İnsan hayatında beş yıl hiç de küçümsenemeyecek bir zaman dilimidir!
Beş yıl elbette küçümsenemeyecek bir zaman dilimidir ama göz açıp kapayıncaya kadar da geçiverir!
TBMM Başkanı Bülent Arınç yeniden bu göreve neden aday olmayacağını açıklarken biz beş yıl öncesine çoktan gitmiştik bile!
Nerede beş yıl önceki Arınç, nerede bugünün Arınç ı!
Beş yıl önce Arınç ın TBMM Başkanlığına adaylığı söz konusu olduğunda kimi çevreler yine ayağa kalkmıştı!
Arınç ın TBMM Başkanlığına AKP kurmaylarının da çok sıcak bakmadığı bilinen bir gerçekti!
İşte böyle bir genel istemezük havası estirilirken Arınç tan herkesi köşeye sıkıştıran bir açıklama gelmişti:
İnadına adayım!
Adaylığına karşı çıkanlara karşı resti çekmiş ve TBMM Başkanlığı için ısrarlı olacağını ortaya koymuştu!
Laik çevreler bu "İnadına adayım" açıklamasını sisteme bir meydan okuma olarak algılama hatasına düşmekten kendilerini kurtaramamışlardı!
Oysa Arınç ın meydan okuması sistemden çok AKP kurmaylarınaydı!
Arınç, AKP grubu içinde sevilen ve saygınlığı olan bir isimdi!
Görev yaptığı beş yıllık süre içinde bu sevgi ve saygınlığı koruyabildi mi bilemiyoruz ama AKP Genel Başkanı Erdoğan ın aday listeleri hazırlanırken yaptığı tırpanlamanın Arınç ı parti içinde bir hayli yalnızlaştırdığını kimse inkar edemez!
Parti içinde böylesine yalnızlaştırılan Arınç beş yıl sonra "Aday değilim" açıklamasında bulunmaya adeta mahkum edilmiş gibiydi!
Beş yıl öncenin meydan okuyan Arınç ı ile beş yıl sonranın "Seçme ve beğenmeme lüksüm yok" açıklamasını yapan Arınç ı arasında elbette dağlar kadar fark var!
Beş yıl önce şartları O belirliyordu, beş yıl sonra ise başkaları tarafından belirlenen şartlara ayak uydurmaya çabalayan bir Arınç var karşımızda!
Hem belirlenen şartlara ayak uydurmaya çalışarak muti bir partili(!) görünümü vermeye çalışıyor hem de erkekliğe toz kondurmayarak "Ben güçlü bir siyasetçiyim" diye durumu idare etmeye çalışıyor!
Görev adamıyım, ne görev verilirse yaparım sözü ile ne kadar belirlenen şartlara ayak uydurmaya çalışırken, haddimi ve hakkımı bilirim sözü ile de bizi yine beş yıl öncesine yolluyor!
O günün meydan okuyan adamı, bugünün haddini bilen adamı olmuş diyoruz kendi kendimize!
Bunu hayra mı yormak lazım acaba
"Artık kontrol altına girecek galiba" mı dememiz lazım yoksa!
Beş yıl öncesi ile beş yıl sonrası arasında gerçekten çok büyük fark yok mu Zaman insanı bu kadar mı yumuşatırmış, şaşmamak ne mümkün!