Doğru olanın inandırıcılığını yitirdiği, dürüstlüğün aptallığa yorulduğu, gerçekliğin imitasyona izafe edildiği, sahteliğin popülizme açıldığı oranda alıcı bulduğu, yalan karşısında tutunabilmenin imkânsızlığına cümle âlemin ikna edildiği bir zaman… Kavramları, kavgaları, kaygılarıyla gerçekliğin yalanlandığı, hakikatin tersyüz edildiği bir garip zaman…

İnsanlar küçümsenmeyecek oranda gerçekliğe düşmandır. Zira gerçek hiç hoşlarına gitmese de yaşadıkları, maruz kaldıkları, mecbur bırakıldıklarıdır. Ne çekmişlerse gerçeklikten bildikleri için vaat edilen her hayale tav olmak işlerine gelir. Öyle ki hayat pahalılığı, yokluk, afet, salgın, ötekileştirme, terörize etme, tehdit, sansür, ihraç vb. adaletsizlik zümresinden başlarına gelen her şey bizzat yaşadıkları gerçektir. Hoşa gitmeyen gerçeği insanlara yaşatanlar, gün gelip onlara müreffeh bir yaşam sağlayacaklarını, birtakım ürünleri ucuza satacaklarını, bilimde, teknolojide çağ atlatacaklarını, adeta uçurup uzaya yollayacaklarını vaat eder. Geçmişte yol, köprü, tünel, betonla boyanan ve acıkınca uyanan gözler, şimdiki zamanda elektrikli araçla, drone’la, gazla, daha olmadı gasbedilen hakların teslim edilme vaadiyle kapatılır. Mutlu, huzurlu, müreffeh bir yaşamın hayal olduğunu bilen insanlar, içinde yaşadıkları acı gerçeği dahi unutup süzme yalan olduğunu bile bile saçma sapan hayallerin ardına düşer. Her defasında zulmün iktidarı pekişir; talihsiz döngü devam eder.

Gerçekliğe tıkalı kulaklar, gerçeğe kapalı gözler, hakikate kayıtsız kalpler insan elinden çıkma imitasyonun cazibesine kapılır. Hâlbuki aslına uygun diye pazarlanan hiçbir şey asıl değildir. Artık bu bile isteye yalan, yanlış, batıl olanı tercihtir ve tüm bunların karşısında konumlanan gerçeğe yönelik tahammül azalır, ufalır, ortadan kalkar. Gayrı gerçek olabilecek her şey tehlikeli, eylem bir yana doğru olan söz dahi netameli, hak hakikat namına ne varsa sakıncalıdır! Görüldüğü yerde sataşılmalı, baş edilemeyecekse, güç yetirilemeyecekse ilgili ilgisiz birimlere ihbar edilmeli, fişlenmelidir!

Hayatı bedavadan yaşatmayan güç, beleş zannedilen hayale dahi yönerge çizer. Çok çalışıp, kredilendirip, taksitlere pay edip kolayca satın almak gibi… İlle de hak ederek kazanıp satın alınan üründe dayanıklılık, kalite, işlevsellik, kullanışlılık aramak beyhudedir. Hem herhangi bir ürünün iyisi, orijinali, organik sanılanı saraylara layıktır. Halkın ağzı ejderi bilir, meyvesini bilmez! Halkın gözü bakanın altındaki aracı bilir, binmeyi bilmez. Halkın kulağı haramiyi bilir, deresini bilmez! Onu bile boyunca betonlarla kapatıp Arap turistlere kat kat satarlar.

İnsan kendisine satılan hemen her şeyin, garanti kapsamında gösterildiği üç beş yıl için kullanılabilir olduğunu bilir! Garantisi bittiğinde işlevsiz hale geleceğini, parçası yenilenip tamir edilse dahi eski verimliliği göstermeyeceğini ve aslında bunun doğal bir döngü olduğunu kabullenir. Hem de bir ürünün uzun yıllar dayanması abes görünür; şu halde üretici, satıcı, reklamcı zarar edecek zanneder. Dolayısıyla gerekli gereksiz her ürün sürekli üretilmeli, mütemadiyen tüketilmeli, satış için yeni modeller, farklı işlevler yüklenmeli, yeni özelliklerden çok kullanım süresi kısaltılabilmelidir! Böylece dayanıklı mal gittikçe taklide, imitasyona, çakma ürüne döner. Ancak o imitasyon nedense gerçeğinden daha doğal, daha güzel görünür, daha çok alıcı bulur. Asrın gerçeği insanlara dayatır ki reklam edilmeyen ibadet bile taatten sayılmaz! Üç beş seçkinin menfaatine hizmet etmeyen hiçbir şeyin de reklamı yapılmaz; alınıp satılmaz!

Bir de beceriksizlik… Çeyrek asırdır dilinde tüy bitenlerin hayale aldanan topluma anlatamadığı hakikat… Her doğal yaşam alanına döşenen, arşa yükseltilen beton bloklar gibi dibi görünmez, ufku saptanmaz yalan saltanatı… Cahil cehaletini, beceriksiz iş bilmezliğini, seviyesiz hakaretini karşıta yöneltir. O kadar ki prompterden başka ömrü hayatında bir şey okumayan ona buna kitap okumayı önerir; karşıtın kaynak bulma vaadini ‘O kadar parayı nereden nasıl bulacak ki’ iştihasıyla alışageldiği gayrimeşru ticarete yorar. Muhtemeldir ki şimdinin hak sorgusunda her hakareti göğüsleyen muhalifler, yakın gelecekte halkın sürüklendiği müşkül durumun yegâne müsebbibi ilan edilir! Acıdır, lakin kimse bu dünyada hakikatin ardına düşene gül serpilmiş dikensiz yollar, şeker şerbet vaat etmez!

Yeryüzünde umut, gerçek hayatta mükafat beklenen zamanlara az kaldığı umulur. İnsanlığın hak ettiği düzen hep birlikte kurulur. Gücü elinden düşürmek istemeyen ve bu yüzden kendini şaşıran iktidar sahipleri, kendilerinden bildikleri her kara sıfatı karşıtlarına izafe etse bile…