Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) dünkü TBMM grup toplantısı…

Kürsüde konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli…

Bahçeli’nin şu cümleleri dikkat çekici idi;

“Teröristbaşı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere de sesleniyorum; şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın.”

* “Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘Umut Hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.”

* “Ne Kandil, ne de Edirne; adres İmralı’dan DEM’e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız; vatan, millet, devlet, bayrak, ortak gelecek ve tam bağımsızlık için bunu dahi sineye çekmeye sonuna kadar hazırız.”

Devlet Bey bu cümleleri acaba yazılı metinden çıkarak mı dile getirmişti?

Hayır! MHP’nin resmi internet sayfasına da baktım, cümleler aynıyla burada da mevcuttu.

Salonda bu cümleleri duyan MHP’liler ilk anda şöyle bir şaşırdılar mı acaba?

Sahi, Devlet Bahçeli aslında ne dedi?

***

Bu arada Devlet Bey’in konuşmasında zikrettiği ‘Umut Hakkı’nın ne anlama geldiğini de hatırlatalım; ‘Umut Hakkı’ ömür boyu hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin “belli bir süreden sonra toplumla buluşmasını sağlayan bir hak'' olarak biliniyor…

 (Aşağıdaki yazı yukarıdaki yazıyla irtibatlı kullanılacak…)

DÜZ OVADA SİYASET

Tarih; Ekim 2006…

Yer, Diyarbakır’da küçük bir kıraathane…

Kıraathanede Diyarbakırlı vatandaşlarla ve gazetecilerle sohbet eden isim, o dönem Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar…

Mehmet Ağar o sohbette dedi ki;

* “Türkiye’nin bölünme korkusundan vazgeçmesi gerekir. Yukarıda elde silahla mı dolaşsın, ovada siyaset mi yapsın? Ama etnik ayrıma dayalı siyaset yapılamaz. Dağda dolaşanlar için gerekirse af da çıkarılabilir.”

* “Türkiye kendi meselesini dışarıya havale edemez, ederse ayağı çürük olur. Bu mesele ABD’ye de Irak’a da havale edilemez. Onların yardımı olacaksa bile inisiyatif bizde olmalı.”

* “Türkiye bölünme korkusundan kurtulmalı. Buradan çok Diyarbakırlı İstanbul’da oturuyor. Kimse İstanbul’u bırakıp ayrılmak istemiyor. Ha bölmek isteyen yok mu; var ama onlar toplumun önünde değil.”

* “Bugün dağda çocuklar varsa, yolunu bulup indireceksin. Hükümetin bir projesi varsa desteğe hazırız. Bir görelim projelerini. Bir daha silah patlamamasını sağlamak lazım. Bu süreç yürütülmeli. Devlet husumet yeri olamaz, kendi insanına husumet duyamaz.”

* “Her devletin geçmişinde vatandaşını affetmek vardır. (Af mı diyorsunuz, sorusu üzerine) Gerekirse af da. Ama hükümeti görelim, ne önerecek. Ha yukarıda silahla mı dolaşsın, ovada siyaset mi yapsın. Ama etnik ayrıma dayalı siyaset yapılamaz. İlke müşterek vatan, bölünmez bütünlüktür.”

***

Mehmet Ağar, teröristlere yönelik, sonraları çok konuşulacak olan ‘düz ovada siyaset’ kavramını siyasi literatürümüze Diyarbakır’da bu cümlelerle yerleştirmişti.

Sonraki yıllarda ‘çözüm süreci’ denenmiş ama acı tecrübelerle sonlanmıştı!

MİLLİ GAZETE İĞNESİ!

* “Bugün Millî Gazete iğneni vuruldun mu?

Millî Gazete iğneni vurulmazsan antibiyotik kullanmak zorunda kalırsın.

O da böbreklere zarar verir!” (Ramazan Öksüzler, Ahsen Demir Çelik Genel Müdürü, Saadet - Payas)

 İŞTE KONUT SORUNUNA VİLLALI ÇÖZÜM!

 Ülkemizde kiralar aldı başını gidiyor.

 Ev satın almak mı?

 Sabit gelirli ve ücretliler için ev satın almak artık neredeyse bir hayal!

 

Yani, konut sorunu başlı başına bir problem!

 

Aslında günümüzün meselesi de değil; yıllardır bu böyle!

 

Türkiye’de ev sahibi olmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor!

 

İşte tam da böyle bir konjonktürde aşağıdaki satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum ve de pür dikkat bu satırları okumanızı istirham ediyorum.

 

***

 

Geçenlerde bir programda Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Mustafa Karalar ile sohbet ederken bir düşüncesini paylaştı.

Bana çok ilginç ve de hayli çarpıcı geldi. Buyursunlar;

* “Her aileye 500 m2 arsa içinde 100 m2’lik prefabrik ev olsa, her ailenin 400 m2 bahçesi olur.”

 

* “Ülkemizde 80 milyon nüfus yaşıyor.”

 

* “Her aile dört kişiden oluşsa 20 milyon aile eder.”

 

* “20 milyon x 500 m2 = 10.000 km2 toplam arsa eder.”

 

* “Ülkemizin yüzölçümü 783.562 km²'dir.”

 

* “Her aileye 500 m2’lik arsa tahsis edilmiş olsa ülkemiz yüzölçümünün %1.25’ini oluşturur.”

 

* “Ülke yüzölçümümüzün %98.75’i kalır.”

 

* “Geri kalan %98.75’lik kısmına da; tarım, hayvancılık, madencilik, orman, turizm, okul, üniversite, hastane, savunma, teknoloji, ibadethane, park, bahçe, fabrika, sanayi tesisi, yeşil alan, mera vs. ne istersek yapalım yine de bol bol, haydi haydi yeter!..”

 

* “Böylece hem deprem kuşağında yer alan cennet vatanımızda artık deprem korkusuyla yaşamayız.”

 

* “Hem tamamen yerli ve millî imkânlarımızla prefabrik konut sorununu halletmiş oluruz.”

 

* “Hem ruhsal, fiziksel ve sosyal hastalıklardan korunuruz.”

 

* “Hem metropollerdeki toplanmanın önüne geçmiş oluruz.”

 

* “Hem bir ev uğruna bir ömür boyu bedel ödemek zorunda kalmayız.”

 

* “Hem kredi ve faiz kıskacından kurtuluruz.”

 

* “Hem tarım ve hayvancılık canlanır.”

 

* “Hem çarpık kentleşmenin oluşturduğu trafik, kargaşa, kavga, hırs, sağlık sorunu, ruhsal bozukluklar vs’nin önüne geçmiş oluruz.”

 

* “Kısacası, hem boşanmalar azalır hem de her şey fıtrata uygun ve insanî olur…”

 ŞU AHİR ÖMRÜMÜZDE BİR DE VİLLA SAHİBİ OLMUYOR MUYUZ?

Yukarıdaki satırlar…

Op. Dr. Mustafa Karalar’ın bu düşüncesi, projesi…

Yani, bir villa sahibi olma plan ve projesi…

Peki, nasıl buldunuz? Nasıl bir proje sizce?

Bu satırları özellikle devlet ve hükümet yetkililerinin, konut alanıyla ilgili yetkililerin, makam sahiplerinin okumasında yarar var!

Ama tabii bu plan ve projeyi yetkili makamlar benimsese bile, bunun bürokrasi kısmı da çok önemli; kanunlar, yasalar, yönetmelikler, gerekli kaynak…

Ölme eşeğim ölme diyeceğim de…

Ama bakarsınız acil çözüm de bulunmuş!

Haydi hayırlısı! Şu ahir ömrümüzde bu satırlar sayesinde bir de villa sahibi olmuyor muyuz?

 

 

---