Mısır da darbe oluyor insanlar fevç fevç öldürülüyor ve

ülke ile dolaylı ya da dolaysız ilişkisi olan bütün ülkeler bu olaylara karşı

duyarsız kalıyor. Küresel istikbarın epeydir bitmeyen saldırıları karşısında

sabır kalelerinde mevzilenen İslam coğrafyası artık içerden fethediliyor.

Düşmanları kendi içimizde ve topraklarımızın bağrında yetiştiriyoruz.

İstanbul da ve ülkemizin diğer bölgelerinde Mısır da

yapılan katliama tepkiler devam ederken, şehitler mesajlarını bırakıp

gidiyorlar. Konu ile ilgili yapılan şu tespitlere katılmamak ise mümkün değil:

Mısırla Türkiye İslam coğrafyasında bir madalyanın iki yüzü gibidir. Birinde

gelişen menfi olaylar diğerinde de karşılık bulur. Türkiye de başlayan müspet

ve menfi gelişmeler ise İslam coğrafyalarında menfi ya da müspet gelişmeleri de

beraberinde getirir Bu durum her iki toplumun da nezdinde İslam coğrafyasında

söz sahibi bütün Müslümanların sorumluluğunu da ortaya koyuyor

Mısır da ve tüm İslam coğrafyalarında bölgesel

inisiyatiflerin ortaya çıkması, ortak aklın ve vicdanın oluşması için ise,

Rahmetli Erbakan hocamızın öteden beri dile getirdiği İslam birliğinin acilen

müessese haline getirilmesi gerekmektedir. Çoğu kişi bunun nasıl ve ne şekilde

olacağı konusunda fikir sahibi dahi değilken bugün yaşananlar karşısında herkes

bunun kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Zira bu parçalanma ve aşınmanın

katlanarak devam etmesi durumunda bizlerin çocuklarımıza söyleyecek hiç bir

sözümüz kalmayacaktır. Bu nedenle öncelikle cemaat liderlerinin, siyasi

hareketlerin, iktidarı ellerinde bulunduranların, ülke menfaatleri üzerinde söz

sahibi olanların hem mahşeri vicdanlarında hem de toplum nezdinde yaşananları

yeniden ele almaları ve sorumluluklarını yerine getirmeleri beklenmektedir.

 Günümüzde kimi

zaman damıtarak, kimi zaman şehitler vererek, yoksulluklar içinde

yalnızlaştırılarak etkisiz hale getirilmeye çalışılan İslami cemaatler ve

hareketlenmeler artık bu tecrübeleri ile daha aktif olabilmekte ve inisiyatif

alabilmektedirler. ABD ve yandaşları, zaman zaman dolaylı yollardan bu

kimseleri destekliyor gibi görünseler de asıl istedikleri, ehilleştirilmiş

ılımlı bir siyaset yapısı ortaya koymaktır. Zira bu onların İslam toplumlarında

daha rahat hareket etmelerini sağlayacaktır. Fakat İslam coğrafyalarında Batılı

emperyalistlerin izledikleri yıldırma politikaları ahlak ve ifsad edici medya

iletişim psikolojik hareketleri toplumun büyük bir kitlesini etki altına alsa

da ıslah edici inşa edici olan küçük bir nüvenin bozulmasını hiçbir zaman güç

yetirememiştir. Zaten toplumsal olaylarda da artık küresel olarak gördüğümüz

gibi küçük öncü nüveler, çok büyük mayalama etkisine sahip oluyorlar. İslam

coğrafyasının en büyük kazanımı, kimi zaman yenilgilere maruz kalsalar kimi

zaman şehit verseler de bu öncü kitlelerin varlığıdır.

Allah ın külli yasası gereği zulumat devam edemez, nur

kalıcıdır, zulmet ise geçicidir. Onlar geçici olarak iktidar kurarlar ve

zulümlerini yapmaya devam ederler. Ama mütekebbirlerin zulmü dünya üzerinde

uzun soluklu görünse de, Allah nezdinde nispi ve geçicidir. Allah ın küresel

yasaları ise cevheridir kalıcıdır. Bugün, İslam toplumları, Mısır da ve

dünyanın dört bir yanında büyük yaralar alsa ve kayıplar da verseler de

Allah ın yardımı ile yeniden toparlanma gücüne sahip olacaklardır.