Batıcı aydınların İslâm ve Müslümanlarla sorunları var.
Hayata bakışları ve algılayışları, onları bir tercihe zorlasa; bu, İslâm
dışılık olur. Tanzimat sonrası batı hayranlığı, batı karşısında yenilgi
duygusu, Batılıların yaşama biçimleri onlar için özendiricidir. Bu, bugün için
daha ileri düzeyde.
Türkiye’deki ayrışmalar ve bölünmelerin temelinde yatan
kavramsal oluşların keskinleşmesinin nedeni de budur. Bu topraklar üzerinde
yaşayanların bir arada olamayışları, mahalle bölünmeleri, bunun giderek daha
büyük alanlara yayılmasının temelinde yatan nedenleri iyi irdelemek gerekiyor.
Bu sonuca nereden varıyoruz
Milliyet gazetesine (17 Aralık 2012, s. 16) röportaj veren
Zeynep Kumrular’ın düşüncelerinin özünde ve temelinde bu çok daha belirgin.
Müslümanlara bakışına bir bilim insanının değil de batılı bir oryantalistin
bakışı egemen. Müslümanlığın ve İslâm’ın olumsuzlanması, Batı düşüncesinin daha
insancı ve çekici olması onun dünyasını oluşturuyor. Zaten Müslümanlara ve
İslâm’a bakışı da keskin ve ön yargılı. Söyleşisinde bizim yukarıda izaha
çalıştığımızı belirginleştiriyor. Osmanlı kibrinden ve büyüklenmesinden söz
ettikten sonra kendisine sorulan soruya verdiği karşılık, söylediklerimizi hem
temellendiriyor hem de güçlendiriyor. Söyleşinin bir bölümünden:
“Bu tavır kalıtımsal olarak sürüyor mu sizce
Bugün tam tarsine, çok büyük bir aşağılık kompleksi içinde
olduğumuzu düşünüyorum. Çok da yersiz bulmuyorum! Tabii ki millet ve
milliyetçilik bazında değil ama modern yaşamın şartlarına ayak uydurma
konusunda geri kalmış durumda olduğumuza inanıyorum. Ben medeniyetin ancak
batıdan gelebildiğine inanıyorum.
Gerekçeniz nedir
İnsana önem veren düşüncenin batıdan başka hiçbir yerde
doğmayacağını düşünüyorum.”
Burada Sayın Kumrular, insan ve insana değer konusunda bir
oryantalistin düşünebileceği bir bakış ve mantıkla bakıyor Müslümanlara.
Batılılar, Hıristiyanlar Müslümanları temelde insan olarak görmüyorlar. Bu, bir
abartı değil. Batı kültür tarihine bakıldığında Müslümanlar vahşi birer
yaratıktırlar, zararlıdırlar. Onların ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu
düşünce bugünün değil Hıristiyanlık kültürünün Müslümanlarla olan
buluşmalarından beri var. Müslümanların kılıç ile batıya yöneliş psikozu onu da
sarmış ne yazık ki. Müslümanlar tarihleri boyunca toplu kıyımlara
girmemişlerdir. Savaşılmıştır, ancak bu savaş alanında çatışmışlardır, bunu
kentlere, masum insanlara taşımamışlardır. Bu, bilinen tarihi gerçekler. Batı
gözlüğü ve ruhuyla bakıldığında ancak batılı mantığıyla algılanabilir. Haçlı
seferleri çok acımasız, kanlı ve vahşidir. Müslümanlar, onların ellerinden
aldıkları coğrafyalarda onların yaptıklarının bir benzerini insanlara
uygulamıyorlar. Sayın Kumrular İspanyolca da biliyor, çalışma tezlerinden biri
bu coğrafyanın kültürüyle ilgili. Müslümanların İspanya’dan kovuluşlarının ne
kadar korkunç olduğunu, engizisyonun doğuş nedenlerini de iyi biliyor olmalı.
Batı’nın İslâm coğrafyasına karşı yürüttüğü savaş tarih
boyunca yapılanların en acımasızı. İnsancıl ve modern batı, bugün hiç de
söylendiği gibi değil. Milyonlarca insanın öldürülmesinde hem doğrudan hem de
dolaylı katkısı var. Modern ve insancı batı Afrika’da açlıktan ölen milyonlarca
insanı görmüyor bile. İnsanlığa medeniyet getiren batı, sömürü ve kendinden
olmayan insanları katletme, yok etme, silme konusunda hiç de insancıl değil.
İnsancılıkları salt kendilerine.
Modernizm de bugün tartışmalı bir konu ve bir alan.
Modernizmin insana huzur ve mutluluk getirdiği de tartışmalı. Bu anlamda batı
ile İslâm düşüncesi karşılaştırılamaz bile. Batı kendisini kurt gibi kemiren
sorunlara temelde çözüm getiremiyor. Bugün batıyı sarmalamış bulunan
kötülükler, acımasızlıkları dâhil çok ileri boyutta.
Batı, kendisini haklı çıkarmak için gerekçeler oluşturuyor.
11 Eylül olayları da bunlardan biri. Aynı batının Irak, Filistin, Suriye ve
bütün İslâm coğrafyasında sürdürdüğü katliamlar en ileri boyutta. Biz bu
konunun sadece bir boyutu üzerinde durduk.