Türkiye’de idari sistemde ciddi bir değişikliğe gidildi. Başbakanlık makamı artık yok. Yürütmenin başı, doğrudan halkın seçtiği cumhurbaşkanı olacak. Halkın seçtiği cumhurbaşkanı, daha önce başbakanlık makamının yetkileri çerçevesinde bakanlarını kendi atayacak…

Yasalara aykırı olmamak kaydıyla ve yasayla belirlenmemiş ise, kanun hükmünde kararname çıkarabilecek…

Anlayacağınız, bundan kelli, yürütmenin başı partili cumhurbaşkanıdır.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak derken,% 36 ile kimse iktidar olamayacak… Artık kimse % 49.99 ile de hükümet edemeyecek. % 50.01 alan, ülkeyi yönetmeye hak kazanacak… Bu neyin işaretidir?

Partiler, seçim öncesi birbiriyle konuşup görüşüp birlikte hareket etmek mecburiyetindeler. Yeni sistem, böylesi bir davranışı zorunlu kılıyor.

Tek başına % 50.01 alacak bir parti var mıdır? Elbet olabilir. Ancak, bu kesin bir sonuç olmadığı müddetçe, risklidir.

İktidar, konumunu kaybetmemek için, arayışlara girecektir. Koalisyonlar dönemi yeni başlıyor. Eskiden, seçim sonrası ittifaklar konuşulurdu, şimdi ise, seçim öncesi, herkes herkesle bu anlamda görüşecek, ilişki kurabilecektir.

Böylesi bir hal sağlıklıdır. Katılımı ve tabanı genişletir.

Uzlaşmayı getirir…

Bunun sonuçlarını görerek mi, iktidar, böylesi bir yapıya, siyasi ve idari yenilenmeye gitti? Kişisel görüşüm, öncelikler sıralamasında, bu özellikler hep geride kalmıştır… Fiili durumun meşrulaştırması düşüncesi ağır basmıştı.

Sayın cumhurbaşkanı, öncelikle hukuken de, direksiyonun başına geçmek arzusunu ortaya koydu.

Bundan sonrası ise, matematiksel gelgitlerle izah edilecek, meseleler böylesi bir aritmetik ortamda çözülecek…

İdari ve siyasi sistem ne kadar değişirse değişsin… Nihayetinde, usul ve esasları besleyen kaynakların önemi değişmemektedir.

Hukuk adına seçtiğiniz terazi… Bu ülkede yaşayan herkes için temel bir ölçü müdür değil midir? Fakiri, zengini… Zayıfı, şişmanı, aynı terazide tartılıyor mu, tartılmıyor mu?

İnsanlar, liyakatlerine göre mi ilerlemekteler, arkalarına göre mi?

Bireysel hak ve özgürlükler… İnanç hürriyeti, iki insanın dudağı arasında mı kalacak, kadim hukuk kuralları mı hâkim olacak?

Milli gelirden, herkes eşit şekilde mi yararlanacak, yoksa keyfilikler, bahçe bağlar işgal edenin ismine mi yazılacak?

Soruları çoğaltmak mümkün…

Siyasi ve idari değişimlerden ziyade, kafamızın içi mühimdir.  Kendimiz için istediğimizi başkası için de isteyip istemediğimize bakılmalı.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak derken, idari ve siyasi sistemin değişime uğradığını… Partili cumhurbaşkanına alışmamızın da bu babtan sayılmasına işaret etmek istedim…

Hayırlısı… Millet için, memleket için… Son söz olarak, birbirine benzeyen, aynı davaları olan partilerin birleşmesi, birlikte yürümesinin de, yeni sistemin zorunlu kıldığı bir hal olduğunu vurgulamalıyım...

Allah için millet için emek veren, çaba sarf edenlerin, camide olduğu gibi, sosyal ve siyasi hayatta da, yan yana durmalarında sayısız faideler vardır.

Benimkisi elbet bir temennidir.