Semra hanım, zamanla etrafında çok insan toplanmasından sersemdi. Yanına gelen kadınlar, Efendim çok yoruldunuz deyip, ayaklarını yıkayıp kurutuyorlardı

Bu satırlar gazetelerde reklama çıkarılan ve en son Özal lı anılar diyebileceğimiz bir kitaptan alındı.

Yazarı da haliyle Özal ın burnunun dibindeki biri: Ekrem Pakdemirli.

Yukarıdaki satırları yazan birinin en azından sizin okuduğunuzda duyduğunuz üzüntüyü duymasını/duymuş olmasını isteriz, değil mi

T. Özal günlerinde kadınların, Semra Özal a yaklaşma başarısı gösteren kadınların, neden ayak yıkamak ve kurulamak işleri yaptıklarını sorgulamamasına da ayrıca üzülmemek mümkün değil.

Ayak yıkayan kadınlar ya da kadınların ayak yıkaması önemli değil diyor anı sahibi ve Özal yakını Pakdemirli Bey. Önemli olan bir kadındı ve onun da adı Semra Özal dı.

Peki, neden özellikle Semra Özal isminin önemini başka kadınları küçülterek vurgulama ihtiyacı hissetmiş Pakdemirli Bey. Buyurun, kendisi anlatsın.

Sesi güzel olmamasına rağmen, uzatılan her mikrofona şarkı okuması Semra Özal ın bunları yani Pakdemirli gibi diğer Özal yakınlarını çok üzmüş. Gittik, söyledik diyor. Demirel in karısı çıktı şarkı söyledi mi

Ezeli rakibinden gol yiyen oyuncu kompleksine T. Özal ın müdafaası nasılmış

Karısına söz geçiremeyen tek erkek ben miyim

Anlaşılan Özal ın ağlamaklı pozu çok koymuş ki Pakdemirli Bey e, hayatının onun yanında eskimesine razı olmuş. Gerçi bize ne

İsminde Semra hanım geçen her anı bize T. Özal ı daha bir bildiriyor, daha bir tanıtıyor. Pakdemirli Bey e kitabı için teşekkür etmek gerek.

T. Özal Pakdemirli Bey i benimle ilgili anılarını yazsın diye mi yıllarca taşıdı bilemeyiz ama Pakdemirli Bey, bu anılarıyla bize T. Özal tablosundaki eksik bir mozaiği de buldurdu.

T. Özal, Semra hanımı İl Başkanı yapmak için parti kurmuş, Başbakan olmuştu. Sadece İl Başkanı olarak siyasete müdahalesi yetmiyormuş Semra hanım a. Yani T. Özal, Semra Hanım ın ayaklarını yıkasın diye kadınlar, başbakan olmuş.

İnsanın içine bir şüphe düşmez mi şimdi Semra Hanım, T. Özal ın cenazesi hastaneye giderken neden yanında değildi Kadınlara ayaklarını mı yıkatıyordu yoksa

Pakdemirli bey bunları da yazsana

AKP nin son icraatı Akil Insanlar Heyeti yollara

düsüp akıllı, akıllı çalısmaya baslamıslardır.

Gazeteler

-Bak gör neler yapıyoruz.Görevlendirildiğim şehirde bir aydır çalmadığım kapı kalmadı

Spor Olsun

Kasap sevdiği topu...

Serbest kanallarda yayınına izin verilen maçları da kalabalık mekânlarda seyretmenin zevki çoktur. Hem herkesle birlikte hop oturup, hop kalkarsın; hem de hane halkını rahatsız etmemek için kasmazsın kendini. Yapılan esprilere kulak vermenin tadı da var ayrıca.

Ne diyordu GS-Real Madrid maçı 3-1 olduğunda, lise öğrencisi ışıltılı çocuk

Demek ki Fatih Hoca nın topu hızla yere vurmasına hiç gerek yokmuş; GS nin 3-1 galip olması için...

Maçı izleyen GS taraftarları da sevindiler bu ince göndermeye. Benim sevincimin artısı, mizahi geleceğin güzelliği dolayısıyla idi.

Gözü ekrandaki o topluluk konuşuyor. Nasıl olsa bir mevzu açıldı. Birisi soruyor ortaya:

Fatih Hoca o anda takımı 3-0 galip olsaydı, yine topu hızla yere vurur mu idi, haksızlıkla mücadele etmek için

Ha, hı, yo, hayır, evet gibi kelimeler dökülüyordu ağızlardan. Lâkin ben kim ne dedi, anlayamadım. Hem zaten bu arada maç bitiyordu ve durum 3-2 olmuştu.

Herkes birbirine baktı, durdu ve sonra dağılmak için hazırlanıyorken herkes, yine o liseli çocuğun konuştuğunu duydular.

Demek ki Fatih Hoca, takımı 3-1 galip olduğunda tribünde oturmalı imiş.

***

GS nin kadrolu futbol yazarları birbirine destek vererek UEFA nın ince ayar yaptığını savunuyorlar.

Real Madrid-Barcelona finali istendi.

İddia bu.

Peki, yarı finalin diğer takımları B. Dortmund ve Bayern Münih finale kaldıklarında veya birisi finale kaldığında GS nin formalı futbol yazarları ne diyecekler

Hem GS nin yaraladığı Real Madrid i elemek B. Dortmund için zor olmasa gerek. Zira onların ülkelerinin liginde yatarak çok penaltısı olan ve Avrupalı hakemleri tereddüde sevk eden santraforları yok.

Latife bir yana. Finalin iki İspanyol takımı arasında oynanacağını iddia etmek, diğer takımlara az saygı duymak manasına gelmez mi

Gerçi bu ülkede; hatta hiç saygı duymamak fiilinin erdem sayıldığı günler de oldu. Onca yıl Avrupa da oynamış ve hiç kart görmemiş bir Meireles e kart göstererek ünlenen hakemimizin, Avrupalı meslektaşlarına ben işte böyle gösteririm göndermesi yaparken, size de saygılıyım ha, mesajını da verdiğini kim iddia edebilir.

***

GS ilk maçını İspanya da 3-0 kaybetmesine rağmen turu geçebileceğine, skor 3-1 olduğunda taraflı, tarafsız herkes inanmıştı. İnanmayan kimdi GS Teknik Direktörü Fatih Terim.

Karşı teknik direktör Mourinho kucaklayıcı ziyaretleriyle teslim almıştı, demek hafif kalırsa/kalıyorsa, son lig maçındaki tavrını gösterelim delil olarak.

Oynanacak bir yarı daha varsa ve skor 1-0 gibi basit bir skorsa, uğradım dediği haksızlıklar bu ülke liglerinde uygulanmışlık örneği olan en mağdur edici kararlar dahi olsa, puan sıralamasının bir numarasındaki bir takımın sorumlusu, sıralamanın sonuncusu bir takımla oynarken topu yere vuruyorsa, protestoda bulunuyorsa, tehditler savuruyorsa, kim diyebilir bu teknik adamın takımına güvendiğini Ki o yokken, o takım 3-1 yaptı skoru. Savunmasını ününü vurgulayarak yapması dahi aleyhine kullanılacak bir delildir Fatih Terim in.

Not: Kartel medyasının civcivleri yesin diye yazılmıştır bu yazı.

BİZİ BÖYLE ÇİZİYORLARDI-40

Sağlık olsun

Macera devam ediyor

60 yıl öncesinin (1952 yılı) bir gazete yazısından bir-iki paragraf aktaralım:

Dün gece, büyük bir sinemamızda, Beyoğlu Kaymakamının, yangın ve sağlık bakımından salonda sigara içilmemesini bildiren resmî tebliğine, ön sıralardan sulu kahkahalar yağdı. Karanlığın içinde, birkaç izmaritin, ateş böcekleri gibi havada uçtuğunu gördüm.

Belediye yasağı mı .. Dinlemez o!.. Sağlık nizamı mı .. Aldırmaz O!.. Koridorda tüttürdüğü çubuğun dumanını bile avurdunda saklayıp salonda koyveriyor.

Belediye yasağı ve sağlık nizamı ndan bahsedilerek sigara yasağının uygulanmasının istendiği bu yazıdan 20 yıl sonrasının İstanbul unda, 1972 lerden bahsediyorum, dolmuşlarda ve vapurların her yerinde sigara içmek serbestti. Hatta koltukların üst tarafına kül tablaları tutturulmuş vapurlarımız vardı.

Yasağın uygulanmasını isteyen o yazıdan otuz küsur yıl sonra İstanbul da yaşayanlar neler görmüşlerdi, dersiniz. T. Özal lı, Semranımlı yıllardı, o yıllar.

İstanbul, kovboyların istilasına uğramıştı. Satışı serbest bırakılan yabancı sigara markaları kovboylarını, kementleriyle ve şapkalarıyla getirmişler, İstanbul un caddelerine, meydanlarına asmışlardı.

O günler de geçti!

İki resim koyduk o geçen günleri anlatan. Sigara artıklarını harcamayın, ben içerim, diyen garibimiz, ki o günlerin çevrecisi sayabilirsiniz; filmlerinde yerden izmarit alıp içen Sadri Alışık ı hatırlatmadı mı size

Evlerde ve kahvehanelerde doğalgaz hatlarından dolayı iptal edilen soba borusu çıktılarının nasıl kullanıldığını gösteren ikinci resmimiz ise, açık alan bulmakta zorlanan sosyal meskenlerin işleticilerine bir akıl verir mi bilmem. (Zeki Beyner in az bulunan zekice bir esprisidir bu.)

(Devamı var)

Tarihte Mizah

Külfet-Nimet-Hizmet

Yıldırım Bayezid, rüşvetle iş gören kadıların toplanıp yakılmasını emretti. Sadrazam Ali Paşa, Sultanın maskarası Arabî den bunların halâsını rica etti. Arap maskara yol kıyafetini giyinip huzura çıktı. Hünkâra, Şevketlûm, ferman edersez Bizans a giderim dedi. Bre Arabî kastın nedir buyurdukta, İdam edilen kadıların yerine koymak için ruhban rica idem cevabını verdi. Yıldırım Bayezid, O halde ne tedbir bulalım dedi. Maskara, Ben vezir değilem. Tedbiri vezir olan bulur dedi. Padişah, Ali Paşa yı huzuruna celbedip, Benim vezirim. Bu âdemler, okumuş âlim âdemlerdir. Bunlar hile, hür a ve rüşvet ile iş görürse cahil tebaamıza nideriz. Neden Hak üzre olmazlar buyurdukta Sadrazam: Hünkârım, külfet, nimet mukabilidir. Aldıkları akçe ile geçinemezler. Akçelerini arttıralım dedi.

***

1402 de Ankara Meydan Muharebesi nde Timur a esir düşen Yıldırım Bayezid, Timur un Anadolu da yaptığı tahribat ve katliâmı haber aldıkça çok müteessir oluyordu. Timur a yazdığı bir rica mektubunda: Vazifeleri dini İslâm ın şeref ve haysiyetini yükseltip yaşatmak, meşgaleleri küffara karşı daima gazâ cihad olan Anadolu Türkmenlerinin mahv ve ifna yolunu tutmayasız. Küffara karşı seddi âzim olan Anadolu şehir ve kalelerini hâk ile yeksân edip düşmana fırsat vermiyesiz. Oğullarım birer birer ele geçirip idam-ü  ifna etmiyesiz. Kimbilir kim yarın onlar, yeniden derlenip mülkü İslâm ı din düşmanlarına karşı, göğsünü siper edip korurlar diyordu. Timur un bu ricaları kabul ettiği rivayet olunur.

Karşuluksuz

Çek-Senet Cumhuriyeti

Temel arkadaşı Dursun a sormuş:

Ula Tursun, Sayın Başbakan ÇEK CUMHURİYETİ nden AB cilere seslenmiş; 50 yıldır kapıda bekletiyorsunuz, ayıptır, ideolojiktir, ahde vefaya yakışmaz dedikten sonra, Siz bizi almasanız da biz AB yoluna devam edeceğiz demiş. Kafam karıştı yahu, bir şey anlamadum.

Temel anlamayacak ne var Biz hem ağlarız, hem bekleriz. 50 yıldır kapıda bekleten mi kabahatli, 50 yıldır kapıda bekleyen mi kabahatli. Başka kapı mı yok! Şangay Beşlisi, Dalton Dörtlüsü, G 20 si, 40 Haramisi de olmaz. D 8 i geliştirip İslâm Dinarı na, İslâm BM sine, İslâm Ortak Pazarı na geçmeden bu gavurlar bizi daha çok kapı kapı dolaştırırlar. Kapı önlerinde daha çok bekleturlar. Temel görmez misun; herifler AB ci-Kostantinler 28 üyeye çıktılar, bayraklarında halen 12 Havariyi temsilen 12 yıldız var. 12 Havari içeru, diğerleri dışaru. Adamlarun verdiği ÇEKLER KARŞULUKSUZ Temel KARŞULUKSUZ. İster ÇEK Cumhuriyeti nden, ister SENET Cumhuriyeti nden, istersen kalpazanların karşılıksız basıp dünyayı soydukları DOLAR Cumhuriyeti nden bağırıp çağır, havadur civadur.

Anladım Tursun kardeş, sağolasın. Ampul patladı.

İdris Düzgöz

Bu biz miyiz

İnsanımızı ayırmışlar bölük bölük,

Küçücük coğrafyamızda dilim dilimiz.

Kol geziyor yanı başımızda kötülük,

Sanki bağlı, gönlümüz, elimiz, dilimiz...

Allah ı, Kur an ı, Peygamber i unuttuk;

Bereketsizlik peşimizi bırakmıyor...

Ülkemiz sanki tefeci elinde tutuk;

Hiç üçümüzü beşimizi bırakmıyor...

Ekrem Şama