Ülkemizde olaylara bakışta öylesine farklılıklar ortaya çıkabiliyor ki, insan şaşırıp kalıyor. Çünkü aynı rakamlara göre ihracatımızın rekor kırdığı, ekonomideki büyümenin yüzde 21’i geçtiği değerlendirmesi yapılırken, öbür yandan pandeminin karabulutları dağılıyor haberinin yanında açıklanan pandemi rakamları insanı karamsarlığa itecek boyuttaydı. Çünkü günlük Kovid-19’un Çarşamba akşamı açıklanan rakamlara göre bir günde 302 bin test yapılmış, 23 bin 869 kişinin testi pozitif çıkmış, 290 kişi de salgından hayatını kaybetmiş. Açıklanan bu rakamlar ortada iken pandeminin karabulutlarının dağılmakta olduğunu söylemek iyimser bir tahminin ötesinde gerçeği gizlemek anlamın da gelebilir. Bu rakamlara bakarak karamsar yorumlar yapmanın da doğru olmadığı ortada. Çünkü şu günlerde salgın ile başa çıkabilmek için toplum olarak elbirliği ile mücadeleyi sürdürmek gerekiyor.
Bu noktada ne yaparsam yapayım salgından kurtuluş yok karamsarlığı da, bana bir şey olmaz yaklaşımı da toplumu yanlış yönlendirmek anlamına gelecektir. Aynı durum dünkü gazetelere yansıyan, “Büyümede rekor” başlığı altındaki haber konusunda geçerliydi. Bir yandan söz konusu haber bir taraftan, “Ürettik, sattık, büyüdük, büyümede dünya ikincisi olduk” şeklinde nitelendirilirken özellikle de ihracatta rekor kırdığımız dile getirilirken, bir taraftan da nedense ihracattaki artışın karşısında ithalat rakamları verilmiyor ihracat sadece bir önceki yıla göre mukayese ediliyordu. Bu arada ülkemizin içine yuvarlandığı iç ve dış borç batağından kurtulma yolunda bir gelişme var mı, mademki ürettik ihraç ettik, işsizlerimizin sayısı bu büyüme içinde ne kadar azaldı soruları cevapsız kalıyordu. Aslında soruları daha da artırmak mümkün. Çünkü ekonomimiz büyümüş ise toplumda gelir seviyesinde özellikle dar ve sabit gelirlilerin hayat seviyesinde bir iyileşme söz konusu olması gerekir. Eğer, ekonomi büyürken dar ve sabit gelirliler açlık ve yoksulluk sınırı altında bir gelire hâlâ mahkûm iseler o büyümenin hiçbir anlamı yoktur. Sadece kâğıt üzerinde kalan rakamlardan öteye geçmez. Kısacası, bir ülkede ekonomik büyümenin bir anlam ifade edebilmesi için bu büyümenin yol açtığı gelir artışından toplumun tüm kesimlerinin payına bir şeyler düşmesi gerekir. Bu büyüme sadece sınırlı sayıda bir kesimin yeni milyonerler arasına girmesini sağlıyor, büyük çoğunluk hâlâ sefalet rakamlarına mahkûm ise rakamları allayıp pullayarak sunmak gerçek durumu değiştirmeyecektir. Belki toplumun bir kesimini bir süreliğine oyalayabilir o kadar.
Bu ülkede hâlâ kirasını ödeyemediği için iş yerini kapatmak zorunda kalmış küçük esnaf, elektrik faturasını ödeyememiş aile reisleri bulunuyor ise rakamlara farklı açılardan bakarak ya da bir kalemi ön plana çıkartarak diğer kalemler gizleniyorsa söylenenlerin gerçekle bir ilgisi kalmaz. Çünkü rakamlarla oynayarak aynı rakamlarda bir yandan pembe tablolar çizmek mümkün iken, diğer yandan felaket tellallığı yapmak da mümkündür. İki durumda, iki farklı yaklaşımda toplumun geleceği açısından yararlı olmaz. Önemli olan hem toplumun gerçekleri bilmesi, hem de ülkeyi yönetenlerin var olan eksiklikleri ve yanlışları gidermeye çalışmaları gerekir, bu ise rakamlarla oynayarak, pembe tablolar çizerek sağlanamaz.
Hemen belirteyim ki, ülkemizin büyümede rekor kırması beni mutlu eder. Sadece beni değil, kendisini bu ülkenin bir ferdi kabul eden herkesi sevindirir. Çünkü bir takım salgın zenginlerinin bir ayağı dışarıda olabilir ama bu ülkenin büyük çoğunluğunun tek vatanı ülkesidir. Vatanseverlik duyguları ileri sürülerek ya da bir takım siyasi hesaplarla rakamları altüst etmenin kimseye yararı olmaz. Ancak, ülkemizin kalkınmada rekor kırmasını, pandeminin karabulutlarının dağılıyor olmasının sözle mümkün olmadığını unutmamak lazım. Bu söylenenler gerçekleştiği takdirde ülkemizin her ferdi bundan mutlu olacaktır. Mutlu olmayacaklar var ise onlar da bir gün işin gerçeğini fark edeceklerdir.