03.02.2007 te "Kerkük e giderken Diyarbakır dan olmak", 24.02.2007 tarihinde ise "Kerkük mü, Diyarbakır mı " başlıklı iki yazıda olabileceklere işaret etmiştim.

Ortadoğu kazanı farklı kaynıyor.

Barzani nin söyledikleri salt kendisini bağlamıyor. Konuşması dikkatle izlenirse verdiği mesajlar ve tavrı kendi gücünden ileri gelmiyor. Kendi adına da tehdit etmiyor. Yerel giysileriyle beyaz saraya girdiğinden beri yaslandığı bir güç var. Biraz belleğimizi zorlar geçmişe dönüp bakarsak olayların nereden kaynaklandığı anlaşılır. Güneri Cıvaoğlu nun 12 Şubat 1991 tarihinde Sabah gazetesinde "İki Yarbay" başlıklı bir yazısı arşivimde duruyor. Gerçi salt bu yazıya dayanarak değil, olayların genel akışı içerisinde de bunu çözmek olası. Düşünce ve sezgi önemli.

Cıvaoğlu nun yazısı.

"İki Yarbay

Riyad Cuma

Amerikalı Yarbay ile duvara asılı dev Ortadoğu haritasının önündeyiz.

Sağ elinin avuç içini Musul/Kerkük vilayeti olan geniş alanda gezdiriyor. Ve sakin bir sesle, kelimeleri tane tane seçerek anlatıyor.

İşte Kürt devleti burada kurulur. Savaş bitecek. Saddam çökmüş olacak. Bu yörede devlet kalmayacak. Devlet otoritesinden yoksun bir boşluk doğacak. Kürtler bir devlet kurarak buradaki boşluğu dolduracaklar. Belki Türkiye den de toprak isterler.

Ona anımsatıyorum.

"Türkiye bunu kabul etmeyeceğini açıklamış bulunuyor."

Amerikalı yarbay "O zaman çarpışacaksınız" diyor.

Soruyorum:

Türkiye nin düzenli orduları, silâhları, topları, zırhlıları, tankları, uçakları, füzeleri var. Böyle bir güce nasıl karşı koyarlar Hem gerek İran gerek Suriye Irak ın toprak bütünlüğü için açık tavır koymuş bulunuyorlar. Onların da bölgede bir Kürt devleti oluşmasına göz yumacaklarına nasıl ihtimal veriyorsunuz " Amerikalı yarbayın verdiği yanıt düşündürücüdür:

"Irak ın kuzeyindeki Kürtlerin de yakında çok silâhları olacak. Saddam ın bıraktığı silâhlar onlara kalıyor. Belki Türkiye de sizinkilerden bile ileri silâhları olacak. Uçakları, tankları, füzeleri, zırhlıları, helikopterleri, havalimanları vs." Konuşmanın bir kısmı bu.

Barzani Türkiye yi tehdit ederken "Saddam" örneğini veriyor. "Türkiye Saddam dan daha mı güçlü " diye soruyor. Yakın zamanda gazetelere yansıyan bir haber daha oldu. Barzani Abede nin Irak tan çekilmemesini açıkça beyan etti. "Eğer Abede çekilirse, Türkiye nin kendilerini rahatsız edeceğini" belirtti. Bu işin bir yönü. Dahası Türkiye nin müdahalesi durumunda Diyarbakır konusu hemen gündeme geliverdi.

Türkiye cephesinde ise durum daha vahim. Barzani nin bu açıklamalarından sonra Dışişleri Bakanı Abede Dışişleri Bakanı Rice ı arıyor ve yakınıyor. İrade başka yerde de ondan.

Diğer yandan İran Suriye işbirliğini çözmek için, önce Abede, sonra Türkiye devreye girerek Beşar Esat ile ilişkileri sıcak tutmaya başladılar. Biz Türkiye ile Suriye birleşmelidir önerisinde bulunduk. Bu da bir hamle idi.

Kürtler cephesinden de bakılırsa, şu kadar Türk devleti, şu kadar Arap devleti var, bir Kürt devleti niçin kurulmasın Sorusunu soruyorlar. Bununla kalınsa iyi. Arapları birbirinden ayırarak parçalara bölenler bununla yetinmeyecekler. Abede kendileri için küçük kukla devletler istiyor. Turgut Özal döneminde Nahçivan parlamentosu Türkiye ye katılma kararı almıştı. Yer yerinden oynadı. İşte bu hamle yapılmadı, yapılamadı.

Bu tür hamleler için büyük hedefler gözetilmeli.

Büyük İslâm birliğinin sağlanabilmesi için ilk ve en kolay adım Türkiye ile Suriye nin sınırlarını kaldırmalarıdır. Bunun arkası gelir.

Barzani haklıdır, olası bir durumda bizim muhatabımız Barzani ve Kürtler olmayacağı âşikar. Muhatabımız doğrudan Abede dir de ondan. Barzani yi konuşturan da budur.