SaadetSaadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tongüç anlattı;

“Sanıyorum 2000’li yılların sonlarıydı… Erbakan Hocamız ‘Kur’an ziyafeti’ adı altında tüm illerde Kur’an-ı Kerim okunan programlar icra etmemiz talimatını verdi.

Biz tabii Erbakan Hocamızın talimatı doğrultusunda il il programı icra etmeye başladık.

Sıra Tunceli’ye geldi... Tunceli Valisi ile görüşüp meramımızı ve talebimizi anlattık. Vali bey, ‘Olur ama bir şartla, cemevinde yapacaksınız’ dedi. Kabul ettik, olur dedik.

İranlı bir hafız kardeşimiz vardı. Bu kardeşimizi cemevine yolladık, Kur’an-ı Kerim programını icra etmesi için. Gitti. Tabii, İranlı olduğu için cemevinde Hazreti Ali Efendimizin fotoğraflarını görünce bu hafız kardeşimiz coştukça coşmuş.

O anda cemevinde bulunan Alevi dedeler de sevinçten bayılmış, çok sevmişler bu hafız delikanlıyı...

Olaysız ve vukuatsız bir şekilde Tunceli’de de Kur’an ziyafeti programını en güzel şekilde gerçekleştirmiş olduk. Elhamdülillah.”

***

İlyas Bey bir de haber verdi;

“Belki de bizim bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak, Ankara Sincan’da sadece yurtdışına Kur’an-ı Kerim göndermek üzere baskı yapan bir matbaa kuruldu. Böyle güzel bir hizmete vesile olduysak ne mutlu bize. Şükürler olsun…”

NEYİN ANLAŞMASI?

*   İşgalci İsrail, Filistin’i devlet olarak tanıyacak mı?

*   İşgalci İsrail, Filistinlilere kurşun atmayı sürdürecek mi, sürdürmeyecek mi?

*   İşgalci İsrail, Filistin’e ablukaya devam edecek mi, etmeyecek mi?

*   İşgalci İsrail, Filistinlilerin kollarını ve kemiklerini kırmaya devam edecek mi, etmeyecek mi?

*   İşgalci İsrail, Filistin topraklarına bomba yağdırmayı bırakacak mı, bırakmayacak mı?

*   İşgalci İsrail, Nil’den Fırat’a kadar uzanan ‘vaat edilmiş topraklar’ projesinden ve planından vazgeçecek mi, vazgeçmeyecek mi?

Şayet bunlar aynen devam edecekse;

1) İsrail’le anlaşsanız ne yazar, anlaşmasanız ne yazar?

2) İktidar koltuğunda iki gün daha fazla oturmak için böyle bir atraksiyon içine giriyorsanız, bu ayıp da size yeter de artar bile!

OSMAN KORUTÜRK’TEN AÇIKLAMA VAR

Osman Korutürk…

Eski Cumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk’ün oğlu. Geçen dönem CHP milletvekili idi. Emekli Büyükelçi.

Osman Bey’in bir dergideki makalesinde geçen “(CHP) Belki yurt çapında yeni bir ‘Gezi’ süreci başlatmalı” değerlendirmesini bu köşede eleştirdim.

Osman Bey açıklama gönderdi. Özetleyerek yayınlıyorum;

Sayın Öksüz,

“CHP Gezi sürecine dönülmesini istiyor” başlıklı yazınızı okudum.

Öncelikle eleştirilerinizin kibar üslubuna ve hakkımdaki nazik ifadelerinize teşekkür ederim. Takiben, sizin de yazınızda işaret ettiğiniz gibi artık milletvekili olmadığıma, CHP’de aktif görevde bulunmadığıma ve dolayısıyla dile getirdiğim görüşlerin partimi değil sadece beni bağlayacağına işaret etmek isterim.

Kaldı ki, atıfta bulunduğunuz makalemin bütününden de görüleceği gibi ben orada partinin “ne yaptığını ve istediğini” değil, “ne yapmasının ve ne istemesinin isabetli olacağını düşündüğümü” anlatmaya çalışıyorum.

Eleştirinizin özünü oluşturan “(CHP) Belki yurt çapında yeni bir ‘Gezi’ süreci başlatmalı” cümlesine gelince, bu cümleyi de cımbızla çekip makalenin tümünden ayırmak yerine, yazının bütünü içinde ve kastedildiği ‘örnekseme’ amacının boyutları içinde değerlendirseydiniz, amacımı daha doğru teşhis etmiş olurdunuz diye düşünüyorum.

Dikkat ederseniz makalemde gezi sözcüğünü tırnak içine alarak, buna “süreç” sıfatını ekleyerek ve “belki” edatıyla bir de tereddüt ifadesi katarak zikrediyorum. Bu cümlenin maksadı, birlik ve beraberlik ruhundan güç alacak bir geniş muhalefet cephesini doğru tanımlayabilmekten ibarettir.

Benim TBMM Danışmanım Muzaffer Ayhan Kara ile ortak ‘Gezi’ gözlemlerimiz neticesinde CHP Genel Başkanı’na hitaben yazmış olduğum ve içinde partinin bundan çıkarabileceği dersleri özetlemeye çalıştığım kısa bir raporu size göndermesini Ayhan Bey’den rica edeceğim.

Bu yazıyı, sadece değer verdiğim bir gazetecinin bana çok kibarca yönelttiği eleştiriler karşısında ona kendi gerçeklerimi izah etmek için yazıyorum.

Bu vesileyle selamlarımla, sevgi ve saygılarımı gönderir, yaklaşan Ramazan Bayramınızı şimdiden kutlarım. (OSMAN KORUTÜRK-TBMM 24. Dönem CHP Milletvekili, E. Büyükelçi)

BİRİLERİ BU RAKAMLARI BİNALİ YILDIRIM’IN KULAĞINA FISILDASA, KEŞKE!..

*  “İlimizde sanayi sektöründe halen 1430 insanımız çalışmaktadır.”

*  “OSB’de üretime geçen firma sayısı 64 olup çok yakında açılması planlanan 10 işyeriyle ve proje safhasında olan 11 işyeriyle birlikte ancak %55 doluluk oranı yakalanacaktır. Halen doluluk oranımız %46’dır.”

*  “Maalesef FORTUNE 500 listesinde ilimizden herhangi bir işletme bulunmamaktadır. Yani Türkiye’nin en büyük 500 işletmesi arasında yokuz.”

*  “Erzincan %48 istihdam oranıyla 81 il arasında kendisine ancak 48. sırada yer bulabilmektedir.”

*  “İşgücüne katılma oranımız %51’dir. Erzincan›da toplam çalışan sayımız 50.268 olup bu çalışanların bakmakla yükümlü olduğu sayı 94.018 kişidir. Yani her çalışan kendisiyle beraber 3 kişiye bakmak zorundadır.”

*  “2013 yılı verilerine göre kişi başına gayri safi katma değer Türkiye için 9244 dolar iken Erzincan için maalesef 5901 dolardır.”

*  “Sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışanların oranı tüm Türkiye›de Sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışanların sadece %0.81 etmektedir. Başka bir ifadeyle Erzincan, Erzurum ve Bayburt illerimizde sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışanların toplamı ancak İstanbul İlinin 38’de biri kadardır.”

*  “Yine ilimiz nüfus olarak da 81 il arasında 70. sırada bulunmaktadır. Kilometre karede yaşayan 19 kişi ile ise ancak Tunceli ilini geçip 80. sıraya yerleşmişiz. Türkiye ortalaması ise kilometre karede 100 kişidir.”

*  “Yine 2013 yılı verilerine göre Erzincan›da yapılan yıllık ihracat sadece 7.300.000 dolar iken İstanbul 70 milyar dolar ile başı çekmektedir.”

*  “İstanbul 70 milyar dolarla ihracatta %100 artış sağlayacakken biz sadece 7 milyon dolarla %100 artış sağlayabiliyoruz.”

***

Ben uydurmuyorum; bu rakamları telaffuz eden, çiçeği burnunda Erzincan Valisi Ali Arslantaş… Burası, Başbakan Binali Yıldırım’ın da memleketi…

Birileri bu verileri ve rakamları, Erzincanlı olmakla övünen Başbakan Binali Yıldırım’ın kulağına da fısıldasa, keşke…

NOT: Bugün, 29 Haziran 2016, Çarşamba 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!