Ana kavramı kadının merkezi kimliğidir. Kadın eştir, evlattır, üretendir ve bütün rollerini aktif şekilde yerine getiren kişidir. Ancak bunlardan hiç biri “analık” rolü kadar tesirli ve kalıcı değildir. Zira en değerli şey topluma hayırlı nesiller yetiştirmektir ki, analar bu işi severek ve isteyerek yaparlar.

Bir ana için en kıymetli şey çocuğudur. O, canından malından ve sahip olduğu bütün imkânlardan vazgeçer de çocuğundan vazgeçemez. Ananın kalbi çocuğu ile birlikte atar. Ananın kalbinde kin tutmaz çünkü burası sevginin çağıldadığı bir kaynaktır. Geçtiğimiz gün, bütün dünyanın ilgi odağı olan o “Ana’nın” yüzünde, şefkat, hasret ve acının izlerini gördüm. Nakledilen habere göre İranlı kadının oğlu bıçaklanarak öldürülür. Ana acı çekmektedir, dayandığı tek şey ise dua ve sabırdır. Bir anne için katlanılmaz olan tek şey çocuğunun katili ile göz göze gelmektir. Ama ananın yolu hayatın bir kesitinde buraya da düşer.

Ana oğulun hayali ile yaşarken, mahkeme katilin idam edilmesine karar verir ve beklenen saat gelir. İnsanlar korku dolu gözlerle bakarken, katilin gözleri bağlanır ve sabahın ilk ışıkları ile birlikte darı ağacına getirilir. Aileler olay mahallinde beklemektedirler. İki ana, biri evladının acısını yüreğine gömmüş, diğeri katil anası olmakla suçlanmış ve bu damgayı sırtında taşımak zorunda bırakılmış... Kader iki kadını bir araya getirir ve o gün hiç kimse o iki kadının acını anlamaya güç yetiremez.

Nihayet beklenen an gelir, herkes gözlerini çevirmiş beklemektedir. Bakışlar anaya yönelir, insanlar ananın gözlerine bakar ve nefreti görmeye çalışırlar. Ananın kin ve nefretle katile bakıp, bütün öfkesini kusacağını düşünürler. Ananın gönlünde acı vardır fakat nefretten eser kalmamıştır. Meraklı bakışlara aldırmadan merhametini kuşanır ve katile doğru ilerler. Sonra acıyla öfkeyi avuçlarına sıkıştırır ve bütün kuvvetiyle katilin yüzüne vurur. Ana katilin yüzüne acımaklı bir ifade ile bakar onu affettiğini söyler. Ananın bu tavrı merakla bekleyenlerde büyük bir hayret uyandırır, neden vurdu ya da neden affetti gibi fısıldaşmalar başlar. Oysa ana şefkatini ürettiği gönlünde öfkeyi de üretmektedir. Ana insandır, ana biricik oğlunu kanlar içinde bulmuş ve erken yaşta ona veda etmiştir. Ana acı çekmektedir fakat ana her insan gibi öfkeyi de sevgiyi de taşımaktadır. Ana, kalbinde bütün insanlığa yetecek kadar şefkat ve sevgi taşımaktadır. Ana affetmekle kaybetmiş değildir, belki de katilin ıslahına hatta hidayetine vesile olacak bir davranışta bulunmuştur. Ana insandır ve ananın kalbinde o katili affedecek kadar şefkat ve merhamet vardır.