Bugünkü yazıma minik bir haber ile başlamak istiyorum. Neden
Nedenini, haberi okuduktan sonra anlayacaksınız. Minik haber şöyle:
"Türkiye nin en çok satan gazetelerinden biri olan Zaman (gazetesi), iktidar partisi yöneticilerinin de tercihi oldu. AK Parti nin yaptırdığı ankete göre, il ve ilçe yönetimlerinde görev alan partililer gündemi Zaman dan takip ediyorlar. AKP Genel Merkezi, teşkilat yönetiminin sosyal ve kültürel eğilimleri ile siyasi kökenlerinin belirlemeye yönelik bir anket yaptı. Bu alanda ilk kez yapılan ankette il ve ilçe başkanları ile yönetim kurulu üyesi 10 bini aşkın insana sorulan sorulardan birisi de "hangi gazeteleri okudukları"na ilişkindi. İktidar partisinin omurgasını teşkil eden teşkilat yöneticilerinin bu soruya verdikleri cevaplarda ilk sırayı Zaman gazetesi aldı. Zaman ı sırasıyla Yeni Şafak, Hürriyet, Sabah ve Milliyet takip etti " (Zaman, 21.03.2006)
İktidardaki partiler malum olduğu üzere hep kendi iktidar istikrarları adına her şeye pembe gözlükler ile bakan yandaş basın isterler ve hep onları tercih ederler. Neden
Yukarıdaki haberden sadece bir gün önce, genellikle ekonomiye pembe gözlüklerle bakan Zaman gazetesi ekonomi yazarı M. Ali Yıldırımtürk, bugünlerde gündemden düşmeyen Merkez Bankası Başkanı konusunda, "Esnaf çocuğu Merkez in başkanı olamaz mı " başlıklı yazısında, bakınız neler yazmış:
"Demokrasiyle yönetilen ülkelerde; devlet kurumları kalıcı, yöneticiler değişkendir. Önemli olan, görev süresi dolan kişinin taşıdığı bayrağın, kendisinden sonra daha ileriye götürebilecek birine devredilmesidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) özerk yapıya kavuşturulduktan sonra, ekonomide ve para piyasalarında önemli görevleri yerine getirdi. 25 yıldır kronikleşen yüksek enflasyonun tek haneye indirilmesi, dövizde uygulanmakta olan ve dünyada kabul görmüş dalgalı kur rejimiyle döviz fiyatlarındaki istikrarlı seyir, geçen hafta görevi dolan Süreyya Serdengeçti ve ekibinin başarılarıyla sağlandı " (Zaman, 20.03.2006)
AKP lilerin en çok okuduğu Zaman gazetesinin ekonomi yazarına göre, sabık Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ve ekibi başarılıymış!.. Ama Zaman ekonomi yazarı başarı olarak enflasyonun düşürülmesi ile dalgalı kur rejimi dışında bir başarı yazamamış. Sadece bunlar başarılı olmaya yetiyorsa, pes doğrusu demek dışında şimdilik söyleyecek başka şey yok!..
Efendim, vatandaşın başta ekonomik konular olmak üzere genel olarak çektiklerinin ne önemi var !.
Allah tan gerçekleri görüp doğru düşünen ve yazanlar da var.
n
MB başkanı IMF olur!
Bugünkü yazımın başlığı, Bugün gazetesi ekonomi yazarı Can Aksın ın 14.03.2006 tarihli yazısının başlığının aynısıdır. Can Aksın, Zaman gazetesi ekonomi yazarı M. Ali Yıldırımtürk gibi pembe gözlüklerle bakıp düşünmüyor. Sabık TCMB Başkanı Süreyya Serdengeçti yi de -aynen bizim gibi- hiç de başarılı bulmuyor ve "Başkan değişse de değişmese de, asıl başkan IMF olur" başlıklı yazısında bakınız neler diyor:
"Bana göre Süreyya Serdengeçti ne Merkez Bankası başkanı olarak, ne de daha önce başkan yardımcısı olarak, başarılı değildi. Kendisi "para piyasalarından sorumlu başkan yardımcısı" olduğu dönemlerde, Türkiye iki büyük "ekonomik kriz" geçirdi. Bunlardan biri 2000 Kasım ayı "likidite" krizi, ikincisi ve en önemlisi de 19 Şubat (2001) Krizi idi. Krizler bazıları için aynı zamanda "fırsat" özelliği de taşırlar ya, bizim ekonomik krizler de Serdengeçti için, "fırsat" oldu ve kendisini "başkan koltuğuna" taşıdı.
Enflasyon "tek haneli" rakamlara indi ama bu "inişin bedeli" gelecek kuşakların üzerinde bir "yük" olarak duruyor. Enflasyonu düşürmek için "sıkı para politikası" uygulayan Merkez Bankası nın en büyük silahı "düşük kur-yüksek faiz" oldu. 2005 te TEFE yüzde 2.6 ya, TÜFE yüzde 7.7 ye düştü ama bu politika, döviz gelirleri ile giderleri arasındaki uçurumu iyice açtı. Cari açık, tarihte görülmemiş bir yüksekliğe çıktı, 22.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, enflasyonun düşmesine rağmen faizler de beklenen düşüş tam olarak gerçekleşemedi. Yani faizler yüzde 14 olarak enflasyonun çok üzerinde seyretti. Böyle olunca da kur 1.3 YTL seviyelerinden yükselemedi.
Bana göre Süreyya Serdengeçti nin en büyük özelliği, kendisini Merkez Bankası başkanından çok, "IMF nin bir temsilcisi" olarak görmesiydi. Bunda belki de haklıydı. Politikacıların, "tavizsiz uygulanması" gereken IMF programında "delikler" açmasının, ülke ekonomisine "ağır zararlar" vereceğini bilen Serdengeçti, her "Hükümet - IMF çekişmesinde" IMF nin yanında yer aldı " (Bugün, 14.03.2006)
n
Bir kör geçti, bir kör daha
Arif Nihat Asya nın "Bir kör geçti, bir kör daha, bir kör daha " şeklinde bir şiiri vardı. 1940 larda bir öğretmen ortaokul öğrencilerine okumuş ve "Şimdi siz bunu anlayamazsınız!" demişti.
Bu şiiri şimdi Merkez Bankası Başkanı değişince anladık. Bir farkla. Gelen ve giden başkanlar kör değildir ama gözleri IMF tarafından bağlanmış ve ağızları bantlanmıştır. İktidarların gözleri bağlı olduğu için göremeyen bir başkanı kapıya kadar uğurluyor, diğerini vekil olarak da olsa makama oturtuyor!..