Hazreti Fatma
Ahmedsiz günler1
"Karanlık yağar tepemden
Musibetler boşanır
Boşanır göklerden Ahmedimi kaybedeli...
Gündüzleri karanlığa
Bir daha aydınlanmayacak karanlığa
Çevirecek musibetler
Onun toprağına doyunca
Aramasalar koklamasalar
Miskleri, amberleri
Ne olur koklamasalar
Ondan gayrı gülleri"
Onun kokusunu duyduktan sonra
Onun kokusunu duyduktan sonra2
Türkçesi: Ali Sözer
Bu başlık ile bu şiirin sizleri şaşırttığının farkındayım. Yaşanan süreçte bir bilinç ve zihin kırılması yaşamaktayız. Kimi zaman bunu burada dile getiriyor, yorumluyor, çözümler üzerinde de duruyoruz. Ne yazık ki son on yıl önemli bir kırılma meydana getirdi. Bu zihni kırılma basit bir durum değil, artık içten içe bir çürümenin başladığını görüyoruz.
Hesaplaşma kendi iç olgunlaşmamızda değil, dış bakış açısıyla olmakta. Gerek felsefi bakış gerek dünyevi bakış tamamen yabancı bir pencereden olmakta.
Son günlerde bu, iyice su yüzüne çıktı. İslâm, İslâm medeniyeti, kültür ve düşüncesi kendi bütünlüğü içinde değil de batının kavramlarıyla yargılanmaya başlandı. Buna birkaç örnek vermek istiyorum. Bir sempozyuma katıldım. Başörtülü bir bilim kadını da katılmıştı. Tebliğini sunarken kadının toplumdaki yerini abede de bir üniversitede görev yapan Şerif Mardin den yola çıkarak merkez-çevre bakış açısıyla kültürümüzün kadına bakışını yargıladı. Abede adına sosyoloji araştırmaları yapan bir ekibin bakış açısıyla. Tehlikenin nereden geldiğinin farkına bile varılamadan. Üstelik son zamanlarda bir "mahalle kavgası" başlatarak yaptı bunu. Bizim Müslüman yazar sazanlarımız bunun üzerine atlayarak aylarca tartıştılar. Şerif Mardin bununla amacına ulaştı. Şimdilerde "merkez-çevre" oltası da iyice tutmuşa benziyor. Kendi oluşlarımızla değil, bize önerilen oluşlarla konuşup duruyoruz. Sosyoloji artık bir bilim alanı değil. Emperyalizmin aracı olan bir alan. Müslümanları Müslümanlarla avlama yöntemi.
Kaç zamandır ısrarla üzerinde durduğumuz önemli bir konu var. Sekülerleşen Müslümanlar deyip duruyoruz, çırpınıyoruz. Bunu salt erkekler için söylemiyoruz. Bayanlar için de geçerli. Bence asıl önemli olan konu bayanlar üzerindeki hızlı değişim. Bir ara Ertuğrul Özkök AKP nin Kayseri mitingine katılışındaki gözlemleri, seçilen fotoğraflar üzerindeki yorumlarına dikkat etmek gerekirdi. Ne yazık ki kimsenin bunları görecek bir hali yok. Bu hızlı değişimi kılık kıyafetleriyle görebilirsiniz. Davranışlarıyla, konuşmalarıyla, hayatı algılayışlarıyla. Bayanlardaki feminen duyguların baskınlaşması ön planda. Seküler erkekler de kendi açıklarını kapatmak için bunları görmezlikten geliyorlar. Açmazlar tek yönlü değil. Asıl ve en önemli sorun, tartışmaların odağında olmanın getirdiği yapı.
Kültür tarihimizin bir bölümünü görmek, diğerlerini görmemek bir büyük açmaz. Oturum başkanına yukarıdaki şiir ile ilgili bir not ilettim o arada. Bu bizim kültür ve düşünce tarihimizin önemli bir başlangıcı. Şair olan, şiir söyleyen bir Hazreti Fatma validemiz. Hazreti Ali efendimiz de bir şair. Hazreti Aişe validemiz hadis kaynaklarından biri. O dönemde, Kur an-ı Kerim in vahyi süreci olduğundan diğer yan oluşlar ister istemez bir kenarda tutulmuş. Bu önemli bir hassasiyet. Asıl süreç bundan sonra başlıyor.
İslâm kültür dairesi bir doğallık içerir. İslâm bir düşünce bütünlüğüdür. Bir zaaf diğeriyle örtülemez. [Bu konuyu işlemeye devam edeceğiz]
1 Hazreti Fatma (r.a)ın bu şiiri Rasulallah (s. A. V.) vefatı üzerine söylenmiş. Şiirin sadece iki beyti bulunmuş, diğerleri bulunamamıştır.
2 Yedi İklim dergisi Peygamberimiz Özel sayısı, no: 194, Mayıs: 2006, s.23