Böyle gider, bu kuş gribi hikâyesi bu şekilde devam ederse, bir müddet sonra ne olur biliyor musunuz Hastalık açık kümeslerden çok entegre tesislerde görülür ve birden bütün kanatlı hayvanlar mahvolup gider. Ne kadar tedbir alınırsa alınsın, entegre tesislerdeki kümes hayvanları da solumakta ve atmosfer onların virüsleri ile dolmaktadır. Ama o zaman bağımlı basın ve bir kısım medya elbette böyle bağırmayacaktır

Gerçek olan şudur ki, açık kümes hayvancılığı çağımızın işletmesi değildir. Tarımda Aile İşletmeleri devam edecek ama bu işletmeler çağımızın ilmî esasları içinde yapılacaktır.

İşte, bizim asıl yapacağımız iş, nasıl yapalım da Tarımda Aile İşletmeleri ni projelendirelim, yapalım, faaliyete geçirelim, destekleyelim, yaygınlaştıralım

Biz bu hususta Tarım Bakanlığı na önerilerde bulunduk. Öneri ve projemiz bakana iletildi, görüşmeler yapıldı, ilerlemeler kaydedildi... Ama sonunda basit bir şeyden dolayı Tarım Bakanı Sami Güçlü istifa etti/rildi! Neden istifa etti veya ettirildi Ola ki, bizi dinler de tarım alanındaki bazı sorunları çözebilirdi. Sorunları çözmek isteyeni derhal değiştirmek gerek. İstifa ettirmenin pek çok yolları var, bulursunuz

Bir şeye daha işaret etmekte yarar vardır. Şimdi devlet bir bölgedeki bir tavukta herhangi bir hastalık görüldüğünde, varsayım olarak bu kuş gribidir diyor, tedbir alıyor... Yine bu varsayıma dayanılarak o bölgedeki tavukları yakarak sahiplerine bedellerini ödüyor... Bu uygulama çok hatalı bir uygulamadır. Çünkü yumurtlamayan tavukları satamayan köylü kuş gribi bahanesiyle bütün tavuklarını satma imkanını buluyor... Rüşvet ve yolsuzlukların kol gezdiği ülkemizde yapılmakta olan bu gibi bir uygulama, bankalarımızın hortumlanması kadar ağır bir şekilde pahalıya mâl olabilir

*

Kuş gribi konusunda

neler yapılmalıdır

1) Aile kümesçiliğini reddetmek yerine, aile kümesçiliğinin fenni bir şekle sokulması gerekir. Mesela, uygunsa 25 tavukluk fenni kümesler yapılır. Aileler bunları açıkta değil de fenni kümeslerde besler. Köylerde tavuklara yemek artıkları verilmektedir. Ekonomikliği buradan geliyor. Tavuklar yeşil ot yemektedir. Bu durumda İsrail menşeli virüslü vitaminlere ihtiyaç olmamaktadır.

2) Diğer önemli husus, periyodik olarak kümes hayvanlarının yumurtalarının tahlili yapılarak virüslü olup olmadıkları tesbit edilecek ve bunun için bir ücret alınmayacak. Tıbben bilinen bir gerçektir, insan sağlığı hayvan sağlığı ile korunabilmektedir. Koruyucu hekimlik denilen şey budur.

3) Hastalık görüldüğünde tavuklar sigortalı iseler -ki olmalılar- o zaman onlara bedeli ödenmeyecek. Ölen veya tedbir olarak alınan tavuklara karşılık o günkü sağlıklı hallerine uygun benzer yeni tavuklar üreticilere verilecek. Böylece satamayanlar tavuklarını hasta edip kamuya satamayacaklar veya bu hususta yolsuzluk ve rüşvet mekanizması çalışmayacaktır.

4) Üretilen ilaç ve vitaminlerin kontrol ve damgalanması, serbest meslek olarak kamu hizmeti gören ve kontrol veya tesbit bakanlığına bağlı teminatlı ehliyet e sahip kimseler tarafından yapılacaktır. Nizalar hakemler tarafından giderilecek, eğer ilaç ve vitaminlerdeki hatadan dolayı bir zarar meydana gelmişse, tazminatı kontrolörlerin dayanışma ortaklığı ödeyecektir.

*

Ya yeni hâl , ya izmihlâl

İşte, bu vesileyle bu köşeden bir kere daha hatırlatıyoruz ki; "Millî Görüş ve Adil Düzen"in önerdiği yapılanma gerçekleştirilip gerekli kurumlar kurulmadıkça, yukarıda anlattığımız sermaye sömürüsünün tekelleşme istikametindeki ilerlemesi ve halkı soyması durmayacak, devam edecektir

AKP iktidarı elinde anayasa çoğunluğu bulunmasına rağmen, asıl yapılması gereken yeniden yapılanma yı gerçekleştirip gerekli kurumları ülkeye getirmekle uğraşacağına; Donkişotvari bir şekilde bilmem ne ilaç firmasının ilaçları ile savaşmaya başlamıştır!.. Bu yapılan ancak yel değirmenlerini dövmeye, ya da karanlıklara küfretmeye benzer. "Millî Görüş" gömleği giyilmemişse, karanlıklara karşı "Adil Düzen" mumu yakılmamışsa, orada zulüm düzeni olacaktır ve onu yok edemezsiniz; ederseniz intihar etmiş olursunuz.

AKP lilere söylüyoruz, duymuyorlar!.. Projeler sunuyoruz, reddediyorlar!..

Bunun için AKP lilere diyoruz ki; üç yıllık iktidarınıza 10 üzerinden geçer not değil, zayıf not verdik ve bu gidişle sizin zamanla iyi not alıp sınıfı geçeceğinize dair bir emare görülmemektedir. Haber veriyoruz. "Millî Görüş" gömleğini giyip "Adil Düzen"i yeniden kabul etmediğiniz müddetçe batacaksınız; hem de çok kötü batacaksınız...

Ya yeni hâl , dürüst hâl, âdil hâl; ya da izmihlâl yani yok oluş ve batış

*

Sonuç olarak iş başa kalmıştır. AKP iktidarı ve icra makamlarındaki diğer sorumlular gerekini yapmıyor veya yapamıyorsa, halkımız derhal harekete geçmeli, gücünü birleştirmeli, kooperatif/ler kurarak "genel hizmetleri" Anadolu aile işletmeleri ne sunmalı, fennî aile tavuk ve yumurta işlemteciliği yani Anadolu tarımı geliştirmelidir... Yoksa, önce köylümüz ve halkımız batar, sonra Türkiye batar...