Bismillâhirrahmanirrahîm;

SEÇİMLER yaklaştıkça siyasetin dili daha da sertleşiyor. Türkiye’mizin geleceğinden çok, kendi çıkarlarını önceleyen politikacılar sorumsuzluk örneği sergiliyorlar. Yalan, hakaret, nefret dili kullanıyorlar. İnsanların gönüllerini okşayan, toplumu ferahlatan “birleştirici” bir söyleme sahip olmak bu kadar zor mudur? Sert ve stresli söylemlerin toplum psikolojisini bozduğunu biliyor musunuz?

Yazar Hasan Uzun, “Kelimelerin enerjisi vardır” diyerek, bir Japon bilim adamının yaptığı deneyi anlattı: “Bir bardak suya kötü sözler; başka bir bardak suya da iyi sözler söyleniyor. Kristalleştirilen bu sular mikroskopla incelendiğinde, güzel sözler söylenen suyun kristalleri güzel ve düzenli şekiller oluştururken, kötü sözler söylenen suyun kristalleri bozuk ve düzensiz oluyor. Su, o kelimeleri söylerken zihnimizde oluşan enerjiyi alıyor ve hissediyor.” (GİD, Şubat 2023, sh. 19)

Kötü sözler, su kristallerini bile etkiliyorsa, insan ruhunu etkilemez mi? Niçin güzel sözlerle maksadımızı anlatamıyoruz? Hele, sertlikte Cumhur İttifakı’nın paydaşlarını tutabilene aşk olsun! Paydaşlardan DSP, seçimi, “küffarla savaş”a benzetirken; Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, muhalefet için, “emperyalist işgalciler” sözünü etti. (16.4.2023) Bu iki parti için, “Ne çabuk AKP’lileştiler” yorumu yapıldı. Başbakanlık yapmış birinin de benzeri sözleri halkımızı üzdü.

Ne olur, ülkemize yazık etmeyin! Güzel, nezaketli, kibar sözler kullanın. Kavganın sonu kaostur; kimseye faydası olmaz. Gönüllere dokunun! Tatlı dile, güler yüze doyulur mu?

HELE BAZI HOCALAR!

DİYANET İşleri Başkanlığı, insanımızın gönül dünyasını zenginleştiren manevi rehberler olarak görev yapmalıdır. İnsanımızı kenetleyecek en güçlü harç İslâm’dır. Bu ilâhi değerden azami ölçüde faydalanmalıyız. Dinimiz en hassas alanımızdır. Doğru ve güzel temsil edilmelidir. Doğru temsil zafiyeti yaşayanlar başka alanlarda görev yapmalıdır. Sarık leke götürmez. Bu ulvi görevin hakkını veren seçkin hocalarıma teşekkür ediyorum.

Hocalarımız İslâm’ın cihanşümul çağrısını insanlara ulaştırmakla görevlidirler. Tebliğ görevi toplumun tamamına yönelik yapılmalıdır. Temsil ettiğimiz İslâm, bize tek kişiyi bile dışlama hakkı vermez. Buna rağmen politikanın cazibesine kapılarak partizanca hareket eden sözde hocalar da çıkıyor.

İzmir’in Torbalı ilçesindeki bir camide, “Hoca siyaset konuştu” diyerek bir grup cemaat cuma namazını terk etti. (28.4.2023) Nevşehir’in Karasoku Camii İmam Hatibi Seyfullah Eker’in, “Kılıçdaroğlu’nun mitingine gitti” diye 73 yaşındaki Ahmet Yılmaz’ı tehdit ettiği (28.4.2023) medyaya yansıdı. Lince tabi tutulan Yılmaz, “camiye gidemediğini” anlattı. Seçimlerin en hareketli noktasında, Yozgat’ta bir caminin hoparlöründen AKP’nin mitingine çağrı anonsu yapıldı. (25.4.2023)

1990’lı yıllarda bir hocaefendi, Erbakan Hoca aleyhinde sözler etmişti. Başka bir hocaefendi de Erbakan’a gelerek, “Hocam, izin verin bu adamı piyasaya çıkamayacak duruma getireyim” dediğinde, Erbakan Hoca; “Hayır, bunu yaparsan dinimiz zarar görür. Partimiz zarar görsün; ama dinimiz zarar görmesin” demişti.

ŞİMDİ BARIŞ ZAMANI

SEÇİMLER gelir, geçer; biz yine birbirimizle kalırız. Seçim ve partizanlık sebebiyle ne olur, akraba, dost, mesai arkadaşları ve çevremizi üzmeyelim. İç barış bozulmasın! Birbiri için yaşayan “kardeşler topluluğu” olalım. Allah yenilerini göstermesin, günler neleri getirecek bilmiyoruz. Savaş, deprem, sel felâketleri, orman yangınları gibi beklenmedik felâketler karşısında birbirimize çok ihtiyacımız var.

Devlet yönetimine talip olanlar sorumlu davranmalı; birlikte yaşadığı vatandaşına karşı şefkat ve merhamet kanatlarını germelidirler. Sertlik ve nefret söylemleri son bulmalıdır. Siyasi sebeplerle birbirimize “düşmanca” davranırsak, bizi yok etmek için pusuda bekleyen asıl düşmanı göremeyiz. 85 milyonluk Türkiye olarak dış düşmanlarımıza karşı kale gibi durmaya hazır olmalıyız.

Yüce dinimizi temsil makamındaki hocalarımız birleştirici, bütünleştirici olmalıdır. Allah’ın yardımı ile yurt içi ve yurt dışında yüzlerce camide konuşmuş bir kardeşiniz olarak diyorum ki: Camide yapılacak en büyük siyaset, politik söylemlerden kaçınmaktır. Bu üslûpla, camilerdeki konuşmalarım sonrası tek sıkıntı yaşamadım.

Bu seçimler tarihî öneme sahiptir. Millî Görüşçüler 26 senedir hükümetlerde temsil edilmedi. İnşallah seçimler sonrası, “Herkese yetecek kadar sevgimiz var” diyen Saadet Partisi efsanesi geri dönecek. Millî Görüş icraatları başlayacak. Temel Karamollaoğlu “birleştirici” üslûbuyla anlatıyor:

“Müslümanlık, namaz kılmaktan, cübbe giymekten, takke taşımaktan, sakal bırakmaktan ibaret değildir. Dini öğrenmeden önce insan olmayı öğreneceksin. Yalan söylemeyeceksin, hak yemeyeceksin, yolsuzluk yapmayacaksın!”