Ailesinin, merhum Ali Soylu hakkında bu yıl hazırlamakta olduğu yeni videonun metin taslağında şu satırlar dikkat çekiyor:

 

* “Adanmış bir ömür, soylu bir dava adamı…”

 

* “Ömrünü İslam coğrafyasında umut yeşertmek için tohum saçmaya adayan soylu bir dava adamı!”

 

* “Ali Soylu... Yaşarken iz bırakmış, sırât-ı müstakim üzere olmuş bir yiğit.”

 

* “Millî gençliğin yetişmesine kendini vakfetmiş ve bu uğurda kınayıcıların kınamasına aldırmadan her türlü bedel ödemeyi göze alan adanmış bir ömür…”

 

* “Gözlerinde huzurun yansıması olan bir güzel insan... Gözlerinde vuslatın yansıması olan bir güzel insan...”

 

* “Tüm mazlumların hüznü son bulsun diye, zamanın ötesinde yaşayarak; asrı saadet esintilerini yarınlara taşıyan bir mücâhit.”

 

* “Ey Ali Soylu; sadakatine, samimiyetine ve fedakârlığına şahidiz.”

 

* “Yiğitliğin, merhametin, gayretin ve dostluğun nesillere örnek olacak.”

 

* “Ardından süzülen gözyaşları toprağı yeşertti.”

 

* “Arkanda binlerce filiz bıraktın yarınlara…”

 

* “Soyluların soylusu, Ali Soylu! Rahmet, minnet ve özlemle...”

 

BİR YÜREKLİ ADAMDI, SADIK BİR MİLLÎ GÖRÜŞÇÜ İDİ!

Merhum Ali Soylu...

Erbakan Hoca’mızın yıllarca hemen en yakınında, yanında bulundu.

Millî Görüş mitinglerinin en çok aranan, güvenilen ismiydi.

Bir yürekli adamdı, bir mücahitti, sadık bir Millî Görüşçü idi. Şehit oldu.

Tam bir cengaverdi.

Merhum Ali Soylu abimiz, 30 Haziran 2000 tarihinde Ankara’dan Trabzon’un Of ilçesine karayolu ile giderken Çorum Sungurlu yakınlarında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti.

30 Haziran 2024 tarihi, merhum Ali Soylu’nun vefatının 24. sene-i devriyesiydi.

Allah (C.C.) rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı ali olsun. 

***

Tam da burada bir anekdotu aktarmak istiyorum. 

Millî Görüş davasının fedakâr ve cefakâr neferi Ali Soylu’nun vefat haberi, hayatı boyunca kendisini örnek aldığı Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın gözyaşlarına boğulmasına sebep olmuştu.

Memleketi Trabzon/Of’ta gerçekleştirilen cenaze töreninde duygu dolu bir konuşma gerçekleştirmişti Erbakan Hoca. Erbakan Hoca’mız, şu konuşmayı yapmıştı:

* “Gençliğimiz için en güzel timsallerden biri olarak Ali Soylu kardeşimiz her zaman kalbimizde yaşamaktadır. Yıllarca Anadolu’nun hangi köşesinde miting yaptıysak Ali Soylu kardeşimiz o mitinglerde damların üzerinde, otobüslerin üzerinde inandığı dava için, hiçbir karşılık beklemeden canıyla, başıyla çalışan bir kardeşimiz olarak kendini göstermiştir.”

* “Hiçbir meselede menfaatini gütmemiştir. Daima mütevazı olarak, görevin kendisine düştüğünü gördüğü anda hiçbir engel tanımadan, görev sahasına koşarak büyük bir azimle çalışmıştır. Gençliğimize bir numune olarak Ali Soylu kardeşimiz her zaman kalplerimizde yaşayacaktır. Allah rahmet eylesin.”

"ENE TÜRKİYE, ENE ENDONEZYA!"

Feyzullah Gümüştekin…

1946, Sivas-İmranlı doğumlu. İlk ve ortaokulu memleketi İmranlı’da tamamladı. İstanbul Haydarpaşa Lisesi mezunu. Akıncılar ve Millî Gençlik Vakfı’nda (MGV) görevlerde bulundu.

1969’dan itibaren Millî Nizam Partisi (MNP), Millî Selamet Partisi (MSP), Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’nde farklı kademelerde önemli vazifeler üstlendi.

Neredeyse yarım asra yaklaşan bir süredir İstanbul/Bağcılar’da ikamet etmekte. Evli. Emekli.

Tam bir Millî Gazete tutkunu. Hâlâ da cebinde Millî Gazete, koşturuyor da koşturuyor.

Hani derler ya, bir ‘atanmışlar’ vardır, bir de ‘adanmışlar!’. Feyzullah Gümüştekin, işte o ‘tam bir adanmış’lardan… Tıpkı merhum Ali Soylu gibi…

Samimiyet onda, ihlas onda, gayret onda, vefa onda…

***

Millî Gazete olarak, Hac yolculuğundan dönen Feyzullah Gümüştekin abimize “hayırlı olsun” ziyaretine gittik.

Muhammed Altındal ve Ertuğrul Köse ile birlikte.

Sohbetimizde aldığım notları sizlerle de paylaşmak istiyorum;

* Eşi hanımefendi ile birlikte hacca gitme hazırlıkları yaparken yıllarca önce Şişe-Cam'da birlikte çalıştığı bir mesai arkadaşının zarf içinde, "Kutsal yolculuğunuzda karınca kararınca bizim de bir katkımız olsun!" diyerek ikram ettiği bir miktarı hiç unutamıyor! "Böyle bir jesti bu arkadaştan hiç beklemiyordum. İyi niyetle ve ihlasla çıkılan bir yolculukta yolların nasıl kolaylaştığını yakından gözlemledim!" cümlesi Feyzullah Gümüştekin abimize ait.

* Kutsal topraklarda karşılaştığı farklı İslam ülkelerinden hacı adaylarına "Ene (ben) Türkiye!" dediğinde, "Ene (ben) Endonezya!", "Ene (ben) Malezya!" gibi farklı İslam ülkeleri vatandaşlarından “Ene!” cevabı aldığını ve hep sempati ile karşılandığını, bu tanışmaların kendisini son derece memnun ve mesrur ettiğini anlatıyor.

* Bir temennisini de iletelim buradan. "Keşke" diyor Feyzullah abi ve ekliyor; "Keşke, bir an önce İslam Birliği kurulsa da başta Türkiye'den Mehmetçiğimiz olmak üzere İslam ülkelerinden askerler kutsal topraklarda bulunarak güvenliği ve asayişi sağlasa..."

* “Her Müslüman genç, yaşlanmadan hac vazifesini yerine getirmeli!” temennisini de eklemeden edemiyor.

Bir ortak gözlemimizi de bu vesileyle aktarmak isterim;

Feyzullah abinin kutsal topraklardan gençleşmiş olarak döndüğünü gözlemledik, bu ziyarette…  Maşallah...

Rabbim haccını makbul eylesin…

ÇOK FARKLI BİR AYRINTI!

* Feyzullah Gümüştekin ziyaretinde Endonezya’dan söz edilmişken…

Feyzullah ağabey, “Endonezya'da gençler nasıl evleniyor?” sorusunun cevabını dinlemiş, Endonezyalı hacılardan… Kulak verelim;

* “Hac vazifesini yapmayan gençlerin evlenmesi mümkün değil. Kız olsun erkek olsun evlenecek gençlerin mutlaka hac ibadetini yerine getirmesi gerekiyor. Endonezyalı bir gencin talip olduğu hanımefendinin ilk sorusu şu oluyor: "Hacca gittin mi?"

* “Aynı biçimde erkek de birlikte yol yürüyeceği hanımefendiden ilk olarak, "Hacca gittin mi? Hac görevini ifa ettin mi?" sorusunun cevabını istiyor.”

Bunun çok hoş bir gelenek olarak Endonezya' da yaşatıldığını anlatıyor, Feyzullah Gümüştekin ağabey... Teşekkürler…