Yerel seçimlerle ilgili geçtiğimiz haftalarda kaleme
aldığımız yazımızda, iktidar partisinin yapmaya çalıştığı algı operasyonunun ve
zihinsel dönüşüm paradigmalarının neler olduğunu teferruatlı şekilde dile
getirmiştik. İktidar partisinin bu tavrı, ana muhalefetin de şirazesinden
çıkmasına ve yaşadığımız yerel seçimlerin, genel seçim havasına bürünmesine yol
açtı. Her akşam özellikle yandaş televizyon kanallarında AKP nin Ben lafa
değil icraata bakarım sloganlı seçim reklamlarını izliyoruz. Türkiye nin her
tarafından bir başka icraat, Başbakan Erdoğan ın resmiyle son bulan bir reklam
kılıfıyla zihinlerimize yedirilmeye çalışılıyor, insanlarımız farklı bir
algının tuzağına çekilmeye çalışılıyor.
Açıkça sormamız gerekiyor: Yerel anlamda neler yaptınız
Şehirlerin hangi problemlerini çözdünüz Şehirlerin marka değerine hangi
katkıyı ürettiniz
Bu reklamları izleyen her insanın, öncelikle bu soruyu
sorması ve kendi şehrinde yaşanan en yoğun problemle ilgili olarak kesin bir
durum değerlendirmesi yapması gerektiğini düşünüyorum. Ben İstanbul da
yaşıyorum İstanbul un en önemli problemi trafik Gece gündüz, sabah akşam,
ikindi vakti değişmiyor. Plansız programsız yapılaşma, kapitalist bir
zihniyetle kurgulanan imar planları ve şehrin trafik ana akslarının üzerine
yapılan AVM ler, rezidanslar, gökdelenler sebebiyle bu şehrin trafik kaosuna
girmesinin nedeni, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ndan başkası değildir.
Bu problemi, ana aksların dışında kalan metrobüs ve Marmaray hattıyla
rahatlatmak, trafik problemini tamamen ortadan kaldırmak, ancak hayaldir. Bu
projelerle, İstanbul un trafiğini çözdüğünü söyleyen belediye başkanı da
düpedüz bizleri kandırmaktadır.
Bu arada farklı bir algı operasyonuna daha dikkatinizi
çekmek isterim. İstanbul da şehrin değişik noktalarında özellikle üst
geçitlere, İstanbul un farklı sorunlarının çözümünün gerçekleştirildiği noktasında
pankartlar asılmış durumda. Birkaç yerde, İstanbul da değişim ve dönüşüm 1994
yılında başladı şeklinde pankartlara denk geldim. 1994 yılı özel bir tarih
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, özellikle bu tarihe vurgu
yaparken, o tarihte büyükşehir belediye başkanlığına Recep Tayyip Erdoğan ın
geldiğini hatırlatmak istiyor. Diyor ki, Çöp dağlarından tertemiz bir
İstanbul a
İstanbul un çöp dağlarıyla boğuştuğu, pisliğin
kepazeliğin kol gezdiği günleri çok iyi bilirim. O tarihlerde Büyükşehir
Belediye Başkanı Prof. Dr. Nurettin Sözen idi. İşçilerinin maaşını vermekten
bile aciz Sözen, İSKİ skandalıyla birlikte sandıkların dibine gömüldü. İşbaşına
gelen Recep Tayyip Erdoğan, Şiir okuyup hapis cezası aldığı tarihlere kadar,
Refah Partisi markasıyla müthiş başarılara imza attı. Ama o dönem efsane Milli
Görüş belediyeciliği dönemidir O dönem, İnsan odaklı hizmetin, insan odaklı
proje üretmenin, şehri hakkaniyetli biçimde planlamanın dönemidir
Bugün, şehrin en önemli yerlerini müteahhitlerin
yağmasına açan, AVM lerle, rezidans projeleriyle, gökdelenlerle her yerin talan
edilmesine göz yuman belediyecilik anlayışıyla, o günkü belediye yönetimi ve
zihniyeti arasında siyah ve beyaz kadar fark vardır.
Kadir Topbaş, 1994 teki Refah Partisi ve Milli Görüş
belediyeciliğini, kendi kapitalist zihniyetinin başlangıç ve odak noktası
olarak anlatamaz, anlatmamalıdır. O dönem Refah Partisi nin marka, efsane
belediyesi olarak tarihlere geçmiştir ve İstanbul un en başarılı belediye
dönemi olarak bir milat olarak herkesin dilindedir.
Lütfen kirli zihniyetinizi insanların dönüşümü noktasında
kirli bir algı operasyonuyla yedirmeyin Siz her şeyi ranta tahvil ettiğiniz,
şehrin yağmalanmasına göz yumduğunuz kendi döneminize bakın!