Bugün Ortadoğu da yaşanan insan manzaraları insanı ürkütecek denli bir durum arz ediyor. Bugünün temel sorunlarından biri de, insanın ürperti denen olguyu yitirmesidir. İnsanda ürperti, heyecan, korku, dehşet gibi önemli refleksler giderek yitiyor. Bu, çoğunlukla sinema, televizyon gibi görselliğin insan olgusunu sıradanlaştırmasına neden mi oluyor Bu önemli soruyu kendimize sormak durumundayız.
Batı ruhu karanlık ve karmaşık özellikler taşıyor, duru bir yanı yok. Bu, düşünce yapılarından ve hayatı algılayışlarından ileri geliyor. Andre Gide in farkına vardığı, Hıristiyanlıkta hükümlerin olmayışı olgusu. Bence bu önemli bir sorun. Hükümleri, kuralları, haramları olmayan bir düşünüş biçimi. Bu da çerçevesi belli olmayan düşünce biçiminin olaylar karşısında değişkenlik göstermesine neden oluyor. Bugün insanlığı tehdit eden en önemli konularda bile bir hükmü yoktur Batı nın. Dolayısıyla Batı düşüncesinin insana bakışında açmazlar sürüyor.
İnsan olgusuna da bakışı bu olduğundan, insanla oynamaktan çekinmiyor
İnsana sadece Hıristiyan ya da Müslüman olarak bakılırsa, bu, açmazları büyütüyor. İnsan değeri, insan olgusu bir bütündür.
Bazen kendi insanını bile feda etmekten çekinmeyen bir yapısı ve düşünüş biçimi vardır. Bu, çıkar amaçlı olduğundan, insana olan saygıyı ve değeri ortadan kaldırır.
Ortadoğu da bir insan katliamı sürüyor. Bu katliamın sorumluları ve bunda payı olanlar kimlerdir sorusunun karşılığını da bu felsefede aranmalıdır. Müslümanların bundaki payı, Batı düşünüşüne kapılmaları, kurtuluşu o felsefede aramalarıdır. Kendi düşüncesine ve medeniyet değerlerine küçümseyici gözlerle bakışı ya da kurtuluşu, özgürlüğü, bağımsızlığı orada aramalarıdır. Batı hayatının çekici ve şeytansı olan bir tarafı vardır. Çünkü, haramları ve kuralları olmayan bir yaşayış biçimi insan için alımlıdır. İnsan doğasında yasak ve haram olana bir eğilim vardır her zaman.
İnsanı öldürmek, vahşet, zulüm, baskı Batı nın bugün için önemli bir özgürlük alanıdır. Ama bunu, kendi insanından çok kendinde olmayanlar üzerinde yapmak. Ne yazık ki, Iraklı, Suriyeli, Filistinli, Suudlu, Türkiyeli hiç fark etmiyor onlar için.
Irak ta ve Filistin de yaşananlara bakılınca insanı ürperten uykularından ettiren sahneler var. Peki bu durumlar karşısında Batı nın tutumu nedir Bu soru, insanı ister istemez gülümsetiyor. Eminiz ki, onlar bir film sahnesini seyrediyorlar gibi gülümsüyorlardır. Trajedi, dram onlar için oyunun sadece bir parçasıdır, bir gereğidir. Dahası bir eğlence aracıdır.
Yoksa Ortadoğu yu bir işkence, zulüm, ölüm ve vahşet alanına çeviren bu düşünce biçimi bu kadar rahat olamazdı. İnsanlığa huzur, mutluluk ve esenlik getirmiyor.
Ortadoğu yu kendilerine göre yapılandırmada, sorunlar çözümlenemediği gibi, içinden çıkılamaz bir sürece, bir belirsizliğe itiliyor. Belirsizlik ve karmaşa da onların felsefesinde vardır. Ortadoğu yu düzenleme tasarıları açmazların büyümesine enden oluyor.
İnsanın düşünüş biçimlerine müdahale her geçen gün farklı boyutlara götürüyor.
Silâh ve teknoloji canavarını elinde tutan güç karşısındakine yaşama hakkı ve fırsatı tanımıyor. Müslümanlar ise böylesi bir durumda imkânlarını ve güçlerini koyamıyorlar, bunların üzerinde düşünemiyorlar bile. Nedeni nedir, zihni parçalanmanın onlarda derinleşen ve büyüyen uçurumudur.
Ne kendisi gibi düşünebiliyor ne de bir batılı gibi. Asıl açmaz buradadır. Bir Müslüman ın kendine özgü kavramları ve düşünüşleri vardır. Bunlar Batı düşüncesine ve insanına uyarlanamaz. Zihni parçalanma ve bulanıklık çözüm üretmede bir engeldir.
Bir batılı için bir Müslüman insanın ne değeri vardır ki Oysa bir Müslüman için insan azizdir ve değerlidir. Bir gayrimüslim gelecekte, ölüm anına kadar olası bir Müslüman adayıdır. Efendimiz ilk hicretinde Habeşliler tarafından taşlandığında ve kovulduğunda, Cenabı Hakk tarafından Cebrail vasıtasıyla onların helâki istendiğinde, niyaz ve duası belirleyici bir yaklaşımdır. "Yarabbi ben onların helâkini nasıl isterim. Belki onlar iman eder benim ümmetimden olurlar" yakarışında bulunur. Ama bu, Batı düşüncesinde ve felsefesinde hiçbir zaman bu bakış ve bu kavram yer almaz. Çünkü onlar insan bile değildir. Efendimize karşı yürütülen kampanyaların temelinde de bu mantık yatmaktadır.