerinde kendi ülkesinden kaçmak zorunda kalıp boğulanları dert edinerek bir bayram geçirmeliyiz. Biz ümmetiz, büyük bir aileyiz. Çocuklarımızın yeni ve temiz elbiselerle bayram karşılayabiliyor olması bize yetmemeli. Mazlum coğrafyalarda ayaklarında terlik bile olmayan, kapitalizmin kurduğu sistemde çocuk işçi olarak çalıştırılan, emeği sömürülen çocukların da bayramını düşünmeliyiz.

Kurban Bayram aynı zamanda Hac ibadetinin yapıldığı bayramdır. Hac dünyanın her tarafından, her yöresinden gelen Müslümanların buluştuğu zaman ve andır. Kurban Bayramı’nda yeniden ve yeniden İslam Birliği’ni gündemlerimize almak zorundayız. Yoksa otellerde geçirdiğimiz İslami (!) tatiller bizi ahirette kurtaramayacaktır. Dünyada sömürü toplumların kılcal damarlarına sirayet etmiş ve herkesin geleceğini bile sömürürken boşa geçirilen, heva ve heveslerimize göre yaşanan bayramlar korkarız ki, sevincimiz tamamına eremeyecektir.

Burada sözü Millî Görüş lideri Necmettin Erbakan’a bırakalım: “…Bu bayram münasebetiyle bir yandan tek bir ümmet olduğumuzu dikkate alarak İslam Birliği’ni beraber kurmamız gerektiğini idrak etmemiz lazım. Fakir fukaranın yokluktan kurtulması için faizci kapitalist nizamdan Adil Düzen’e geçmemiz lazım geldiğini idrak etmemiz lazım.”

Evet, Necmettin Erbakan Hoca’mızın bayram kutlamasında altını çizdiği gibi bayram, İslam Birliği ve Adil Düzen’i gündemimize almak için güzel bir fırsattır. Tüm dünyadaki Müslümanlar için bayramlar bayram olacaksa bu iki hususun dünyada hâkimiyeti ile olacaktır. Dünyadaki kan, gözyaşı, zulüm, emeğin sömürülmesi bitecekse Müslümanların birlik olması ile olacaktır. Geçici dünya hayatının makam sahiplerine yaşattığı hazza kapılanların uyanmasına vesile olması duasıyla Kurban Bayramı’nızı tebrik ederim.