Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Millî Görüş hareketinin kurucusu ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın doğumunun 100’üncü yılı dolayısıyla Konya’da düzenlenen “Asrın Lideri Erbakan 100 Yaşında” programında konuştu. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da katıldı. Farklı siyasi kanaatlere sahip isimlerin aynı salonda buluşmasının tarihi önemine dikkat çeken Arıkan, Erbakan’ın fikirlerinin ve mücadelesinin aradan geçen yıllara rağmen değerini koruduğunu söyledi.

“BAZI İNSANLAR HER NESİLDE YENİDEN DOĞAR”
Erbakan’ın geride bıraktığı mirasın zamana yenik düşmediğini, aksine kıymetinin her geçen gün daha fazla anlaşıldığını ifade eden Arıkan, farklı siyasi görüşlere sahip isimlerin Erbakan’ı anmak ve anlamak için bir araya gelmesinin önemine işaret etti. Arıkan, Erbakan’ın fikirleriyle nesiller boyunca yaşamaya devam ettiğini belirterek, “İnsan dünyaya bir defa gelir. Ama bazı insanlar vardır ki ortaya koydukları fikirlerle her nesilde yeniden doğarlar. Zaman kimi insanları eskite eskite götürür, kimi insanların ise kıymetini gün geçtikçe daha görünür kılar. İşte Erbakan Hocamız böyle bir insandı” dedi.
Vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen farklı siyasi kanaatlere sahip isimlerin aynı salonda buluşabildiğini kaydeden Arıkan, bugün Erbakan’ı anmanın yanı sıra onun ortaya koyduğu fikirleri ve mücadeleyi anlamaya çalıştıklarını dile getirdi.

“MÜCADELESİ AHLAK VE ADALET SÜTUNLARI ÜZERİNE OTURUYORDU”
Necmettin Erbakan’ın siyasi vizyonunun temelinde ahlak, maneviyat, hak ve adaletin bulunduğunu vurgulayan Arıkan, Erbakan’ın mücadelesinin birbirini tamamlayan iki temel sütun üzerine kurulduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin insanın ahlak ve maneviyatla inşası, diğerinin ise düzenin hak ve adalet temelinde yeniden kurulması olduğunu belirten Arıkan, şöyle konuştu:
“Hocamızın mücadelesi esasen birbirini tamamlayan iki temel sütun üzerine oturuyordu. Bunlardan biri insanın ahlak ve maneviyatla inşası, ikincisi düzenin hak ve adalet temelinde yeniden kuruluşuydu.”
Erbakan’ın bu hedefler doğrultusunda şartların değişmesini beklemediğini ifade eden Arıkan, onun hayatının her döneminde aynı kararlılıkla çalıştığını kaydetti. Arıkan, “Gençken de yaşlıyken de başbakanlık makamında da hastane odasında da bunun mücadelesini verdi” ifadelerini kullandı.

“BU MİLLETİN KENDİNE GÜVENİNİ İNŞA ETTİ”
Konuşmasında özellikle gençlere seslenen Arıkan, Erbakan’ın hayatının yalnızca seçimler, siyasi partiler ve hükümetler üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Gençlerin Erbakan’ı belki yalnızca beyaz saçlarıyla tanıdığını, ancak onun da bir zamanlar büyük hayalleri olan genç bir insan olduğunu hatırlatan Arıkan, şu ifadeleri kullandı:
“Genç kardeşlerim, siz Erbakan Hoca'mızı belki yalnızca beyaz saçlarıyla gördünüz. Belki de onu hiç görmediniz. Ama bilin ki o beyaz saçların altında bir zamanlar sizin yaşlarınızda çok büyük hayaller kurmuş bir genç vardı. Erbakan Hoca bu büyük işleri yapabilmek için yaşlanmayı beklemedi. Erbakan Hocamız bu milletin kendine güvenini inşa etti. Erbakan Hocamız bu ülkenin insanına büyük işler başarabileceğini hatırlattı.”
“ADİL BİR DÜZEN İÇİN ORTAK MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ”
Erbakan’ın ilkelerini bugünün sorunları karşısında yeniden değerlendirmenin Millî Görüşçülerin önündeki önemli sorumluluklardan biri olduğunu belirten Arıkan, yaşanabilir bir Türkiye'nin kendiliğinden ortaya çıkmayacağını söyledi. Adil bir düzenin tesisi için ortak mücadelenin büyütülmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, Erbakan’ın teşkilatlarına bıraktığı en önemli mesajlardan birinin de heyecan olduğunu ifade etti.
Erbakan’ın sık sık dile getirdiği “Heyecan, heyecan, heyecan” sözlerini hatırlatan Arıkan, bugün Türkiye’nin dört bir yanında Millî Görüşçülerin gözlerinde aynı heyecanı gördüğünü belirtti. Arıkan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Erbakan Hocamız bizlerden bir şey istiyordu. Neydi o? ‘Heyecan, heyecan, heyecan’ diyordu. İşte ben bugün Türkiye'nin dört bir tarafında Millî Görüşçülerin gözünde o heyecanı görüyorum. Ekmek arabasının arkasından koşan çocuğu kurtarmanın heyecanını görüyorum.”





