Amerika’nın dostluğu da düşmanlığı da menfaat üzerine. Faydaya göre konum belirliyor, müttefik seçiyor… Gerektiğinde birkaç ayda, bir senede düşmanlarının ve dostlarının listesini değiştirebiliyor, güncelleyebiliyor.

Dünyanın birçok ülkesinde Amerika’nın asker bulundurması kimseyi rahatsız etmiyor nedense. Kötülüğe ve bağımlılığa alıştı insanlar.

Doymak bilmeyen iştahıyla, hükmetmeyi, sömürmeyi, kendi insanı ve ülkesi için, başka toplulukları hiçe saymakta sınır tanımıyor.

Kendi güvenliğini Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Yemen’de, Küba’da ararken, başka ülkelerin insanlarının yaşadıklarını, çektiklerini görmezden geliyor.

Sanki bütün dünya Amerika için yaşamalı gibi bir hüküm ortaya koyuyorlar. Ne yapıyoruz biz? Seyrediyoruz.

Dünya kanıksadı Amerika faşizmini.

Suudlarla kol kola giriyor, petrol hatırına. Yemen’de iç savaş çıkartıyor, iki tarafa silah satıyor.

Geçmişte, İran-Irak savaşını hatırlayın… Saddam’ı savaşa sürükleyen Amerika olmadı mı? İran karşısında Saddam’a silah veren Amerika değil miydi?

O savaş senelerce sürdü. Stokladıkları silahları petrol karşılığı satmayı başardılar.

Bizim Müslümanlar ne yaptı?

Amerika’nın kazdığı kuyuya, Amerika’nın ipiyle indiler ve boğuldular.

Saddam kimin adamıydı, kimler astı? Tuhaf değil mi?

Körfez ülkeleri avuçlarında. Garip Afrikalıları Avrupalılarla aralarında paylaşmışlar zaten. Afrikalı toplulukların birçoğu ana dillerinden ziyade ya İngilizce konuşuyorlar, ya Fransızca.

Ve bu milletlerin çoğu Müslüman.

Pakistan’a gidin bakın… Hindistan’a… Bangladeş’e… Öğrenim dili İngilizce.

Şimdilerde Amerika PKK’yı kendine yeni müttefik tayin etti. Neymiş efendim, Suriye’nin içinde hâkim olan DEAŞ iktidarını Kürtlerle yok etmek istiyormuş…

Herkesi kullanır Amerika.

PKK’lılar sözde sosyalist, komünist... Düne kadar Amerika’ya sövgüler dizenler, şimdilerde canilerle kol kola girmiş görünüyorlar.

Amerika PKK’ya silah vermeye devam ediyor… Bahanesi biliniyor. DEAŞ’ı temizleyecekmiş…

Verdikleri silahların bir kısmı, Uludere’de ele geçiriliyor… Bizim yetkililer bunu Amerikalılara söyleyince, gereğinin yapılacağını söylüyorlarmış…

Düştüğümüz hallere bakın.

Amerika’nın ipiyle kuyuya inenlerin sonunu görmek isteyenler, uzağa değil, yakın tarihe iyi baksınlar...

Bugün seninle kol kola girer, yarın başkasıyla yan yana durup, sana ateş eder, seni zayıf düşürmek için, seni aşağıya çekmek için her türlü oyunu oynar…

Yok, efendim demokrasi olmazsa olmazıymış… İnsan hakları… Özgürlükler önemliymiş.

Amerika’nın desteklediği ve müttefik dediği ülkelere bir bakın… Çoğunda krallık, faşizm, saltanat var… Özgürlükler firarda… İnsan hakkı, insan haysiyeti yerlerde sürünüyor.

Bunları umursamaz onlar...

Çıkarları önemlidir onların.

Müslümanların hâlâ uyanmamaları insanı kahrediyor. Hâlâ kol kola, Amerika’nın ipiyle kuyuya inme heveslilerini görünce, içim acıyor…

Yapmayın efendiler, yapmayın… Bırakın bu sahte dostlukları. Elbet ilişkiler devam edecek… İki ülkenin medeni ve ortak çıkarlara dayalı diyalogu devam etsin… Ama güvenmek mi, dostluk mu? Olabilir mi?

Ya diğer Müslüman topluluklar. İradeleri bağlanmış gibi.

Zincirleri kırmak gerekir… Prangaları eritmek lazım… İşte o zaman övülmüş, seçilmiş bir ümmet olursunuz.