Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi öncülüğünde 21-23 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenen “İslami Müştereklerden Evrensel Vizyona: Yöntemsel Temeller ve Çağdaş Meydan Okumalar” temalı Gaziantep Forum III'ün açılışına video mesaj gönderen Özvar, İslam dünyasının ortak bir gelecek anlayışı geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
İslam toplumlarının farklı dilleri, tarihi tecrübeleri ve düşünce gelenekleriyle geniş bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Özvar, ortak bir gelecek anlayışının bu çeşitlilikten güç alınarak geliştirilebileceğini ifade etti. Özvar, İslam dünyasının ortak değerler etrafında buluşmasının, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretme kapasitesini de güçlendireceğini belirtti.

“İLİM İNSANLARIMIZA ÖNEMLİ SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR”
İslam'ın insanlığa sunduğu mesajın evrensel niteliğine işaret eden Özvar, insan onuruna saygı, adalet, merhamet ve hakkaniyet gibi değerlerin bütün insanlığa karşı sorumluluk yüklediğini söyledi.
İslami müştereklerin evrensel bir vizyona dönüşmesinin kendi değerlerinden uzaklaşmak anlamına gelmediğini vurgulayan Özvar, bu değerlerin insanlığın yararına somut çalışmalara dönüşmesinin önemine dikkat çekti. Özvar, “Şunu açıkça ifade etmek isterim ki kendi arasında müştereklerde buluşamayan bir İslam dünyasının, insanlığa evrensel bir vizyon sunması mümkün değildir.” dedi.
İslam toplumlarının anlaşmazlıklarını müzakere yoluyla çözmesi ve ortak değerler etrafında birlikte hareket etme iradesini güçlendirmesi gerektiğini belirten Özvar, şöyle devam etti:
“Bu noktada ilim insanlarımıza önemli sorumluluklar düşüyor. İslami müştereklerin hangi esaslar üzerinde gelişebileceğini, tarihi tecrübemizin sunduğu imkanları ve bugünkü ayrışmaların sebeplerini ilmi araştırmalarla ortaya koymalıyız.”

“GAZZE KONUSUNDA TEK SES OLMAK BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”
İslam dünyasının ortak sorumluluk üstlenmesi gereken en önemli meselelerden birinin Gazze olduğunu belirten Özvar, İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırımın insan hayatını ve insanlık vicdanını tehdit ettiğini ifade etti.
Özvar, “İslam toplumlarının Gazze konusunda tek ses olması büyük önem taşıyor.” diyerek bu ortak tutumun insani yardım, uluslararası hukukun uygulanması ve Filistin halkının kendi geleceğini belirleme hakkı konusunda güçlü bir dayanışmaya dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
İslam toplumları arasındaki farklılıkların Gazze konusunda ortak hareket etmeye engel olmaması gerektiğini belirten Özvar, Filistin halkıyla dayanışmanın aynı vicdani sorumluluğu paylaşan bütün toplumlarla buluşmasının önemine dikkat çekti.
“BİR ÖĞRENCİNİN EĞİTİMİNE DEVAM EDEBİLMESİ, BİR TOPLUMUN GELECEKLE BAĞINI KORUMASI DEMEKTİR!”
Gazze'ye yönelik sorumluluğun yalnızca insani yardımla sınırlı olmadığını belirten Özvar, eğitim hakkının ve akademik hayatın korunmasının da büyük önem taşıdığını söyledi.
Özvar, “Gazze'ye yönelik sorumluluğumuz, eğitim hakkının ve akademik hayatın korunmasını da kapsıyor.” dedi.
Gazze'deki öğrencilerin eğitimlerine, akademisyenlerin ise bilimsel çalışmalarına devam edebilmesinin bir toplumun geleceği açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Özvar, “Bir öğrencinin eğitimine devam edebilmesi, bir akademisyenin çalışmalarını sürdürebilmesi, bir toplumun gelecekle bağını koruması demektir.” ifadelerini kullandı.
Gazze'ye ve Filistin halkına hep birlikte destek olunması gerektiğini belirten Özvar, bu sorumluluğun ortak bir iradeyle üstlenilmesi çağrısında bulundu.
BELLİ BAŞLI MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI KİMLERDİR?
Müslüman bilim adamları ve öne çıktıkları alanlar şunlardır:
* Harezmi (780 - 850): Cebir ilminin kurucusudur. Günümüzde bilgisayar programcılığının temeli olan algoritma sistemini geliştirmiş ve sıfır (0) rakamını matematik işlemlerine kazandırmıştır.
* İbnü'l-Heysem (965 - 1040): Modern optik biliminin kurucusudur. Işığın yansıması ve kırılması üzerine yaptığı çalışmalarla teleskop ve mikroskobun icadına zemin hazırlamıştır. Karanlık odayı (kamera obskura) bulmuştur.
* Biruni (973 - 1048): Astronomi, matematik ve coğrafya bilginidir. Dünyanın çapını ve eksen eğikliğini o dönem için gerçeğe en yakın şekilde hesaplamıştır. Yerçekimi fikrini Newton'dan asırlar önce ortaya atmıştır.
* İbn-i Sina (980 - 1037): Batı dünyasında "Avicenna" olarak bilinir. Tıbbın kanunu anlamına gelen "El-Kanun fi't-Tıb" adlı eseri, Avrupa üniversitelerinde yüzyıllarca temel tıp ders kitabı olarak okutulmuştur.
* Er-Razi (865 - 925): Pediatrinin (çocuk sağlığı) babası sayılır. Çiçek ve kızamık hastalıkları arasındaki farkı ilk kez ortaya koyan hekimdir.
* Cabir bin Hayyan (721 - 815): Modern kimyanın kurucusu kabul edilir. İlk yapay laboratuvar ortamını kurmuş; damıtma, süblimleşme ve kristalleştirme gibi yöntemleri bilime kazandırmıştır. Atomun parçalanabileceğini ilk öne sürenlerdendir.
* İbn-i Haldun (1332 - 1406): Modern sosyoloji ve tarih felsefesinin öncüsüdür. En ünlü eseri olan "Mukaddime", toplumların yapısı, devletlerin yükselişi ve çöküşü üzerine yazılmış en köklü yapıtlardan biridir.
* Farabî (873-950): Farabî, antik felsefenin en büyük otoritesi kabul edilip “Muallimü’l-Evvel (Birinci Öğretmen)” adıyla anılan Aristoteles’ten sonra, felsefe ve çeşitli bilimlerdeki bilgisinin ve görüşlerinin derinliği sebebiyle “Muallimü’s-Sânî (İkinci Öğretmen)” unvanını almıştır. Fakat Müslüman âlimler onu takdir etmekle beraber itikattaki hatalarını da tespit ve beyan etmişlerdir.
* Cezerî (1136-1206): Cezerî, dünya tarihinde bilgisayarın temeli olan sibernetiğin kurucusu olarak tanınır. Bilindiği üzere sibernetik; haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama ilmidir. Bu ilim gerek insanlarda, gerekse makinelerde karşılıklı bilgi alışverişi, kontrol ve denge durumunu incelemekte ve bu sistemi geliştirmeye çalışmaktadır. Bu ilmin gelişmesiyle bugün elektronik beyinler ve otomasyon denilen sistemler ortaya çıkmıştır.
* Uluğ Bey (1394-1449): Uluğ Bey’e Batılı bilim adamları, “15. asrın astronomu” unvanını vermişlerdir. Ayrıca Milletlerarası Astronomi Derneği tarafından Ay’ın görünen yüzeyinde bir bölgeye “Uluğ Bey Krateri” adı verilmiştir. Bu müstesna âlim, matematikçi, astronom, edip ve şair olmasının yanı sıra Kur’ân-ı Kerîm’i 7 kıraat üzere okuyacak kadar kıraat ilmine sahip bir şahsiyetti.





