BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
TÜRKİYEMİZİN en büyük açmazı uzlaşma kültürüne yabancı;
bazılarının birbiriyle küs ve selamlaşmadığı yöneticiler elinde olmasıdır. Bu
anlayış 14 yıldır artarak sürüyor. Birbiriyle dalaşıp laf yetiştirme yarışı
yapıyorlar. Sakin görünüşlü başbakan da hakaret üslubuna ayak uydurdu: CHP nin
başındaki adam patolojik vaka. (Sabah, 14. 4. 2016)
Peki, cumhurbaşkanına diktatör bozuntusu deyip yok
hükmünde olduğunu söyleyen; bir hanım bakana karşı çok çirkin benzetme yapan
söz konusu zat bunu hak etmiyor mu Şüphesiz hak ediyor ama akademik vasıflı
bir zat hikmetli, eğitimci, ikna edici üslup kullanmalı. Hakaret, insanı
karşısındakinin seviyesine düşürür.
Hele bugün, hele bugün!.. Ülkenin ciddi tehlikelerin
eşiğine getirildiği; terör yüzünden her gün yasta olduğumuz; halkımızın kan
ağladığı bir zamanda, sözde yöneticilerin birbiriyle restleşmesi hız kesmeden
sürüyor. Kavga ve ayrıştırma üslubundan vazgeçmeyenlere yazıklar olsun!
Değerlerimizi dışlayıp AB yi zorunlu istikamet ve
medeniyet projesi olarak görenlerin hakla batılı karıştırdıklarına dikkat
ediyor musunuz Bu zihniyet adil olmayı bıraktı, menfaat ortaklarına Ne
istemişlerse verdiler. Baba ocağını sürdürenlere sırtlarını döndüler; yok
etmeye çalıştılar. Görüntüde birtakım güzel icraatlar yaptılar. Fakat adaleti
ayaklar altına alan bu vefasız zihniyet manevi değerlerin sadece sözünü etti.
Milli Eğitim eski Bakanları Çelik in ifadesiyle yıkılmaları mukadder dir.
ISLAH YOLUNU
TUTALIM
BU ülke bizim! İslam dünyası ve insanlığa karşı sorumluluğumuz
var. Yöneticilerimizin baştan beri yanlışlarını anlatmaya çalıştık; tarihî
misyonlarını hatırlattık. Kavga ısrarcısı olanlar durumlarını düzeltmediği için
görev milletimize düşüyor. Biz; ferasetli, itidalli olmalı; ıslah yolunu
tutmalıyız. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak uyarıyor: İslam
toprakları daha da bölünmek isteniyor.
Erbakan Hoca, Allah Resulü nü (sav) örnek aldı. İdeal
siyasi nezaketi, yaşayarak gösterdi; örnek oldu. Bir kere olsun, küfür ve
hakareti yöntem olarak seçenler seviyesine düşmedi. İslam ahlakından beslenen
nezaket ve kibarlığını muarızları bile takdir etti. AKP yöneticileri bunu
göremiyor mu
Ali Yakup Cenkçiler Hoca yı bilir misiniz Ezher de
okumuş; kendini ilme, öğrenmeye, talebe yetiştirmeye adamış hoşsohbet bir insan.
Ayaklı kütüphane denilecek ölçüde din ilimlerine vakıf. Tam bir Osmanlı
hayranı!
Libyalı bir bakan onun namını duyar. Sohbetini dinlemek
ister. İstanbul da katıldığı bir toplantı öncesi ders verdiği yere gider. Hoca
sohbetinde yine, Üç yüz çadırlık bir aşiret olarak Söğüt e geldiler;
Müslümanlığın mührünü silinmez bir şekilde üç kıtaya vurdular diyerek
Osmanlı yı över.
Libyalı bakan, Osmanlı yı abarttığını söyleyerek,
Yıllarca bizi sömürdüler, zulüm ve haksızlık yaptılar der.
Ali Yakup Hoca, tarih şuuru yla hareket edilmesini
söyler; fakat faydasız!
Dinimizi öğrenmemize Osmanlı ya borçlu olduğumuzu
örneklendirir; ikna edemez.
Affedici, hoşgörülü, ıslah edici olmak gerektiğini
söyler; anlatamaz. Libyalı bakanın ısrarcılığının sürmesi üzerine şunları
söyler:
DOSTLUKLARI
GELİŞTİRELİM
-DÜŞMANLIĞI,
zulmü, haksızlığı, adaletsizliği hep uzaklarda ve dışarıda aramayalım! Tarihe
dönüp bir bakın! Türk ün Türk e, Arab ın Arab a yaptığını, belki de hiçbir
yabancı onlara yapmamıştır. İşte, ölenlerin de, öldürenlerin de hem Arap, hem
de Müslüman olduğu, üstelik bu ümmetin en hayırlıları olan ashab-ı kiramın bile
içine düşmekten kurtulamadığı büyük fitneler, işte Cemel ve Sıffın savaşları,
işte Kerbelâ faciası; niceleri Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinden
çoğunun, yine Türkler tarafından yıkıldığı bir gerçek. Tarihteki olaylardan
ibret almak; dostlukları pekiştirip geliştirmeye çalışmak; düşmanlıklara asla
imkân ve fırsat tanımamak; başta Müslüman aydınlar, ilim ve fikir adamları, yetki
ve sorumluluk sahipleri olmak üzere hepimizin boynunun borcudur. Yoksa Allah
korusun başımıza çok daha büyük felaketler, bela ve musibetler gelebilir.
Müminler ancak kardeş olduklarını bilmeli, anlaşmazlıkları birlikte
çözmelidirler. (Ali Yakup Cenkçiler, Necdet Yılmaz, Şenyıldız Matbaası, Sh.
205 - 209)
Ruhlarımız iyilikleri isterken; nefislerimiz kötülükleri
istiyor. İslam ışığında aklımızı kullanıp hayra, iyiliklere çağırmalı, ıslah yolunu
benimsemeliyiz. Ahiretimizi kazanmanın yolu da bu!
Bir dörtlük: Akiller boğuşsun, sen dur uzakta / Yalnız
ibret al, dikkatle bak da / Gün olur buluşur hepsi toprakta / Bugün devam eden
kavgayı hoş gör. (Lâedri)
İlim güneşe benzer. Güneş doğunca karanlıklar dağılır.
Müslümanlar, İnsanlar arasından çıkarılmış en hayırlı ümmet tir. Görevleri ise,
İyilikleri yaymak, kötülükleri kovmak tır. (Al-i İmrân, 110)