Üç satırlık başlığın önce sonundan başlayalım. Çünkü ekranlarda, gazetelerde maç ikinci sıraya düştü de ondan...

Eskişehirsporlu Erkan Zengin Kadıköy’e kadar gelip Fenerbahçe’yle görüşerek anlaştığını açıkladı. Hatta başka takımda oynamak istemediğini de belirtti. Mahmut Uslu Bey de onayladı... Baktım, Erkan Zengin’in 2017 sonuna kadar kulübüyle sözleşmesi var. Bu durumda ne olur Eskişehirspor, FİFA’ya başvurursa Erkan da, Fenerbahçe  de ağır cezalar alırlar. Erkan, tahminen bir sene boykot, Fenerbahçe de en az bu süre kadar transfer yasağı. Benden söylemesi. Peki, Erkan’ın sözleşmesi 2015 sonunda bitseydi, ne olurdu Ara transfer denen bu sürede istediği kulüple konuşup görüşebilirdi. Mesele bu kadar basittir. Haaa Eskişehirspor 5-6 milyon avroluk bir voli vurabilir. Yani isterse oyuncusunu satar... Bu da başka yönü bu meselenin...

Gelelim maça... Hatırlarsanız, Abdullah Avcı Milli Takım’ın hocası olarak açıklandığında, bu ülkede herkes eyyam yaparken bendeniz, “Estağfurullah” demiş, yani bu açıdan bakarsak Avcı’ya bu görevin bir kaç gömlek büyük geleceğini yazıp söylemiştim. Sonuç da ortadadır. Aynı Avcı, kimilerine göre Başakşehir’in en ideal kadrosu ile maça başlayacağını açıklarken ve bu da kimilerine göre Fenerbahçe için felaket olacağı görüşünü ortaya çıkarırken, bendeniz de Sevgili Ömer Üründül’le  yaptığım maçın başındaki telefon görüşmesinde, “Fenerbahçe maçı rahat ve farklı kazanır” dedim. Gerekçem şuydu: “Mahmut ve Rotman’ın önündeki üçlü, yani Wisca, Mossora ve Doka, hiç bir şekilde Fenerbahçe’nin en etkili silahları Gökhan ve Caner’e önlem alamazlardı. Buna artı olarak da, Topal, Meireles ve Emre’den kurulu orta alan, sadece Mahmut’la Rotman’ın üzerine yıkılmış olan gerçek orta alana da her hamlede bir kişi fazla olarak yüklenebilecekti. Semih de duygular içinde kalıp stoperlere esir kalacağına göre, Fenerbahçe, düne kadar sadece altı gol yemiş bu takıma bir maçta o kadar gol atabilecekti. Ama nereden bilebilirdim ki, Sow, Burak Yılmaz’ın ofsayt rekorunu kırmaya çalışsın... 

Evet, maçın daha başlamadan teknik analizini böyle yaptım. Yanıldım mı Hayır! Caner, sezon başından bu yana en etkili oyununu oynadı. Attırdı ve yıktı. Bu sıralarda Wisca en etkili(!) seyirci idi. Gökhan da sağdan yıktı geçti... Bu sıralarda da Doka ortalarda gezinip duruyor veya kaptırdığı topun ardından bakıyordu. Mossora mı O var mıydı ki Ve Avcı kardeşimiz Wisca’yı ancak 83.dakikada değiştirdi. Semih’i de 69.dakikada... Ama Rotman’ı alıp da Sezer’i oyuna sokuşu ise tam bir acemi teknik adam uygulaması idi... Buna karşılık İsmail Kartal, yorulan Kuyt’un yerine Topuz’u, Emre’nin yerine de, artık orta sahası sıfır karşılama moduna girmiş rakibe karşı Diego’yu oyuna soktu. Hatta hatta, devreyi sakat kapatan Meireles’in yerine Selçuk’u değil de, Diego’yu alsaydı, maç daha da farklı bitebilirdi. Çünkü Başakşehir’de Fenerbahçe’yi tehdit edecek kimse yoktu. Bu takım sadece Mahmut’la ayakta kalmaya çalıştı. Öylesine rahat bir maç oldu ki Fenerbahçe için, neredeyse ilk defa yan yana oynayan Bekir’le Egemen en küçük sıkıntı çekmediler. Ki, sistemin en çok uyum isteyen yeridir tandem...

Böylece Fenerbahçe rakiplerinden önce yine lider oldu. Bence de bu defa kalıcı olacak gibi...