Seçim beyannameleri, partilerin pusulasıdır. Bu açıdan Türkiye’yi geleceğe taşıyacak inancın, kararlılığın, plan ve projelerini arayanlar seçim beyannamelerini incelemelidirler. İktidar partisinin seçim beyannamesi incelendiğinde, plan ve proje yerine “yapamadıkları”nın yapılacağına söz vermenin ötesine geçmemiştir. Onunla ittifak eden partinin beyannamesi ise, 16 yıldır yapması gereken ve iktidara hatırlatılmayan konular hakkında, “hele bir sor niye yapamadılar” savunmasıdır. Hâlbuki milletin beklediği; doğru yapılanların teyidi, eksiklerin ise çözüm önerileri ile takviyesidir.

Seçim beyannamesi ile farklılık oluşturanlar her şeyden önce ortaya bir “Türkiye Vizyonu” koyarak yol almışlardır. Muhalefetlerini bir üslup üzerine, yapacaklarını ise bir ilke doğrultusunda sıralamışlardır. Bu açıdan Saadet Partisi’nin seçim beyannamesi içinde “bilgelik” barındırmakta, önerileri ile algıları değiştirmektedir. En belirgin konularda yapılan tespitler takdire şayandır. Mesela, “başörtü problemini çözdüler ama ahlaki değerleri dejenere etmeden de çözebilirlerdi”. “IMF’nin borcunu sıfırladılar ama dış borcu 460 milyar dolara çıkarmadan da sıfırlayabilirlerdi”.

Bunun yanında “yol yaptılar, köprü yaptılar, tünel yaptılar ama borçlanarak, geleceğimizi ipotek etmeden de yapabilirlerdi”. “Okul yaptılar, hastane yaptılar ama üretime dönük tesisler inşa ederek de bunları yapabilirlerdi”. “Kişi başına düşen milli geliri 15 bin dolara çıkardılar ama borcu gelir gösterip şişirerek değil, üreten bir ekonomiyle, gerçek ve daha yüksek bir gelir düzeyine ulaştırabilirlerdi” tespitleri Saadet Partisi’nin iktidara hazırlanan bir parti olduğunu ortaya koymuştur.

“Türkiye Vizyonu”; öncelikle “kardeşçe yaşanılan bir Türkiye” olması açısından önemlidir.  “Kaynakları gösterişe değil, üretime ayırma” ilkesiyle farklıdır. “Torpil kaldırılacak, liyakat esas alınacak” düsturuyla ilkeseldir. “Üreten ve hakça bölüşen bir ekonomik sistem” vurgusuyla paylaşımcıdır. Gençlere ve kadınlara öncelik tanıması ve “erdemli toplum, güçlü aile” seçkinliği ile öncüdür. “Rant odaklı değil, insan odaklı çözümler” perspektifiyle şehirli ve çevreci, “ülkemizde ve bölgemizde barış ve sükûnet” sağlama hedefiyle barışçıdır. Bu farkı algılayanlar için 24 Haziran değişim için bir fırsattır. Bu fırsatı medyanın algılarına kurban etmemek adına “bilgelik”le hareket etmeye devam edilmelidir. Çünkü bilgeliğin fendi her zaman algıları yenmiştir.