Yolun dikenli olmasının yolcunun niyetinden berî olması düşünülemez. Her yürümenin bir yolu olduğu gibi her yolun bir yürüme şekli var. Yolcunun niyetinin yol olması beraberinde dikenleri getirir. Yolda diken olması yolcuyu yolundan eder mi? Yolcu yola çıkarken yolun dikenli olacağını öngörememişse zaten yolculuk başlamamış demek olur. Yolculuk başladıysa yolda muhakkak dikenler olacak. Başlayan bir yolculuk zorluklarla karşılaşınca kesintiye uğrayacaksa yolculuk saf niyet taşımıyordur. Bir yolculukta zorluklarla karşılaşılması yolun da yolculuğun da sahih olduğunu gösterir. Yola çıkan saf iyi niyetle çıkmışsa yolundan kimse döndüremez. Saf iyi niyet herhangi bir çıkar gütmeme halidir. Yolculuktan herhangi bir çıkar gütmeyen karşılaştığı zorluklarla saf iyi niyetinin ışığı aydınlığında yürüyüşüne devam eder. Saf iyi niyetinin ışığı yolu aydınlatarak yolcuya yürüme hali bahşeder.

Yürümenin aydınlattığı gedikler ay gediğidir. Ay gediği olmadan dağlar nasıl aşılabilir. Yükseltinin karanlığı vurmuş kötü niyetleri ay gediği yok edip düzelterek aydınlık damlalarla yaşanabilir kılar. Hiçbir engel kötü niyetten daha büyük olamaz. Ay gediği gülümsemeleriyle kötü niyetleri bitirme gücünü kendinde taşır. İçinde taşıdığı güç dışarıdan dayatılanları gülümseyerek yok eder. Çünkü dışarıdaki rüzgâr içerideki fırtınayı bastıramaz. İçte öyle bir fırtına mevcut ki hangi rüzgâr çarpsa rüzgâr geldiği yere geri döner. Kendi mahiyetini didikleyerek içindeki kör düğüme kıvrılır. Her an yolda olan fırtınanın yarattığı yürümenin iyi niyeti, kötü niyetin karanlıklarını dağıtır. Yol karanlıklardan temizlenerek yolcu yoluna revan olur.

Ay gediği iyi niyetler toplamından çoğalarak güzellikler yaratır. Yukarıdaki düzlemden aşağıdaki uçurumları küreyerek kürede kendince bir iz bırakır. Özgün bir iz. Bütün iyiliklerden kopmadan gelen tarihsel bağın kökenlerini gelecekteki köklü ağaçlara aydınlık yapraklar yapar. Maviliklerine sunar günlerin. Aydınlık gelecek taşır gerçeklere. Gerçeğin saf iyiliği kendi yolunu koyar ortaya. Kendi yolunu yaratanların yolculuğu ilânihaye devam eder. Yürümenin haritası coğrafya olur kaderinde. İyi niyetten oluşan aydınlığın dışına çıkmaz. Çıkmak istemez. Çünkü dışarıda çıkarcılığın uçsuz bucaksız çölleri vardır. Ayakları bataklıkta olanlar yürümenin derinliğine ulaşamaz. Yürümenin derinliği ay gediğiyle mümkündür. Körlükler ve karanlıklar ay gediği gülümsemeleriyle aydınlanır.

Mümkünler mümkünsüzlüklerden yontulmuş birer ışık damlasıdır. Aşılmazlara düşen ay gediği aydınlığı yoldaki yolcuya sarsılmaz aşılırlıklar vererek yoluna yeni yollar oluşturup kendi dünyasının gerçekliğinde yürümesini sağlar. Kendi dünyasından yeni yol yapan yoldaki, kendi yolunun bitimsizliğiyle muhkemdir. Yolun bitimsizliği içindeki müziğin sarsılmazlığından kaynaklanıyor. Kendine özgü olan her yolun kendi müziği vardır. Ortaya yeni bir yol koymak yeni bir müzik koymaktır. Sarsılmaz bir müzik.

Fark edilmiştir; yaşıyor gibi yazıyorum. Yaşamadığımı yazmıyorum. Yaşamak gündelik oluşan telâşeler galerisi değil, onlar da dâhil tabi, ruhen yaşamaktır. Kalben yaşamaktır. İyi niyetle yaşamaktır. Umutla yaşamak. İyilik ve güzelliklere inanarak yaşamaktır. Ortaya iyilik ve güzellikler koyarak yaşamaktır. Selam ve hürmetle yaşamak. Sevgi ve selametle yaşamaktır. Sevgili okur yeni bir kitabın daha sonuna geldik. Her son hüzünlüdür daima.

Dünya, hüzünden oluşan ay gediği değil mi!