İnsanları yanıltan konulardan biri, karşılaştıkları
olaylarda zahirin etkisinde kalıp; olayları dış görünüşüne göre
değerlendirmeleri, batıni yani; gizli hayır ve hikmetlerini görmeyi
unutmalarıdır. Bu kişiler kendilerini Allah tan bağımsız hissettikleri için,
olayları da kendilerinin yönlendirdiğini düşünür ve sürekli üzerlerinde bunun
gerilimini yaşarlar. Allah a güvenme ve O nu vekil edinmenin konforundan uzak,
sıkıntılı, zorlu ve stresli bir yaşam sürerler. Tüm hayatını iyi bir okul, düzgün bir iş, güzel
bir aile, hatırı sayılır bir kariyer elde etmek için harcayıp, bunları elde
ettiğinde de kaybetmemek için sürekli efor sarf ederler.
Elbette ki bir kişinin kendi hayatının akışına dair
yapacağı faaliyetler, okuyacağı okullar, seçeceği tercihler üzerinde düşünmesi,
plan yapması son derece doğaldır. Fakat buna yaparken asıl yaratılış amacının
Allah a kulluk olduğunu unutmaması gerekmektedir.
Samimi iman eden bir insan, hayatı ile ilgili aldığı
kararlarda tek mutlak gücün Allah ın olduğunu bildiği için her şeyin O nun
kontrolünde olduğu düşünerek hareket eder. Allah, Müzzemmil Suresinin 7.
ayetinde Gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır. diye bildirmiştir.
Hepimizin günün akışı içerisinde zaruri olarak ilgilenmesi gereken işleri
vardır. Ancak bizim için mühim olan tüm bunları yaparken Allah ın her an
bizimle birlikte olduğunu unutmadan her anımızı şuur açıklığıyla yaşamaktır.
Gün içinde yaşadığımız her olay, hissettiğimiz duygular,
konuşulan her cümle daha biz doğmadan belirlenmiş bir kader üzerinedir.
Beynimizin içinde duyduğumuz her ses, gördüğümüz her görüntü, meydana gelen her konuşma, insanların
ağızlarından çıkan her kelime, kaderde Allah ın dilemesiyle önceden yazılmış ve
konuşulmuştur. Batın gözüyle baktığımızda çevremizdeki insanların aslında
müstakil bir kişiliği yoktur, hepsi Allah ın birer tecellisidir.
Bu nedenle Müslümanlar kınayanın kınamasından korkmaz,
sadece Allah ın rızasını, rahmetini, cennetini kazanmanın gayretinde olup,
bunun heyecanını sürekli kalplerinde yaşar, her yerde hakkı ve doğruyu
savunurlar. Her zaman ölçüleri Allah ın hidayet rehberi kıldığı Kur an-ı
Kerim in emir ve tavsiyeleridir. Zira Başkaları ne der gibi zihni boş yere
meşgul eden kuruntular, insanın enerjisini emip bitiren zaman kayıplarıdır.
Allah Kur an da Onlar boş ve yararsız konuşmalardan yüz çevirirler diye
bildirmiştir. Bakara Suresinin 269. ayetinde ise Temiz akıl sahiplerinden
başkası öğüt alıp-düşünmez. diye buyurulmuştur. Ayetlerde de belirttiği gibi
önemli aklı lüzumsuz düşüncelerden arındırmak, vicdanı ve aklı temiz tutmaktır.
Allah, Sad suresi, 30. ayetinde Hz Süleyman için O, ne güzel kuldu. Çünkü o,
(daima Allah a) yönelip dönen biriydi diyerek gerçek Müslümanın her işinde
Allah a dönmesi, tüm dikkatini Allah a yöneltmesi gerektiğini anlatmaktadır.
Gerçekten de dikkat tam olarak Allah a verildiğinde, o kişinin hayatına
bereket, güzellik gelir. Bu şekilde kişinin vicdanı son derece rahat olur,
mutlu yaşar.
Allah aşkıyla yanıp tutuşanlar La ilahe illallah
diyerek yaşarlar. Çünkü Allah ın her yeri inayetiyle sarıp kuşattığının
bilincindedirler. Bu ruh hali dünyada insanın sahip olabileceği en büyük
nimetlerdendir. Kalplerinde ve zikirlerinde maşaAllah, elhamdülillah,
inşaAllah sözleri vardır. Her baktıkları yerde, her konuştukları insanda, gün
içinde karşılaştıkları küçük büyük her olayda Allah ın ayetlerini görür,
Allah ı anarlar. Yürekleri Rabbimiz e adeta kenetlenmiştir. Böylesine Allah a
düşkün bir insan hayatının her aşamasında Allah la beraberdir. Karşılaştığı her olayda ve acaba Allah benim
için imtihan olarak ne yaratacak diye düşünür. Nasıl bir tavır gösterirsem
Allah benden razı olur, bunun hesabını yapar.
Yukarıdaki anlattığımbakış açısı, Müslümanın sürekli salih amellerde bulunmasına vesile olur. Allah,
Fetih Suresinin 29 ayetinde Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir diyerek
samimi Müslümanların iç dünyasının dış görünüşlerine yansıdığına dikkat çeker.
Dolayısıyla böyle samimi iman edenlerin yüzlerinde nur, üzerlerinde müthiş bir
heybet, vakar, asalet olur.